<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691</id><updated>2012-02-12T19:17:28.018+02:00</updated><title type='text'>yukarda biri mi var?</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>83</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4865783407351468139</id><published>2012-01-26T09:53:00.001+02:00</published><updated>2012-01-26T09:53:09.218+02:00</updated><title type='text'>"politika politika" diyor sanki</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Yeni özgür olan Libya halkı belki özgürlüğünün tadını çıkarıyor olabilir, ama, başlıca gıda, yağ ve benzindeki büyük enflasyonun tadının hoş olduğunu sanmıyorum. Silahlı milis güçlerin, silahlarını, NATO tarafından Kaddafi'nin öldürülmesinden aylar önce tanınan hayali hükümete teslim etmeye pek niyetli olmamaları da bir başka tatsızlık olsa gerek. Kanunsuz ve kimseye hesap vermeyen isyancılar bir taraftan servet yaparken diğer taraftan ülkeye baştan sona korku salıyorlar.&lt;br /&gt;Ama her şey kötü gitmiyor. Özgürlüğüne düşkün Libya halkı çubuğunu tüttürüp özgürlüğün hazzına varabilsin diye esrar o kadar ucuzladı ki her sokak köşesinde rastlamak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4865783407351468139?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4865783407351468139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4865783407351468139&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4865783407351468139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4865783407351468139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2012/01/politika-politika-diyor-sanki.html' title='&quot;politika politika&quot; diyor sanki'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3256531265192775166</id><published>2012-01-20T07:20:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T07:20:40.069+02:00</updated><title type='text'>kardan adam</title><content type='html'>&lt;br /&gt;İlk gün, kararını veriyorsun, daha fazla su içeceğinin, günde sekiz bardak, hatta daha fazla. Birden oda sessizliğe bürünüyor, güneş, saygıyla batıyor ufukta. Elinde tuttuğun bardağı bir dikişte bitiriyorsun.&lt;br /&gt;Ertesi sabah, sekiz saatlik uykundan bir bebek gibi uyanıyorsun. Güneş, ışığını camdan yansıtıp beyaz çarşafına ve yatağının hemen yanında akşamdan hazırladığın bir bardak suyunun üzerine saçıyor. Suyu içince, açlığının yatışmış ve kahvaltı için henüz erken olduğunu fark ediyorsun.&lt;br /&gt;Sonra, metro durağında berrak yüzlü, yaşlıca bir kadın yanına yaklaşıyor, eliyle hafifçe koluna dokunuyor ve cildinin canlılığını, taze ve parlak oluşunu ancak suyla sağlamış olabileceğini söylüyor, gülümseyerek onaylıyorsun, alnına şefkatli bir öpücük bırakarak uzaklaşıyor.&lt;br /&gt;Bir hafta sonra, doktora, rutin kontrolüne gidiyorsun. Test sonuçlarına bakınca anlamsızca homurdanıyor, senin yaşında bir kadının vücudunda tek bir toksin olmasın, sanki bir anda bir şey hepsini yıkayıp yok etsin, olacak şey değil gibi geliyor. Bunu sana nasıl açıklayacağını bilemiyor. Sindirim sisteminin eşine az rastlanır bir inciye dönüştüğünü belki son zamanlarda iştahının azalmış, pek bir şey yiyemiyor olabileceğine yoruyor.&lt;br /&gt;Yine gülümsüyorsun, bu seferki ifadeyi kabul etmeyerek. Çantana uzanıp aldığın şişeden bir yudum su içiyorsun. Boynuna asılı stetoskopuna artık gerek kalmadığını söyleyip çıkarıyor, günde sekiz bardak içtiğini duyunca cildinin her bir santimetre karesinin yumuşacık ve sağlıklı parıltı yayışının sebebini anlıyor.&lt;br /&gt;Her nerede olursan yanında su bulunduruyorsun. Bazen işten yorgunca döndüğünde hıçkırıncaya kadar içiyorsun. Günlük bu kadar su tüketen biri çoktan tuz dengesizliğinden ölebilirdi belki ama sen daha güçleniyor, daha güzelleşiyorsun.&lt;br /&gt;Tüm yayın kuruluşları, sağlık dergilerinden televizyon programlarına, hepsi senin sırrını öğrenmek istiyor. Açıklaman için yalvarıyorlar. Aç (susuz?) gözlerle sana bakıyorlar, bunu nasıl başardığını duymak için can atıyorlar, yavaşça iç çekiyorsun ve hepsinin sadece su içmekle olduğunu söylüyorsun, bazen bir dilim salatalık ya da limonla tatlandırdığını da.&lt;br /&gt;Sen geçerken koskoca adamlar hıçkırıklara boğulup önünde dizlerinin üzerine çöküyor, anneler yavrularını sana uzatıp dua etmeni bekliyor.&lt;br /&gt;Dünyada her ülke, suyun dışındaki bütün içecekleri yasaklıyor, kuraklık bitiyor, çöller aşka gelip su fışkırtıyor. Sen parmak uçlarında sevinçle dönerek dansa başlıyorsun, önce yavaşça, daire çiziyorsun, herkes senin ritmine uyuyor, daha fazla su içip dans ediyor.&lt;br /&gt;Artık herkes daha fazla su tüketiyor, ılık bir yağmur yağmaya başlıyor, "İşte o," diyor bir fısıltı, sen yağmurun içine, insanların sözlerinin duyulamayacak fısıltılar haline geldiği yere yüzerek yükselirken, "İşte o, her gün su içen kadın!".&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3256531265192775166?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3256531265192775166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3256531265192775166&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3256531265192775166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3256531265192775166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2012/01/kardan-adam.html' title='kardan adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1704609894907078906</id><published>2011-12-16T00:26:00.000+02:00</published><updated>2011-12-16T00:26:05.520+02:00</updated><title type='text'>taze çiğ damlası</title><content type='html'>Rüyalarla örülü dünya, pamuktan bulutların ötesinde, sıcacık yünlü kazak gibi. Aniden kaybolur dokunacak kadar yakınken, gökkuşağı sanki.&lt;br /&gt;Dünyayı keşfedince hayretler içinde kalacak, ama yalnız değil, onun gibi birçoğu orada olacak. Nasıl anlatayım, gözlerini kocaman açmış, hayale dalmış yürürken, adımını atar, ayağı takılır, ama emindir, çünkü batan güneş de yeniden doğar.&lt;br /&gt;Gökyüzünde kuşlarla süzülüp dolaşmak için binlerce kanat var, gidecek yollar, dönecek yönler var. Elinde ne var: Ödünç zamanlar. Öyleyse yaşa geri gelmeyecek şimdiyi, bırakma aşmadık sınır, tadını çıkar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1704609894907078906?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1704609894907078906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1704609894907078906&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1704609894907078906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1704609894907078906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/12/taze-cig-damlas.html' title='taze çiğ damlası'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2975077362061975622</id><published>2011-11-21T23:32:00.000+02:00</published><updated>2011-11-21T23:32:08.395+02:00</updated><title type='text'>yan ve parla</title><content type='html'>Gözündeki bozukluk öyle bir noktaya vardı ki, elektrik ampulü gibi bir&lt;br /&gt;buluşu bile hakkıyla kavrayamadı, çünkü elektrik bağlandığında Ursula'nın&lt;br /&gt;gözleri ancak ölgün bir ışık seçebilecek duruma gelmişti. Ursula bundan&lt;br /&gt;hiç kimseye söz açmadı, çünkü gözlerinin görmediğini anlayınca herkes onun&lt;br /&gt;artık işe yaramaz hale geldiğine kalıbını basacaktı. Ursula gözlerine inen&lt;br /&gt;perdenin örttüğü şeyleri belleğinin yardımıyla görebilmek için, eşyaların&lt;br /&gt;nerede durduğunu, aralarında ne kadar uzaklık olduğunu, insanların&lt;br /&gt;seslerini kafasına iyice yerleştirdi. Daha sonra beklenmedik bir&lt;br /&gt;yardımcı buldu kendine. Kokular, karanlık dünyada eşyanın renk ve&lt;br /&gt;kitlesinden daha belirleyici oluyordu. Ursula, kokuları&lt;br /&gt;ayırdetmek yoluyla, doğaya yenik düştüğünü itiraf etmenin utancından&lt;br /&gt;kurtuldu.&lt;br /&gt;Odasının karanlığında iğneye iplik geçirip düğme dikebiliyor&lt;br /&gt;ve sütün ne zaman kaynayacağını kestirebiliyordu. Her şeyin yerini&lt;br /&gt;öyle bir şaşmazlıkla biliyordu ki, kimi zaman kör olduğunu&lt;br /&gt;kendi de unutuyordu. Bir keresinde Fernanda, nişan yüzüğünü yitirdi,&lt;br /&gt;evi ayağa kaldırdı, altını üstüne getirdi, bulamadı da, Ursula&lt;br /&gt;çocukların yatak odasındaki bir rafın üzerinde yüzüğü buldu. Bunun&lt;br /&gt;nedeni de basitti. Ötekiler ne yaptıklarına dikkat etmeksizin&lt;br /&gt;evin içinde gezinirken, Ursula boş bulunmamak için dört duyusunu da&lt;br /&gt;olanca gücüyle seferber ediyordu. Çok geçmeden, ailede herkesin bilinçsiz&lt;br /&gt;olarak her gün aynı hareketleri yaptığını, aynı yolu izlediğini ve hemen&lt;br /&gt;hemen aynı saatlerde aynı sözleri yinelediğini farketti. Ancak günlük&lt;br /&gt;çizgilerinden saptıkları zaman, bir şey yitirme tehlikesiyle&lt;br /&gt;karşılaşıyorlardı.&lt;br /&gt;O yüzden Fernanda yüzüğünü yitirip de telaşa kapılınca, Ursula onun o gün&lt;br /&gt;her zamankinden farklı olarak çocukların odasına girdiğini, Meme yatağında&lt;br /&gt;tahtakurusu buldu diye şilteleri güneşe koyduğunu hatırladı. Çocuklar odada&lt;br /&gt;olduğu için, Fernanda'nın yüzüğünü onların erişemeyecekleri tek&lt;br /&gt;yer olan rafa koymuş olabileceğini kestirdi. Oysa Fernanda, yüzüğünü&lt;br /&gt;her gün dolaştığı yerlerde boşuna arıyor ve günlük alışkanlıkların&lt;br /&gt;kayıpların bulunmasını zorlaştırdığını bilmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999;"&gt;Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2975077362061975622?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2975077362061975622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2975077362061975622&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2975077362061975622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2975077362061975622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/11/yan-ve-parla.html' title='yan ve parla'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7318055192221446360</id><published>2011-11-10T11:11:00.011+02:00</published><updated>2011-11-10T11:11:00.094+02:00</updated><title type='text'>bu son mu?</title><content type='html'>Gecenin kabuğu soyulmamış hararetiyle fırlatılıp atılmış bi giysi parçası gibi tezgahın üzerine uzanıyor, çapkın bakışlarıyla beni ayartmaya çabalıyor. Kalbim çarpıyor, kanlanmış gözlerim yanıyor, sökük ceplerim ellerimi kıvrandırıyor.&lt;br /&gt;Cildim çoğu alt geçitte rastlanabilecek mide bulandırıcı ıslak bir tonda, bakımsız sakalım da havada birden kaybolan sigara dumanı. Hayat, dudaklarımı zoraki bi gülümsemede sabitlemiş, sol tarafım somurtmak isteyecek olsa sağ tarafım müsaade etmeyecek sanki. Ölçüyü kaçırmamam için dua eder gibi mırıldanarak tezgaha uzanıp eskimiş kadehi bir parmak daha dolduruyorum. Sonrası malum.&lt;br /&gt;Siyah saçları, sonra, kesik asfalt çizgisinin ileri doğru eğrilişine kafiyeli siyah saçları. Biraz daha parlak siyah saçları, güneş doğmak üzere daha parlak siyah saçları. Kararsızlık nefesi çekiyorum, dumanı da kararsız, ağzımdan çıkıp çıkmamakta, gözlerimi yakıp yakmamakta kararsız. Simsiyah saçları ve kapkara kararsızlık dumanı.&lt;br /&gt;Hareket eden resimler, resimdekiler öylece dururken hareket eden. Limon bahçelerine dalıyorum. Gözlerim açıkmış meğer, sıkıyorum bir damla, sonra, bir damla, sağ gözüm doysa sol gözüm doymuyor. Yokuş aşağı satır atlayarak kolaya kaçıyorum, arkamdan bir limon ağacı yetişiyor. Gözlerim hafifçe kapanıyor, kapanacak gibi kapanmıyor, kararsızlık dumanına yanmış gibi, yokuş aşağı kapanıyorum.&lt;br /&gt;Kapım ardına kadar açık, kendime geliyorum. Dışarısı buz gibi, ilk adımı sayıklarken kazağımın boğazını çekiştirip enseme sürtünerek sırtıma kayıyor. Çekilmez olduğu halde iç çekiyorum, belimi ısıran dişlerini göstererek gülümsüyor. Burnum kızarıyor, kokusunu alamıyorum. Ben dışında oynaşırken, içinde yanıyor. Meğer artık sabah olmuyor, yine de uyanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7318055192221446360?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7318055192221446360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7318055192221446360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7318055192221446360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7318055192221446360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/11/bu-son-mu.html' title='bu son mu?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3206834734729305204</id><published>2011-10-20T09:11:00.000+03:00</published><updated>2011-10-20T09:11:02.646+03:00</updated><title type='text'>pencereden gördüğüm kadarıyla</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Sabah erken gelir ya! Telaşla akarken basamaklardan, aynı telaşla tutunur saçlarına beyaz bi kurdela. Merdiven bitip kaybolunca, pabucun gülümser köşede, kalabalığı karıştırırsın kendine. Gürültüye uyuttuğun göz bebeğin kaçarken, ufacık bir tohum sızar kirpiklerinin arasından, kim bilir ne renk, kocaman bir çiçek yetişir sana.&lt;br /&gt;Uğur böceği, çokça derinlere teslim olup kızıl kanadını ıslatma. Bulutlar yağmur getirirse kuruyana kadar, nasıl uçarsın sonra!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3206834734729305204?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3206834734729305204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3206834734729305204&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3206834734729305204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3206834734729305204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/10/pencereden-gordugum-kadaryla.html' title='pencereden gördüğüm kadarıyla'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3711840870850394319</id><published>2011-10-15T10:15:00.000+03:00</published><updated>2011-10-15T10:15:00.696+03:00</updated><title type='text'>yukarda biri mi var?</title><content type='html'>Bir takım heveslerin diğerlerini bastırması hoş olmuyor. Diğerlerinden kasıtsa başka heves sahiplerinin tanımlanamayan heves girişimleri. &lt;br /&gt;Şimdilerde bunu günlük hayata yürünen dar sokaklara yükselen saksı yersiz pencere altı duvarlarında görmek mümkün. Bir de onca odayı soğuk esen ıslak rüzgardan ayıran ve gözleri kısarak helikopterce bi bakışla daha da deniz içi oyuğundan kaçırılmış tuzlu kum düşü gibi görülebilen duvarlar (işte tam burada geniş çıplak bi arazi ve sarılmış saman demetlerinden bir yığın, sapsarı bir düş görmek gerek) mesela newyork gibi bir diyarın (hah ha ha) orta yeri sayılabilecek yerine yapılan (henüz tunçla yeni tanışmış medeniyetlerin elinden çıkmışa benzeyen aynı zamanda) küçük (mukayese hoş görülebilir) park&lt;i&gt;(çık?)&lt;/i&gt; nasıl gözlerde büyütülüyorsa o kadar büyük bi balkon genişliğinde bahçe, hani şu apartman içi boşluğu, şu etrafını çeviren dairelerden çıkabilecek bütün olası iğrenç kokuları bir araya getiren kutsal mabedi mikropların, bu mikro alandan biraz daha uzaklaştırılarak bahçeyi, gökte ve yerde kendine yol yapan bütün akımların kesişim noktasını görebilecek yüksekliğe uzaklaştırılırsak, küçük bir kedi yavrusunun, yo hayır bi kol işaretiyle yok oluyor kediler, şimdi gözümün önünden kuyruğunu düşürmüş bi kertenkele geçiyor da onca balkonun çifter bakışını omuzlayıp &lt;i&gt;-bir kısmını da başının üstüne koyarak-&lt;/i&gt; çıkıp balkon genişliğinde bahçede kuyruksuz nefes almasını kendimleştirmeye çalışıyorum, kuyruksuz kertenkeleler birleşelim bahçemizde diyemiyorum, dünyanın açısal momentumunun sonunu &lt;b&gt;(dünyanın bi şekilde sonunu)&lt;/b&gt; işaret eden tek gözlü canavarlar da ne ki çok gözlü, işaretsiz, anlamsızlarının yanında, burası, çok yüksek oldu.&lt;br /&gt;Bütün bunları tekrar gözden geçirmek istemediğim için özetlemek isterim ki heves sahiplerinin tanımlanamayan heves girişimleri (bunlar tabi sahip oldukları heves tipinin dışında) bir takım heveslerle çarpışıyor &lt;i&gt;(çakışıyor?)&lt;/i&gt; sürekli. Sürekli, çünkü, binaların -güneye bakmayan- keskin kenarları arasında oluşan hava akıntısının çevrintisi ve inşa süresince kullanılan deniz kumlarının ikamet eden kimselere sinirli &lt;b&gt;(hücrede bazı elektriksel olaylar)&lt;/b&gt; oluşunun etkisiyle kalınlaştırılmış seçici geçirici yapılarıyla -diğer, henüz keşfedilememiş akıntıların- langırtsal çarpıntı çevrintileri, güneş doğmaya, ay, gezegenimiz ve birçok başka göksel materyal etrafta dönmeye -ve tabi bu etkileşimin 'etki' alanını oluşturmaya- devam ettikçe sürekliliklerini koruyacaklar.&lt;br /&gt;Bir olumsuz eleştirdiğim şeyi çoğu zaman daha iyisini hak edemediğimden ya da gaddarca davranırsam, daha iyisi var olmadığından, benimsiyorum. &lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Öznot&lt;/i&gt;: Zaten neresinden baksan bir ya da iki on yıllık süre kalacağın bi dünyada kendi merkezine kaydırabileceğin içe doğru aşırı &lt;b&gt;(çok sınırlı)&lt;/b&gt; ufak tefek şeyler varken, bazı anlarda şehrin üstüne yağmur olup inen bir buluta benzeyen avaz bazlı denemelerde de -muhataplarından önce- kendine, ne oluyor -hatta üçüncü şahıs gibi- neyi var bunun eksenine kadar boyut artışları yaşıyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3711840870850394319?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3711840870850394319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3711840870850394319&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3711840870850394319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3711840870850394319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/10/yukarda-biri-mi-var.html' title='yukarda biri mi var?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2789323846152935482</id><published>2011-10-10T19:00:00.000+03:00</published><updated>2011-10-10T23:36:22.955+03:00</updated><title type='text'>yaratıcısının kontrolünden çıkıp mahvına sebep olan herhangi bir şey</title><content type='html'>Dudak çatlatan özlemi dindirse, aşağı değil de ileri yağdırsa bizi zaman, aldırmayız yüreğimize inen uçağına. Uçuk benzin dondurucu karanlığına fısıldanan sözlerin heyecanına, bir nefes verse bizi, kasımın çıplak koluna.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2789323846152935482?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2789323846152935482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2789323846152935482&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2789323846152935482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2789323846152935482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/10/yaratcsnn-kontrolunden-ckp-mahvna-sebep.html' title='yaratıcısının kontrolünden çıkıp mahvına sebep olan herhangi bir şey'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8222407316791630206</id><published>2011-10-05T22:57:00.000+03:00</published><updated>2011-10-05T22:57:55.660+03:00</updated><title type='text'>demirli kapıyı pas geçerken</title><content type='html'>Serseri ıstırabın damlalarına, &lt;i&gt;kıyıdan uzaklaşma&lt;/i&gt; haklı bir benzetme. &lt;br /&gt;Kıyıdan uzaklar rüzgarın merhametinde, yön belirlenmek için yelken açılıyorsa da rüzgar dilediği gibi esmekte.&lt;br /&gt;Soluk almaksızın açık denizlerde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8222407316791630206?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8222407316791630206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8222407316791630206&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8222407316791630206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8222407316791630206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/10/demirli-kapy-pas-gecerken.html' title='demirli kapıyı pas geçerken'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7576800449030474624</id><published>2011-09-25T12:00:00.000+03:00</published><updated>2011-09-25T19:26:42.628+03:00</updated><title type='text'>hediye</title><content type='html'>Okyanus nasıl da rahat, üzerinde altın gibi parladığı çakıl taşlarını büyütüp göklere çıkarıyor. Yere matem elbisesi giydiren yabani otları pohpohlayıp çiçeğe benzeten, kırık taşları mücevher gibi parlatan tuzlu su. İşaret parmağının üstünden baş parmağınla fırlattığın bozukluğu içine çekip nasıl da parlıyor, taşlar, inciler, mücevherler, mercan otları gölgede kalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7576800449030474624?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7576800449030474624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7576800449030474624&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7576800449030474624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7576800449030474624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/09/hediye.html' title='hediye'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Istanbul, Türkiye</georss:featurename><georss:point>41.00527 28.97696</georss:point><georss:box>40.621829500000004 28.345246 41.3887105 29.608673999999997</georss:box></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7853320286494378885</id><published>2011-09-23T11:11:00.000+03:00</published><updated>2011-09-23T11:11:00.922+03:00</updated><title type='text'>soluk yeşil pantolon</title><content type='html'>Şey.. Otuz kadardık. Biz çocukları fidan dikmemiz için toplamışlardı. Bu eğitimimizin bi parçasıydı herhalde. Sorumlulukla tanışacaktık, bir başımıza bitki yetiştirecektik. Otuz çocuk, otuz fidan. &lt;br /&gt;Sonra bi terslik oldu. Bütün fidanlar kurudu. &lt;br /&gt;Bilemiyorum.. Bişeyler eksik ya da yanlış yapılmış olabilir. Bize söylenen neyse onu uyguladık. Belki de toprakta sorun vardı. &lt;br /&gt;Durumu şikayet ettiler. Aslında şikayet de denilmez hani. Fidanların olası kuruma sebebiyle ilgili bilgi istediler. Ortada otuz çocuk vardı, otuz kurumuş fidanı olan çocuk. Hepsi dizlerini kırmış kuru dal parçalarına bakıyorlar, iç karartıcı bi manzara.&lt;br /&gt;Ama bi yavru köpeğimizin olması planlanmış bişey değildi. Küçük kızlardan biri okulun önünde duran arabanın altında bulmuş, araba hareket edince ezilir diye korkup almış, içeri getirmiş. &lt;br /&gt;Tuhaf anlar yaşatmıştı gelişi. Bi köpeğin sınıfta durmasına izin verilmezdi. Ama işte oradaydı. Yavru, sınıfın içinde, koridorda, merdivenlerde geziniyordu işte. Bunu bize anlatamazdılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7853320286494378885?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7853320286494378885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7853320286494378885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7853320286494378885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7853320286494378885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/09/soluk-yesil-pantolon.html' title='soluk yeşil pantolon'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Istanbul, Türkiye</georss:featurename><georss:point>41.00527 28.97696</georss:point><georss:box>40.621829500000004 28.345246 41.3887105 29.608673999999997</georss:box></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5194927148530865127</id><published>2011-08-29T13:00:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T13:00:19.290+03:00</updated><title type='text'>tatil senin neyine</title><content type='html'>Birkaç yıl daha, diyorum, beklesem de fırsat yaratıp gitsem ama  dinlemiyoruz ikimiz de, duymuyoruz bile. Daha önce hiç çıkmamışım  yurtdışına, acayip bi heyecanla doluyum.&lt;br /&gt;Ne silinmeye ne de görülmeye  razı olmayan şeylerle dolu köşeye bucağa sıkıştırılmış eski kağıtları  durmadan karıştırma huyum bu düşünceleri tutar kolundan çeker getirir.  Sert saman kağıdıyla eski bi görünüm verilmiş, süslü, işlemeli,  hatıralarla dolu bi deftere rastlayınca, içine sığan onlarca beraber  çekilmiş fotoğraf ve el yazılarına küslüğümü pekiştirsin diye  Shakespeare'in Juliet'e içirdiği zehirle yeptığım bir buçuk yıllık  sancılı set yerle bir.&lt;br /&gt;Yol masrafı, otel, kalacağım süre  harcayacaklarım vesaire, ortalama, babamın bir maaşından biraz fazlasına  denk geliyor. Yarı yarıya anlaşıyoruz çünkü. Uçakla da ilk seyahat  olacak.&lt;br /&gt;Yaklaşık bir gün sürüyor aktarmalı yolculuk. Müthiş bi baş  ağrısı. Neyse ki vizeyi kapıda alarak giriş yapabilmem zaman alıyor ve  beklerken dinlenip buluşmadan evvel kendime gelebiliyorum. Çıkışa  giderken merdiven yükseldikçe önce kestane rengi saçlarını görüyorum,  sonra hülyalı bakışları hemen gözüme çarpıyor, baharın parlak  ışıklarıyla cıvıldayan kuşları selamlayan taptaze yapraklara benzeyen  eliyle hoşgeldin diyor.&lt;br /&gt;İki haftanın ardından ayrılma vakti geliyor aynı yerde.&lt;br /&gt;Yaşadığınızın  sonsuz olacağı hayalini kaybedince birkaç saat ya da onlarca yıl  beklemenin ne farkı var? Vedalaşıp gözden kaybolduğunuzu düşündükçe  beraberliğinizin ne zaman başladığını hatırlamıyorsunuz bile.&lt;br /&gt;Hıçkırmamak  için nefesimi tutup dişlerimi sıkıyorum. Arkamı dönmüş uzaklaşırken  bana bakışı sırtımı tırmalayıp &lt;i&gt;-sımsıcak güneşin denizi parlattığı  hayalini andıran-&lt;/i&gt; iri gözlerine dönüyor.&lt;br /&gt;Son kezdi ve yıllar geçti. O  son yürüyüşten biraz önce onun elleriyle hayat dolan ellerim şimdi  arkamı döndüğümde ceplerime asılmış, canları alınmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5194927148530865127?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5194927148530865127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5194927148530865127&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5194927148530865127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5194927148530865127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/08/tatil-senin-neyine.html' title='tatil senin neyine'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3903107713403385086</id><published>2011-07-04T12:00:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T15:07:39.243+03:00</updated><title type='text'>rüzgar Hero'nun ışığını söndürdü, dalgalar Leander'in hayatını</title><content type='html'>Büyüklerin geçmişinin bilinmezliği tüm varlığın, atalarından sana damlayan bir bulanık damla. Zamanın sayfaları birbirine yapışık kayıt defterini ince eleyip sık dokuma, bastır, sükutun esrarengiz yüzünü örten peçesini kaldırma. Güneşten koparıldığını açığa vurup, gökten yuvarlanarak düştüğünde onu saran toz bulutunu dağıtıp da akıp gitmiş gözüpek gençliğin pervasızca yoldan çıkmış günlerine ne olduğuna bakma.&lt;br /&gt;Soyunun yeraltı serinliğiyle yattığı yuvada ulu canlardan çok solucanlar var, avlanma. Cana yakın gözlerin bakmaya çekindiği egemenlikten uzayan soğuklukta uzun zamandır saklı kalmış kemiklerini kurcalama. Dallarından kopup meydana düşen yapraklar gibi Üzerinde gezdirdiğin parmaklarına bulaştıracağın her bir izle bilinmezliğin sırlarını bildirdiğin gözlerde yanan ateşi harlandırma, Phaethon'un hatasına aldanma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3903107713403385086?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3903107713403385086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3903107713403385086&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3903107713403385086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3903107713403385086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/07/ruzgar-heronun-sgn-sondurdu-dalgalar.html' title='rüzgar Hero&apos;nun ışığını söndürdü, dalgalar Leander&apos;in hayatını'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1309832111175680228</id><published>2011-06-15T20:00:00.000+03:00</published><updated>2011-06-15T21:55:04.365+03:00</updated><title type='text'>bugün onun doğum günü ama hem sarhoş hem yasta olan benim</title><content type='html'>Uykumu kaçıran esip geçen ılık rüzgar değil, ne kavgalar ne fırtınalar atlattım kambur sırtımda. Aklıma takılan bir şey var da. Papatya sarısını andıran bir karınca, cesur, aklına gelen tüm değerlerden üstün tuttuğu aşkının peşinde yol bellemiş, hep bildiği yolda. Diri gövdesine yeşil yaprakları tutuşturmuş renk renk açan çiçekler ormanında, her günün her anında. &lt;br /&gt;Bu sıkıntıyı başımı ellerimin arasına alıp sıkarak da atamıyorum, uykuma bi karınca daha kaçıyor, daha da cesur, sert kayaların üzerinden sabahın çiğiyle yol yapmış, güneşin ilk ışıklarıyla çiçekler ormanına koşturuyor. &lt;br /&gt;Hem cesur hem korkak, birer mücevher gibi parlayan iki karınca, biri ormanın kıyısında, dışarı bir adım atmıyor, diğeriyse içeri atmıyor adımını, kayaların ucunda. &lt;br /&gt;Hostes yastık getiriyor, ters ters bakıyorum, uyumak da neymiş bu durum sıktıkça sıkıyorken içimi. Kayaların yalın halinden ürküyor özgür yüreği, hapsediyor şirin bedenini. Ya öteki! Şeffaf yüreğini özgür bedenine tutsak ediyor yemini. &lt;br /&gt;Anlaşılır şey değil. Fedakarca yol alıyorlar, tenleriyle, gönülleriyle cesurca birleşiyor ince çizgide kutuplar. Yanıyorlar sonra, alevlenip ışık saçarak ayrılıyorlar. Bunlar aşk değil, cesur değil bunlar. Korkaklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1309832111175680228?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1309832111175680228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1309832111175680228&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1309832111175680228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1309832111175680228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/06/bugun-onun-dogum-gunu-ama-hem-sarhos.html' title='bugün onun doğum günü ama hem sarhoş hem yasta olan benim'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6682637376882339046</id><published>2011-05-28T00:00:00.010+03:00</published><updated>2011-05-28T02:00:34.834+03:00</updated><title type='text'>yasalar çamaşır asmaya izin vermezken</title><content type='html'>Zamanın, kavram ya da herhangi başka bir nitelik olarak neye benzediği konusunda sürekli yanılgıya düştüğüme inanıyorum. Öyle ki yaşadığım her "an" günlük hayatımda karşıma defalarca çıkabilecek ortalama bi mazlumun ahını çıkartırcasına işkence ahesteliği kıvamında. Cadde yürüyüşlerimde bi aralık yanından geçtiğim rastgele bi dükkan yahut mağazanın duvarında dönen olası bi saatin pilinin zayıfladığını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Ama aynı anda, şimdilerde bahar yağmurlarının aynı cadde üzerinde hafif çapta selleriyle sürüklenip mazgalların kenarlarında hortumsal dönemeçlere kapılmış irili ufaklı çalı, çöp benzetmesinde bulunabileceğim üniforma dertsizi ergenleri, bi zamanlar, on bir yahut on ikilerimdeyken kenarında, kıyısında bulunduğum bu gerekdışılığı, zaman için yelkovan serbestliğinde ters yön turları düzenleyip dakikaları, saatleri, ayları, yılları, dokunup geçmekle kıyaslanabilecek içinde bulunduğum anlar kadar hantal bulmadığım biçimde hızla -en parlak ışığın dahi netleştiremeyeceği bi tür oyun gibi-&amp;nbsp; hatırladığımda, aynı boyca küçüklüğün ve zihince gerçekdışılığın ne denli "beden"sel büyüklük ve "akıl"sal yarışlar içine girdiğim gerçeklik oldukları, şimdinin herhangi bi ölçüsünün bi müddet aşıldığında nasıl bi ölçüsüzlük olacağı tahminine sürüklemiyor mu gibi sorular, gergin zaman ipini salıp gönderdiğim yine aynı zaman ipinin sert dokunmasıyla oluşmuş okunun ucunda bumerang kalitesiyle burnumun ucuna kondurulup kaçıyor. Bunun tam anlamıyla bi soru olamaması da tıpkı bundan pek de uzak olmayan bi geçmişte çatı antenlerinin o zamanların büyük kanalı TRT'yi bulmaya çalışan "baba"sının elinde gibi. Çünkü burada türsüz bi temas sorunu mevcut.&lt;br /&gt;Çok bitkin bi haldeyim. Zamanın bu bitkinleştirici karmaşık yapısı ve her yıl düştüğüm yaz ve kış mevsimlerinin hissettirdiklerinin çelişkisinin -yılın en zorlayıcı ayı olan mayısı da geride bırakırken yine- sundurmadaki ayak seslerinden çılgınca koşup kaçışan bikaç kekemeden biri gibiyim. Balkonların ışıklarını, hangi romanın dudakta bıraktığı renge benzerse benzesin, belki sıcak günleri belki de kapalı kutuların kuytuluğunu nadiren açığa vururken çamura çalan yarasını anımsattığından ya da mistik bi şairin etrafındaki eşyaların düzenine duyduğu hayretle zamanın çarpıklığını çarmıha gerercesine boşa harcayıp kelimeleri sıralandırmasından, mıknatıs cazibesi olarak görüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6682637376882339046?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6682637376882339046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6682637376882339046&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6682637376882339046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6682637376882339046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/05/yasalar-camasr-asmaya-izin-vermezken.html' title='yasalar çamaşır asmaya izin vermezken'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8882485799294184796</id><published>2011-05-07T09:09:00.002+03:00</published><updated>2011-05-07T14:16:49.701+03:00</updated><title type='text'>yağmur yağsın fırtına kopsun</title><content type='html'>Şafak sökmeden bi dağın yamacında, yüreğinde ilaç nedir bilmez bi hüzün, kar tanelerini eriten bi boşluk bırakarak, kapatıldıkları esaretin alçak özgürlüğünün lekesini alınlardan silmek için arkasını dayadığı o dağın yamacında, bu özgürlüğün üniformalı boyayıcılarının alçak bi kurşunuyla dostu göklere yükseldiğinde on dördündeydi. Onun, gerek direnirken, gerek yıkılırken, özgürlüğün taşıyıcısı ve mutlu bi varlık olduğunu anlayabilecek kadar kıvrılmamıştı hevesi. Küçük heveslerinde, bu dünyada ancak acılar pahasına özgür olabileceği düşüncesi hakimdi, yine de acılardan çekinen kırılgan yapısı, özgürlüğünü yaşamak için gerekli olan kavgayı göze alamıyordu.&lt;br /&gt;Tohumlarından filizlendiği soyun, gerçeğin kupkuru çatlaklarında oyunlar oynamasına izin verilmeyen evinde, eşitliğin azlık ve sefaletinin hırpalamalarından kurtulmak için, topuklarından kan izlerini taşların üzerlerine bırakarak, kalenin kaburgalarında, küçük kentinin süslü giysilerle destelenmiş güller gibi, çevrelerini perdeleyen ay ve kapılarına kul olan hayranlarıyla gezen kadınlarını düşünüp, onlara özeniyordu. &lt;br /&gt;Günler her zaman lanet ettiği günlerden daha da dayanılmazlaştığında kendini mavi ceketli delikanlıların kollarına bıraktı, etrafında dolanan yaşlı erkeklerin koynuna girdi. Aldığı paraları birleştirip kendine süslü giyecekler ve tatlı yiyecekler alarak boş bi tren vagonuna tüm ağırlığıyla çöktü.&lt;br /&gt;Büyük şehre adım attığında, zamanını tiyatrolarda geçirmekten kendini alamadı. Çeşitli danslarla ve güldürülerle seyircileri kendilerinden geçirerek alkış tutturan oyuncuları izleyince, kendi de onlardan daha güzel olduğuna göre bu oyunları daha iyi oynayacağını söylüyordu. &lt;br /&gt;Kısa zamanda gösteri sahiplerinin ilgisini çekmesinde özellikle güzelliği ve ona geldiği topraklardan miras kalan kıvraklığı çok faydalı oldu. Kendini, şehri ziyaret eden zengin adamlarını danslarıyla ve oyunlarıyla eğlendirdiği şölenlerde buldu. Şölen bittikten sonra onu, zenginlerden bazıları, duvarlarında insana canlanıyormuş gibi gelen büyük resimleri olan, parlak ışıklarla aydınlatılmış, zevkle döşenmiş lüks dekorların içinden geçilerek girilen konaklarına götürüyorlardı. Bu zevkin kıyasına aç ruhu hiçbirini geri çevirmiyordu. &lt;br /&gt;Bir seferinde, şehrin seçkin delikanlılarını eğlendirdiği bi gecede, önemli bi politikacının başarılı ve yakışıklı oğlu, yanına gelip serseme dönmüşçesine aşk ve şehvet dolu bi sesle &lt;i&gt;"Altına çalan saçların, omzunu açığa vuran bu giysi, tırnağındaki kırmızı boya ben olaydım! Bırak da tırnağını kalbimle boyayayım. Dudaklarımın ateşi, omzunun parlayışında, saçlarının altın renginde olsun isterdim. Gel bu gece benimle güzel çocuk, gel dünyayı boş verelim!"&lt;/i&gt; dedi. Şöyle bir baktı ona. Cildi pırıltılı delikanlıyı görünce birdenbire etrafı bulanık görmeye başladı, sinirlerinin boşaldığını hissederek olduğu yerde sendeledi. Hala güzel sözler söylüyordu. Ama kabul etmedi. Yakışıklı delikanlı, ateşli bakışlarla süzdüğü kadına karşı konulmaz sözler söyledi ama boşuna, yine kabul etmedi. Kolundan sıkıca tutup sürükleyerek götürmeyi denedi, bi çığlıkla karşılık verdi, yine olmadı. Adam dizlerinin üzerine çöküp ağladı sızladıysa da içini gümüşle kaplayan sır dolu bi güç ona direnmesini sağlıyordu. Bunu işitenler inanamıyor, nasıl oluyor da böylesine zengin ve güzel görünümlü bi delikanlıyı dansçı bir kız reddeder, kovar, aşağılar anlamıyorlardı. &lt;br /&gt;Geceleri evine yalnız dönüyordu genç adam, sabaha kadar içinde kor gibi yanan aşk ateşiyle kıvranıyordu. Sabahları mum gibi erimiş, gözleri kan içinde, kapısında bitiyordu. Türlü hediyeler ve çiçekleri önüne seriyordu. Adamın bütün bu aşırı ilgisinden korkup kaçacak yer arıyordu ama tuhaf da olsa bu sırlı güç adamın güzelliğine tutulmasına engel olamıyordu. Tüm hücrelerini saran kederini, neden her gün ve gece fokurdayarak kaynayan suyunun ılıdığını sorgulayıp duruyordu kendince. Kimseye dayanamıyor, kimseyi çekemiyor, ona dokunmak, onu okşamak, kollarını beline dolamak isteyenleri nefretle uzaklaştırıyor, kin duyuyordu hepsine. Dışarı çıkıp bahçeleri, denizi, güzellikleri görmek istemiyor, perdesini sıkı sıkı kapatarak buraya gelmeden önce küçük kasabasında duyduğu ıstırabın aynıyla boğuşuyordu. &lt;br /&gt;Genç adam peşini bırakmıyordu, her gün defalarca önüne çıkıyor, dileniyor, lanetler okuyor, kendini harap edercesine ağlıyordu ama onun tüm bu gösterişlerine, şeytanın aldatıcı kumsallarından ürküp kızgınlaşan bi kız çocuğu gibi burnunu kaldırıp diretiyor, istemediğini haykırıyordu.&lt;br /&gt;İkinci haftanın sonunda genç adama teslim oldu, sonunda aşık olduğunu anlamıştı delikanlıya, çıkmamacasına onun evine kapandı. Günlerinin ağızda bıraktığı tada doyamıyorlardı. Bütün gün boyu odalarından çıkmadan, parmaklarını birbirine dolayıp dudaklarını kenetliyor, birbirlerinin gözlerinde kendi yansımalarını seyrediyorlardı. Ortalık kararınca, ellerini sıkıca diğerinin ellerine tutuşturup, koşarak, dışarı çıkıp en ıssız yerlere, şehrin dışına, çocuksu seslerini doldurabilecekleri vadilerde, şırıl şırıl akan ırmakların suyuyla ıslanan söğütlerin dalları arasında geziniyorlardı. Nehrin iki tarafında her tonda rengi taşıyan çiçeklerden demet yapıp saçlarına iliştiriyor, ateşböceklerinin peşine düşüyorlardı. Aynı tabaktan, aynı şişeden birbirlerini besliyorlardı, salkımından kopardığı bi tane üzümü genç adamın dişlerinin arasına usulca bırakıyordu. Genç adamı, hiçbir şeyle kıyaslayamadığı şekilde seviyordu, nabzının atışı, göz kapaklarının açılıp kapanışı onunla olsun istiyor, nesi varsa tüm saflığıyla veriyordu. &lt;br /&gt;Yaklaşık bir yıl sürdü bu aşk. Sekizinci ayın sonuyla ışıklar söndü, müzik ansızın sustu, şarkı da bitti. Ruhunu yoğun bir sis kaplamış gibi yalnızlığa bağlanmıştı gözleri. Sorguluyordu, bi anda benzersiz bi adam nasıl diğerleri gibi görünebiliyordu şimdi ona, yüksek basınçlı isteksizliğinin, kendi dahil her şeye duyduğu bu tuhaflığın nedenini sorguluyordu. &lt;br /&gt;Sonunda, onda bulduğu adamı kaybetmişti, çok geçmeden terk de etti. Onda kaybettiğini bi başkasında ya da başka bişeyde de aramadı. Sevdiği şeyleri kin duyduğu insanlarla yapmayı, artık sevmediği bi adamla yapmaya tercih etti. Daha zengin, daha geniş çevrelerle düşüp kalktı, bir büyük şehrin tadına bakabileceği tüm hazları boğazından geçiren bi canavardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8882485799294184796?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8882485799294184796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8882485799294184796&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8882485799294184796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8882485799294184796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/05/yagmur-yagsn-frtna-kopsun.html' title='yağmur yağsın fırtına kopsun'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-529213814395181244</id><published>2011-05-02T09:09:00.000+03:00</published><updated>2011-05-02T09:50:01.214+03:00</updated><title type='text'>günler karanlık saatlerde başlar</title><content type='html'>Dostum diyebileceğim tek insandan çok uzaktayım artık -her iki anlamda da yani hem fiziksel hem ruhsal- ama öyle değil midir, bi dostu varsa insanın, tek başınayken de kalabalık yaşar ve dostu kalmamışsa çorabını çıkarıp ayakkabısının içine sokuşturmuş derecede yalındır.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Sayılı günlerin darlığına hapsolmuş ruhun serbest kalması gerek ki bu tür durumlarda nedense uyku bastırır. Belki rüyalarda serbest kalıyor da istediğini buluyor orada. O da uyanınca bi hayal ya da düşünce gibi uçup gidiyor. &lt;br /&gt;Adamın biri bi hastahane odasında bikaç hastayla birlikte tedavi görmeye başlıyor. Odadakilerin canı, hemşire ya da ziyaretçilerin olmadığı zamanlarda öylesine sıkılıyor. Pencerenin önündeki yatakta yatan bu yeni gelen hasta, çok geçmeden, diğerlerine bi teklifte bulunuyor. Dışarıda olan bitenleri onlara anlatırsa vaktin şimdikinden daha kolay geçebileceğini söylüyor, diğerleri dışarıyı göremediklerinden merakla dinlemeye koyuluyorlar. Adam öyle güzel anlatıyor ki herkes büyük bir zevk alıyor ve çok eğleniyorlar. Günler geçtikçe pencereden gördüğü tiplere isimler vermeye bile başlıyor, onlardan &lt;i&gt;kravatlı aceleci, mavi gömlekli uykucu, orta çağ kaçkını, Holywood güzeli, sünnetçi kılıklı, parti çocuğu, teneke şapkalı&lt;/i&gt; gibi benzetmelerle bahsediyor. Akıl almaz yorumlarla dinleyenleri gülmekten kırıp geçiriyor. Günler neşe içinde geçerken, hastalardan biri içten içe bu anlatılan tipleri kendi gözleriyle görmeye can atıyor. Sonunda bu merak giderek büyüyor ve onu çılgına çeviriyor. Pencere kenarına geçebilmek için, bi gece bizimkinin nefes almasını sağlayan aletlerden birinin borusunu tıkıyor ve adam soluk alamadığından öylece hayatını kaybediyor. Sabah hemşire kontrole geldiğinde karşılaştığı manzarayla şaşkına dönüyor ama diğer hastaların bununla ilgisinin olması akıllarına bile gelmediğinden sebebini anlamıyorlar. O gün onu morga kaldırıyorlar, pencere önündeki yatak boşalıyor. Boşalan yere geçmek isteyip istemedikleri sorulduğunda boruyu tıkayıp diğerinin ölümüne sebep olan adam hemen atılıyor ve hasta bakıcılar adamın yatağını değiştiriyorlar. Görevlilerin işi bitip odadan çıktıklarında adam sabırsızca başını kaldırıp pencereden dışarı bakıyor ve gördüklerine inanamıyor. Görebildiği tek şey, bitişikteki binanın ziftle kaplanmış kapkara duvarından başka bişey değil. Ölümüne sebep olduğu diğer hastanın anlattığı tüm o olanlar, sabahları şapkası havada uçup geçen arabanın altında kalan sıska adam, simit satıcılarının yakasını bırakmadığı altın rengine çalan kızıl saçlı güzel kadın, gömleği pantolonun belinden sıyrılmış gezen liseli çocuğun kitaplarını sürekli bi yerlerde unutuyor olması, meydandaki havuzun temizliğini yapan görevlinin kuşlarla mücadelesi ve bunun gibi biçoğu daha tamamen onun hayalinde canlandırdıklarından ibaretti. Pencerenin önündeki yatağa geçen adam, hayal de olsa mavi gömlekli uykucunun, teneke şapkalının, Holywood güzelinin sonsuza dek yok olduğunu çok geç farkediyor. &lt;br /&gt;Sıkıcı günler başlıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-529213814395181244?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/529213814395181244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=529213814395181244&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/529213814395181244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/529213814395181244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/05/gunler-karanlk-saatlerde-baslar.html' title='günler karanlık saatlerde başlar'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2917788788357525821</id><published>2011-04-29T00:01:00.004+03:00</published><updated>2011-04-29T02:48:22.123+03:00</updated><title type='text'>ekranda sallanan örümcek</title><content type='html'>Dalgalar buhar oldu,&lt;br /&gt;Kaynaklar tozla doldu!&lt;br /&gt;Ormanlar sessiz, ıssız,&lt;br /&gt;Ateş Adam yapyalnız,&lt;br /&gt;Tarlalarda koşuyor,&lt;br /&gt;Dans edip kor saçıyor!&lt;br /&gt;Güzel Yağmur Perisi!&lt;br /&gt;Uykun üzer herkesi;&lt;br /&gt;Çok dikkat et kendine;&lt;br /&gt;Sen uyurken, bir nine,&lt;br /&gt;Karanlıkta kal diye&lt;br /&gt;Seni verir geceye!"&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;i&gt;Yağmur Perisi Trude - Theodor Storm&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2917788788357525821?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2917788788357525821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2917788788357525821&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2917788788357525821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2917788788357525821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/04/ekranda-sallanan-orumcek.html' title='ekranda sallanan örümcek'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7480015324556629013</id><published>2011-04-20T00:01:00.000+03:00</published><updated>2011-04-20T03:18:46.073+03:00</updated><title type='text'>böğürtlenli reçel</title><content type='html'>Kızıl yaprağı uykuda şimdi, şimdi beyaz. Konak yolundaki servi ağacını uykusundan ediyor bi ateş böceği, bilinmeze göçmüş ruhlar gibi süt beyaz bir tavuskuşu yitiriyor ümidini ve ruhunu bedenden ayırır gibi parlayıp uyanıyor. Şimdi yer göğe çırpıyor dans eden topukları ve tüm kalpler örtülü sandıklardan açığa çıkıyor. Tüm hoşluğunu kibrit kutusuna diziyor zambak elleri, sessizce yüzüyor yaktığı kibrit çöpleri, alnındaki pırıltılı kırışıkları dalgalandırıyor gölün koynuna sokuluverişi. &lt;br /&gt;Yol belirgin olmasa da sonundaki gri söğüt ağaçları sayısızdır, küçük kız, çünkü ümitsiz toprakta zayıf çiçekler biter. Önünden geçtiğin ışıksız pencereli evlerin bahçelerinde küçük köpekler, nereye koştuğunu görmeseler de sesleri sana eşlik eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7480015324556629013?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7480015324556629013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7480015324556629013&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7480015324556629013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7480015324556629013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/04/bogurtlenli-recel.html' title='böğürtlenli reçel'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8064944028551042456</id><published>2011-04-18T21:00:00.006+03:00</published><updated>2011-04-18T21:28:30.189+03:00</updated><title type='text'>Şam şeytanı</title><content type='html'>Bi sabah çok fena bi sese uyanıyorum. Kulak tırmalayıcı kuvvette bi acıyla dalgalanan bu sesle uykudan kalkıyorum. Doğruca sesin kaynağını bulmaya gidiyorum. Etrafta bir hayli insan görünüyor. Bazıları arıların saldırısına uğramış gibi bi yerlere koşturuyor, bazıları ellerini kulaklarına sıkıca bastırarak bekliyorlar, uluyan köpekler bu işkence gibi sesi daha da ahenksizleştiriyor. Yanımdan geçen birini durdurup sesle ilgili bişeyler soruyorum. Beni anlamayınca el ve kol hareketleriyle anlatmaya çalışıyorum. Bu defa anlıyor fakat bişey bilmediğini gösteren bi tavır takınarak uzaklaşıyor. Sonra sert bi rüzgarla evin önünde yapraklar, kağıtlar uçuşmaya başlıyor, evin çatısının üzerinden geçen bi helikopter görüyorum. Eve girip televizyonu açtığımda altta kayan yazılardan bu sesin sadece bu bölgede değil neredeyse her tarafta duyulduğunu anlıyorum. Ama&amp;nbsp; hiçbir yerde, hiç kimse, bu sesin nereden geldiğini anlayamıyor. &lt;br /&gt;Sesin kesilmesini beklerken, diğerleri gibi ben de kulağımı tıkayacak bişeyler buluyorum. Haftalarca süren çalışmalar hiçbir sonuç vermiyor, ses kesilmiyor, ne olduğu bilinmiyor. Büyük devletler ne yapacaklarını bilemeden alarm konumunda bekliyorlar. Şirketler kaosa sürükleniyor ve bu göz yaşartıcı, damak kurutucu sağır eden ses yüzünden sağlıklı haberleşme sağlanamadığından, ticari bunalıma giriyor. Bu tahammül edilemez sese karşı binaların yapısı güçlendirilerek hayata normal bi akış sağlanmaya çalışılsa da pek kar etmiyor. Ancak bunun için büyük harcamalar yapabilenler sesten tamamen kurtulmayı başarabiliyor. Ses geçirmez kalkan çeşitleri türüyor, izole edilmesine rağmen duvarlardan geçen sesi karşı parazit sesle söndürmeye çalışıyorlar ya da bi takım doğa sesleriyle üstünü örtme çalışmaları yapıyorlar. Zamanla, &lt;i&gt;sessiz&lt;/i&gt; olabilen mekanlar rağbet görüyor. &lt;br /&gt;İletişim eskisi gibi yapılamadığı için insanlar işaret dilini ya da ona benzer kodlara dayalı haberleşmeyi öğreniyor. Müzik, artık çoğu için, nereye giderlerse gitsinler, sadece, geçit törenindeki bando takımının çıkardığı trampet sesleri gibi, hayatın dışında bi yer alıyor.&lt;br /&gt;Böylece, yıllar, toplumların yeni yaşam düzenine uyup, yeni şartlara alışıp, günlük hareketleri sağlayan yeni taşları yerlerine yerleştirmeleriyle geçiyor. Genci yaşlısı, kadını erkeği, körü topalı herkes zaman içinde bu sesi orada olması gereken bişeymiş gibi kabulleniyor. Çocuklar sese isim bile buluyorlar, bazıları &lt;i&gt;hayalet&lt;/i&gt; diyor bazıları da &lt;i&gt;gıcırtı&lt;/i&gt;. Sesle doğan yeni bir nesil ortaya çıkıyor, onun olmadığı bi hayatın neye benzediği unutuluyor. &lt;br /&gt;Bu ses kış gibi giyinmişti bütün dünyanın üzerine, kaplamıştı, onun üzerinde hiçbir şey yoktu, yine de sanki "Neden kendimi kötü hissediyorum?" diyordu, "Hala ne eksik olabilir ki?". &lt;br /&gt;Sesin sustuğu günden önceki gece binlerce rüya görmüştüm. Sesten daha yüksek yerlerin rüyasında sesi burada tutan yerlerden birine mektup yazıyordum. Işığında mektubumu okumak için yakılan mum, sesi eritmişti. Bi gökkuşağının yeniden doğmak için çöküp gözden kaybolmasına benzemiyordu, sımsıkı gerilmiş çelik bi halat gibi kopmuştu. Hayat paramparça olmuştu, sağır parçalara bölünmüştü her şey. Her şey o kadar sessizdi ki içimden ses &lt;i&gt;erimişti&lt;/i&gt; değil de &lt;i&gt;donmuştu&lt;/i&gt; demek geliyor. Çünkü donuklaşmıştı herkes, hissiz, umursamaz bi çılgınlığa bürünmüştüler. Sesle birlikte canlılığı da yitirmişti dünya, her gün birileri ölüyor ama kimse doğmuyordu. İnsanlığın nesli tükeniyordu, sessizce yok oluyorlardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8064944028551042456?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8064944028551042456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8064944028551042456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8064944028551042456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8064944028551042456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/04/sam-seytan.html' title='Şam şeytanı'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-587289783845215989</id><published>2011-04-08T00:01:00.001+03:00</published><updated>2011-04-08T05:26:08.059+03:00</updated><title type='text'>tanıdık bi öksürük</title><content type='html'>Devrilen son duvardaki yazıyı okudu: "Sevgi ve Barış". &lt;br /&gt;Etrafımı saran değişim havası tutucuydu, durgunlaştırdı, çekingen ve sıkılgan bi haldeyken dönüp gidemedim. Olduğum yerden yazının zorlukla anlaşılabilirliğine bakakaldım. Yağmurun ya da bulutların karanlık gölgelerine bulanan ışıltısı hızla inceleşen gümüş bezeli çizgilerini takip ettim, en hüzünlü giysileri giyiniyordu sanki yazı, siyah zemin üzerine siyah renkte yazılmıştı. En koyu karanlıkla körelmiş, soğukla buzlanmışken istencim o gün, gelip geceyi örten bulutları dağıttı ve tanıttı kendini.&lt;br /&gt;Pas rengi gözlerinin saçtığı tarçın kokulu, pırıltılı buhar, arkasındaki korkunç anafordan ayırıyordu onu. Ama yağmur sezgimi göz göre göre saptırmıştı, şaşkınlıkla, fırtınanın ortası gibi hareketsiz kalmıştım. Gözleri, yansıtan değil de ışığın kaynağıydı, en kötü niyetleri neşelendiren sade gülüşüyle azgın rüzgarı dindirerek etrafımda dönmeye başladı. Tatlı sesi, ilk defa rastladığım bi berraklık taşıyordu ve konuştuğunda, soluğu, gözbebeğimin derinliklerine demir atmış yağmuru kurutuyordu.&lt;br /&gt;Toprağa sevgi ekerken, güneşin ve ayın zerreleriyle, bereketin diliyle konuşması kulağımı kabartıp yakıyordu. Acı bi beklentiyle tek istediğimin adını öğrenmek olduğunu söylediğimde gökyüzünü işaret etmişti. Yönümü sonsuzluğa çevirince, bulutların açtığı aralıklardan güneş parlıyor ve tıpkı umutsuz çoraklığın içindeki umut vahası gibi ışığa kavuşturuyordu.&lt;br /&gt;Elimi sıkıca tutup içinde sıkıştığım harabeden çekip çıkarırken sıcaklığını duymaya başlıyordum. Ona içimden bişey vermek istediğimde yalnızca kırık bi ayna bulabildim. Aynanın üzerinden yansıyan bi ışık yığınını avucunun içine alıp inceleyip, geri kalan yıkıntılara uzunca bi baktı. Sonra elindekini havaya savurdu ve beraber, el ele, titreyerek düşen camdan ışıltıyı seyrederek, ufuktan doğan yeni güne doğru yürüdük.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-587289783845215989?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/587289783845215989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=587289783845215989&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/587289783845215989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/587289783845215989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/04/tandk-bi-oksuruk.html' title='tanıdık bi öksürük'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4853828187965331411</id><published>2011-04-05T00:01:00.001+03:00</published><updated>2011-04-05T04:19:24.521+03:00</updated><title type='text'>ağır çekim</title><content type='html'>Ormana  gittim çünkü bilerek yaşamak istedim, yaşamın yalnızca asıl  gerçeklerine yönelmek ve öğretebileceklerini öğrenip öğrenemediğimi  görmek için, ölüm kapımı çaldığında aslında hiç yaşamamış  olduğumu düşünmemek için gittim ormana.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;Where I Lived, And What I Lived For - H. David Thoreau&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4853828187965331411?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4853828187965331411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4853828187965331411&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4853828187965331411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4853828187965331411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/04/agr-cekim.html' title='ağır çekim'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3182479204749764636</id><published>2011-03-17T00:01:00.003+02:00</published><updated>2011-03-17T02:33:19.934+02:00</updated><title type='text'>Dağların beyaz tepeleri</title><content type='html'>Deniz aşağı yürüyüşte, toprak yolda seyreder uyanıyorum. Ansızın hatta, yakapaça getirilmiş, zorla kabul ettirilmiş tozlu ayakkabımla ilk adımımdan öncesinin belirmesiyle ikinci adıma geçiyorum.&lt;br /&gt;Deniz, kuzey burada. Ağaçlıklı tepenin altından kıvrılan yolun yaptığı açının en ucunda, yol doğuya ilerlerken ben kuzeyden yana, deniz aşağı bakabileceğim bi uçsuz bucaksızlıkta, teslim edildiği bi başka kurban tarafından defalarca yarım bırakılıp baştan alınmış gidişe adım atıyorum. &lt;br /&gt;Deniz, karanlığın kızıl matemini avuç avuç yüzüme vururken dalgınlıkla kıyısına çekiliyorum. Yol doğuya uzanıyor, zaman batıya akıyor, ben kuzeye yüzüyorum.&lt;br /&gt;Tıpkı boğazın dar bölümlerinden suyun daha hızlı akması gibi zamanım kısıtlanarak daha acele hareket edip gidişi çabucak bitirmem planlanmış, bi tür harmoni ki içinde zaman kaybına tahammül olmadığı gibi fazlası da ürkütüyor. Neyin içinde olduğumu bilemeden bunu çok önemsemeye başlıyorum. Renginin her tonuyla ışıl ışıl oynaşan deniz, seyrimi baştan çıkarırken, gelgitlerinin kışkırttığı zamanın zihnimde ördüğü tehdit ağıyla şüpheli adımlarımı kırbaçlayan karanlığın belli belirsiz gençliği dikkatimi dağıtıyor. Bu ana kadar omuzlarımdaki ağrı dışında farkında olmadığım ellerim ayaklarıma dolaşıyor. Yorgunluktan belimden üstü tutmaz halde dizlerimin üzerine çöküp sürünmeye başlıyorum. &lt;br /&gt;Seziyor deniz günün batışını da karartıyor seyrimi. Ava doymuş yabani bir kuşun başını içeri çekişinden başka değil benim için soğutarak kıyısında baloncuklarca patlayan köpükten dalgasını kumlu karnına çekişi. Tanıyor muydu ki beni? Yoksa tanıyor muydum onu ben de, o görkemli kabarıklığı kirpiklerimin ucunda? Dalgalı çizgilerce uzanan o soylu yüz, böyle bir masal mıydı, göğün rengiyle alevlenmiş acıya eğip kamıştan boynunu, var mıydı kuvvetlisi ondan göçmek istediğinde çocuksu ruhunu bir yorgunun uykusunda açıveren?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3182479204749764636?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3182479204749764636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3182479204749764636&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3182479204749764636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3182479204749764636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/03/daglarn-beyaz-tepeleri.html' title='Dağların beyaz tepeleri'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5419055236540698027</id><published>2011-03-03T00:01:00.008+02:00</published><updated>2011-03-03T06:00:18.613+02:00</updated><title type='text'>Alman Okulu'nda kötüye işaret eden sessizlik</title><content type='html'>Evet, bu bir hastalık. Belki Stockholm sendromu gibi. Belki biraz daha yaratıcı. Kimse ne yolla bulaştığını bilemiyor ama yayılıyor. Belki bulaşıcı bile değil. Herkesin sendromu kendine. &lt;br /&gt;Önce etrafını sarıyor. Sonra kendine çekiyor. Başlarken pek isteksiz oluyorsun. Ama yakanı bırakmıyor. Burada olmasa şurada çıkıyor karşına. En umulmadık, en düşünülmedik yöntemlerle hem de. Karşı koyamıyorsun. Belki ağzına eterli bez dayayıp sürükleyerek yapmıyor bunu ama seni kilit altında tutuyor. İsteyerek de buna bulaştığını söylemek sana haksızlık yapmak olur. &lt;br /&gt;Ama sonuç olarak, esaret altındayken buna alışıyorsun. Bazen senin için hayatın anlamı olduğunu gizlemiyorsun da. Tamamen bağlanıyorsun. Bu sefer iyi yönlü bi bağlanma, bileklerinde ip izleri yok en azından. &lt;br /&gt;İşte, sana hükmediyor bi zamanlar kaşlarını çatarak ne olduğunu anlamaya çalışırken uzak durduğun makineler, bu sanal var oluş. &lt;br /&gt;Bu basit bi etkileşimin ötesine geçiyor zamanla. Değişiyorsunuz. Makineler biraz sana, sen biraz makinelere makyajlaşıyorsunuz. &lt;br /&gt;Derken artık sahibin bayrağı ne renk belli olmuyor. Yeni bi paradoks haline geliyorsunuz beraber. Makineler için kendinle kavga ediyorsun. Senin için makineler birbirine giriyor. &lt;br /&gt;Bütün bunlar kontrolden çıkmadan, devreye girilmeli diye düşünüyorsun. O'nu seçiyorsun. Üstün adalet sağlayıcıyı. &lt;br /&gt;Bir gözünü senin, diğer gözünü makinelerin üzerine koyuyor. Kendi, bütün fevkaladeliğiyle, tam ortada ve üstte, iki gözün adaletini sağlayan üçüncü göz oluyor.&lt;br /&gt;Benjamin Button'ın tuhaf hikayesi gibi, O'nunla etkileşimin tam ters istikamette gidiyor. Önce paradoksal bi etkileşimden çıkıyorsunuz. Tıpkı senin gibi sıvıyor kollarını. Sonra kolları kas tutmaya başlıyor. Her halukarda, kendini bilinmeyen o eski çıkmazda bulmamak için ona bağlı kalıyorsun. Önce deli divane sırılsıklam aşıklar gibiyken sonra kaya gibi ince çatlaklar patlatıp dayanılmazlaşmaya başlıyor. O'nun mükemmelliğine isteksizleşiyorsun. Ama yakanı bırakmıyor. Öyle muazzam ki hiçbir yolun ona uğramadan geçemiyor. En umulmadık, en düşünülmedik yerlerde böyle olmasa şöyle biçimde çıkıyor karşına. &lt;br /&gt;Araya duvarlar örüp kaçmaya kalksan da hiç aldırmadan kara büyü kullanıp yerle yeksan ediyor, seni durduruyor.&lt;br /&gt;Evet, böyle bir hastalık, sıfırdan başlayıp sıfıra dönenlerin hastalığı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5419055236540698027?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5419055236540698027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5419055236540698027&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5419055236540698027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5419055236540698027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/03/alman-okulunda-kotuye-isaret-eden.html' title='Alman Okulu&apos;nda kötüye işaret eden sessizlik'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7855567921409975106</id><published>2011-02-26T12:00:00.005+02:00</published><updated>2011-02-26T21:28:00.312+02:00</updated><title type='text'>An Kara</title><content type='html'>Tutuşmuş çalılarından yansıyan kararsız ışığın ahenginde zilli melodilerini kısacık saçına bağ yapmış ağıdını uğuldayan bi Azeri kadını ziyaret. Ada, dört kanatlı vilayet. Sakin kış gündüzlerinden güneşsiz aydınlığın kafir sabahlarına feryat. Kimine kanat, kimine kanaat. &lt;br /&gt;Bir pembelik doluyor kızgın saatlerine o sabah top sesleriyle uyandığı. &lt;i&gt;"İçim.."&lt;/i&gt; diyor &lt;i&gt;"Çoktandır içimde kemirgenlerin en azılısı."&lt;/i&gt; kendi dilinde. &lt;i&gt;"İçim ağaçlık, içim sisli."&lt;/i&gt;. Ama görüyor da sisi yarıp gelen ateşin dumanını. Düşman, tanıdık. Sınır, karışık. Sinirlerini yatıştırıyor bir molası, duruyor kulak delen yanık yaygara. Uzun bacaklı, geniş kanatlı kuşlar vızıldıyor uzakta. Benekli aydınlığın diş gıcırdatan ayazına düşen o kara ışık, mizah yoksunu katliam parçalarla. &lt;br /&gt;Körük kuzeyden yelliyor, kızışıyor vuruşmalar. Tok yankılarla içine inen kurşuni keskin kılıçlar. Karaçay'ın havada vurulup düşen kardan topladığı suyla cilveleşiyor feryadın karnı aç çocuklarının yüzünde çatlayan kuru dudaklar. &lt;br /&gt;Çeyrek kör, yarı sağır, tastamam dilsiz. Susuyor on dokuzunda bahtından huzuru çıkarıp umudu işlemede, saç bağında zillerin fısıldayan tınısı çınlıyor yüreğinde ve çevirmiyor dikmiş gözlerini öteye, çeviriyor dört bir yanını adasının, evinin işgalde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7855567921409975106?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7855567921409975106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7855567921409975106&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7855567921409975106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7855567921409975106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2011/02/kara.html' title='An Kara'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-153464286310744200</id><published>2010-10-13T05:15:00.000+03:00</published><updated>2010-10-13T05:15:31.238+03:00</updated><title type='text'>Hadi Ateş, Yak!</title><content type='html'>Yani çok zor ait olduğum bu azgın dünyayı anlaman. Öyleyse unutmalı mı dersin? Belki günün birinde -ne çok insan yaşıyor şu dünyada öyle değil mi?- kalabalığı yarıp ilerlemeye çalışan birini, beni görürsün kaldırımda, görmen gerek, görürsen uzat elini ve kaldır havaya, bulutların arasına, yanına.&lt;br /&gt;İsmini fısıldayan rüzgarın sesi, aslının verdiği cesareti ikiye katlıyorsa pencere saksısını düşürmek pahasına kapatırken gözlerimi, uzaktaki balıkçı teknesinden, tepedeki ev görülebilirdi. Hatta ışıkları açıksa bir de teknenin, evin hareketleri izlenebilirdi.&lt;br /&gt;Eğer gerçekten isteseydi, canını sıkmaya her zaman hazırdım. Ayaklarım yerden kesiliyor ve yine uzaktayım. Uzaktaki teknelerden tek seçtiğime gereğinden fazla değer verseydi, kaybettiği kendini yağmur altında ararken dinlediği şarkı kadar kuru kalırdı görebildikleri.&lt;br /&gt;Uzaktaki hatanı düzeltmek istersen arkada bıraktıklarına dönüp iki kere bakmaya ne dersin? Kitaplar bende, sen uzakta kalabilirsin, kaçıp kendini kurtarabilirsin.&lt;br /&gt;Evet hala görülebiliyor tekneden ama ışıkları açacak kimse kalmadı, senin gibi, bi çığ düştü tepeden ve buz gibi soğuğu doldurdu. Gecenin soğuğunda, hafif ve kırılgan toprak mezarına çökerken sen büyük bi dalganın tepesinde gökyüzüne yelken açtın. Şimdi ben, büyük, büyükçe bi yönde küçülüyorum. Veda etmekten hoşlanmıyor musun? &lt;br /&gt;Yani o zaman bu silahı kendi şakağıma dayasam, uzaktaki hayatı veren tanrı bana düşman mı olur, kırgın bi adamın gönlünü almak varken?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-153464286310744200?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/153464286310744200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=153464286310744200&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/153464286310744200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/153464286310744200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/10/hadi-ates-yak.html' title='Hadi Ateş, Yak!'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5108162553464523711</id><published>2010-09-06T21:19:00.000+03:00</published><updated>2010-09-06T21:19:15.236+03:00</updated><title type='text'>Kaşıktan Öncesi</title><content type='html'>Zamanın birinde, ayakkabı içinde yaşayan bi sinek varmış. Neden ayakkabıda yaşayageldiğini kendi de bilmiyormuş. &lt;br /&gt;Bir gün, taşınmak istemiş. Bunun için yeni bi ayakkabı satın almaya gitmiş.&lt;br /&gt;Gittiği ayakkabıcıda biçok seçeneği olduğunu görmüş.&lt;br /&gt;Komşularına yukarıdan bakmak için yüksek topuklu bi ayakkabı tercih edebilirmiş.&lt;br /&gt;Sanatsal görünmek için babetlerden birine taşınmayı da düşünmüş.&lt;br /&gt;Sert ve sağlam olabileceği su geçirmez bi avcı botunu incelemiş.&lt;br /&gt;Seçeneklerinin arttığını görünce karar vermesi de o derece zorlaşıyormuş.&lt;br /&gt;Sonunda sportif görünmeye karar vermiş ve beş-parmak ayakkabılardan birini almaya karar vermiş.&lt;br /&gt;Onun için kalabileceği birbirinden farklı parmak boşluğu bölümleri varmış. Ruh haline göre gidip herhangi bi tanesinde kalabilirmiş.&lt;br /&gt;Kendini kötü hissettiğinde küçük parmağın boşluğuna kıvrılabilirmiş, yalnız hissettiğinde diğer bölüme geçebilirmiş ya da kendini şişman hissediyorsa baş parmağa yerleşebilirmiş.&lt;br /&gt;Sineğin en çok heveslendiği şeyse sol ayağına uyan parmak ayakkabıymış çünkü onda ayakkabının sadece sağ teki varmış.&lt;br /&gt;Aradığını hiç bulamamış. Çünkü, bi sonraki gün, biri ayakkabıyı giymiş, sinek de içinde ezilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #8e7cc3;"&gt;Elizabeth Rügen &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5108162553464523711?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5108162553464523711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5108162553464523711&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5108162553464523711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5108162553464523711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/09/kasktan-oncesi.html' title='Kaşıktan Öncesi'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-632988623941031976</id><published>2010-09-02T03:05:00.000+03:00</published><updated>2010-09-02T03:05:22.555+03:00</updated><title type='text'>Kaşık</title><content type='html'>Bi süredir uyumaya çalışıyorum. Sesler, yaptığım herşeyi hatırlatıyorlar. Kafamın içinde duyabileceğim en yüksek sesteler. &lt;br /&gt;Sonra duvar tarafına dönüyorum. Nefes alışlarımı olabildiğince yavaşlatıyorum. Gözümü kapatıyorum. Açıyorum. Tekrar kapatıyorum. Yüzler görüyorum. Bilirsiniz, tüm o yaptıklarımı andıran yüzler. &lt;br /&gt;Artık uyumayı başaramayacağıma eminim. Sürekli uykusuzluk çekenleri şimdi daha iyi anlıyorum. Sesler bi türlü yakanı bırakmıyor, anıların içinden anlar kopuk kopuk geliyor, sırasını tanımlamana fırsat vermeden yer değiştiriyorlar, sonra da gecenin karanlığında peşlerine düşüyorsun. &lt;br /&gt;Işığı açıyorum. Yatağın kenarına ilişiyorum biraz da olsa nefes alışımı kolaylaştırır diye. Işığı tekrar kapatıp uyumaya çalışıyorum, gece uzun olacağa benziyor.&lt;br /&gt;Hikayede, boşlukta kaybolan kızım ben. Şu sürekli ortadan kaybolan, sonsuza doğru düşerek yok olan, derinlere, uzağa, her an daha uzağa çekilen kız. Tıpkı, ağzını kocaman yayıp sessizce gülümseyen &lt;i&gt;Cheshire kedisi&lt;/i&gt; gibi, zamanı geldiğinde ben de gideceğim. Ama gülümseyişimdeki o yapay sıcaklık, o soytarı, sahte kıvrım, hikayenin perişan halde hüzne kapılmış insanlarında ve kötü adamlarında olduğu gibi alaycı bi kalıntı olarak arkamda kalacak. &lt;br /&gt;Bi yerde bi partide, bi sokak köşesinde çekilmiş fotoğrafta gördüğünüz o adam benim. Fotoğrafa tekrar baktığınızda, doğrusunu isterseniz kalıcı değilim, sizi temin ederim ki o fotoğrafa ikinci kez baktığınızda artık orada olmayacağım. &lt;i&gt;Sovyetler Birliğine&lt;/i&gt; ihanet etmiş bi vatan haini gibi kayıtlardan silinmiş olacağım. &lt;br /&gt;Bazı sabahlar her zamanki müthiş, bildik bi felaketin kapıda olduğu düşüncesiyle sarmalanmış bi başka güne uyanmış olma hissini duymamayı diliyorum. Bi başka günün &lt;span style="color: #999999;"&gt;gülümseme&lt;/span&gt;leri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;lütfen&lt;/span&gt;leri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;teşekkür ederim&lt;/span&gt;leri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;şunu yap, bunu getir&lt;/span&gt;leri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;sırıt ve katlanmaya devam et&lt;/span&gt;meleri,&lt;span style="color: #999999;"&gt; iyiyim&lt;/span&gt;leri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;efkar dağıt&lt;/span&gt;maları. Bi yeni günün aynı insanları, sudan sorunları, anlamsız gevezelikleri, &lt;span style="color: #999999;"&gt;herkes konuşuyor ama hiçbiri dinlemiyor&lt;/span&gt;ları, &lt;span style="color: #999999;"&gt;kimse bakmıyor kimse görmüyor&lt;/span&gt;ları. Bi başka günün geleceğe dair hayalleri, yardıma muhtaç ve takılıp kalmışlıkları. &lt;br /&gt;Bütün bunların kaybolup gitmesini diliyorum, özgürce seyahat edebilmeyi , ne istersem yapmayı, kendimi düşünmeyi. Her gün ufak tefek şeylerden türeyen ani korkulara cesaretle karşı çıkmayı.&lt;br /&gt;Bunların eksikliğinde geçen her günde, kendimi daha ve biraz daha görünmez hissediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-632988623941031976?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/632988623941031976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=632988623941031976&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/632988623941031976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/632988623941031976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/09/kask.html' title='Kaşık'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7484734105621358386</id><published>2010-08-20T10:43:00.000+03:00</published><updated>2010-08-20T10:43:19.639+03:00</updated><title type='text'>Yarınmış Gibi Bugün</title><content type='html'>&lt;span style="color: #fce5cd;"&gt;Güneş, ışığını bulutların üzerinde uçuştururken, &lt;/span&gt;denizden habersizce taşıp üstüne yerleşen nemli kaldırım tozundan pas tutmuş gövdesi sırf daha az soyunuk görünmek için giyindiği paçavraların arasından yer yer dışarı fırlayan &lt;i&gt;evsiz bir adama&lt;/i&gt; yaklaştım. &lt;br /&gt;En az bu adamın yanına yaklaştığımdaki kadar sıcaktı bütün öğleden sonra, &lt;span style="color: #999999;"&gt;Güney Amerikalı&lt;/span&gt; yazarların derlemeleri arasında kayboluyordum. Sonra, telefonun sesi kısıktı. Bahçesinde parti veren biri çağırıyordu. &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Fiji&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;yakınlarında bi adada uzun bi süredir yapayalnızmışım gibi mumla aradığım birilerinin orada bulunabilirliğine ya da &lt;span style="color: #666666;"&gt;Şili &lt;/span&gt;kısmında inanılmaz kötü çevrilmiş bi bölümü bi türlü anlayamamanın uydurduğu acıyı dindirebilirliğine inanarak akşam partiye şöyle bi uğruyordum. Hiç alkol kullanmayan biri olmama rağmen, barbekünün kokusu ve gevezelik yapan erkek ve kadınların havada karışan seslerinin yanında masa üstüne donatılmış çeşitli içki şişelerinin görüntüsüyle karşılaşınca çocuklar gibi neşeyle doluyordum. Zihni yatıştırıcı kuş cıvıltıları duyuluyorken sağda solda çene çalan insanların arasına rahatça kaynaşıyordum. Bikaç büyükçe şarap bardağını boşalttıktan sonra filozofça bi sıkıntı içinde başıboş adımlarla lavaboyu bulmaya çabalıyordum. Lavaboda yüzümü ıslattıktan sonra bi parça kağıt mendil koparıp biriken suyun üzerine bırakınca eriyip kaybolmasını izlemek hayattaki küçük mutluluklarımdan biriydi. Partiye geri döndüğümde eski bi kabusumu anımsadım, uzun zamandır kimsenin izlemediğine emin olduğum berbat bi korku filminde gördüğüm kuklalara benzeyen oyuncak görünümlü yaratıklar bu kısa yokluğumda dışarıdakilerle yer değiştiriyordu . Aslında herkes her zamanki gibiydi ama uğursuzluk yayıyorlardı. Her halukarda bişeylerin ters gittiği açıktı. Beni henüz farketmediklerini anlayınca koşarak içeri kaçıyordum. Başımı lavabonun soğuk duvarına yaslayıp beklemeye koyuluyordum. Sonunda akıl melekelerim devreye giriyordu. Bütün bunların berbat bi hayalden ibaret olduğu ve geri dönüp bahçeye çıktığımda enfes partiye kaldığım yerden devam edeceğim kanaatine varıyordum. Yine de büyük bi endişe içinde bahçeye dönüyordum. Uğursuz yaratıklar, salyaları akan üç başlı ve beş gözlü &lt;i&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;Kerberos&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;lara dönüşüyordu. Çitleri kırıp bağırarak kaçmaya çabalarken kenardaki latin çiçeğine dolanıyordum ve çiçeğin sarılı olduğu kafes kırılıyor, parçaları giysilerime takılıyordu.&lt;br /&gt;Hastanede gözlerimi açtığımda, hayatımı özellikle yaşanılmaz kılan böyle bi komplonun nereden kaynaklandığını düşünmeye başlıyordum.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Derin düşüncelerin dalgınlığıyla&lt;/i&gt; yürürken, binanın bitişiğinden inen merdivenin dibine kurulmuş saçı sakalı karışık, üstü başı perişan bi berduşun sözlerine kulak şahidi oldum. İstemdışı duraklamış ve bi anda bu evsiz adama dikkat kesilmiştim. &lt;br /&gt;Başını çevirip esrarlı sözlerinden bi nefes daha uzatır ümidiyle yarı çıplak ayağını dayadığı pamuktan merdivenin yanına yaklaştım. &lt;br /&gt;Karnına doğru ikiye katladığı kolunu açarak elindeki koyu yeşil şişeyi, zümrüt taşlarla işlenmiş bi mücevher taşıyor gibi özenerek, girginlikle avucuma sıkıştırdı. Hiç alkol kullanmayan biri olmama rağmen bunu ona söyleyemedim. Bütün gücümle bağırıp koşarak kaçardım, sokak duvarlarına, evlerin kapılarına, arabaların camlarına yazarak uzaklaşırdım o an ondan, söylediklerini hatırlayabilseydim eğer. Sonra şişeyi kaldırdım. Ağzımın içi kristalleşirken o da benim heyecanıma eşlik ederek emanetini usulca geri aldı ve hiç konuşmadı. &lt;br /&gt;Artık hava kararıyordu. Kendimden geçmiş bi halde kaldırımda evsiz adamın yanında başımı sokağın soğuk duvarına yaslayıp beklemeye koyuluyordum. &lt;span style="color: #444444;"&gt;Güneş, ışığını alıp batıya kaçırıyordu.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7484734105621358386?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7484734105621358386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7484734105621358386&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7484734105621358386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7484734105621358386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/08/yarnms-gibi-bugun.html' title='Yarınmış Gibi Bugün'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6002497834577544838</id><published>2010-07-29T04:32:00.000+03:00</published><updated>2010-07-29T04:32:03.131+03:00</updated><title type='text'>Kuru pantolon ile balık tutan adam</title><content type='html'>Nefes almaya, yiyecek ve içeceğe artık ihtiyaç duymayacağım günlere sanırım çok uzun bi süre daha var. &lt;br /&gt;İşte yine buradayım, bi süpermarketin girişinde. Boş bi alışveriş arabası, başlat işareti veren hakemin tabancasından çıkacak sese kulak kesilmiş sabırsız atlar gibi, sessizce titreyen ellerimin altında hazırda bekliyor. &lt;br /&gt;İçerisi oldukça aydınlık ve zihnimde kurusıkı silah sesleri var ama burnuma gelen karmakarışık kokunun ne olduğunu anlamama olanak yok.&lt;br /&gt;Durmamalı, gidilmesi gereken bu yolu tıkamamalı, düz ileri, sonra sağa, tekrar sağa. Tepedeki güvenlik kamerasından izleyen biri benimle oyun oynuyor, elindeki kumandayla reyondan reyona geçen yolculuğum şarapların, biraların ve diğer alkollü içeceklerin bulunduğu tarafta son buluyor.&lt;br /&gt;Bu tür durumlardaki tecrübelerim, bütün paramı harcayacağıma ve dışarıda kendimi ceplerim boşaltılmış bulacağıma dair ant içiyor. Tabi kendimi kaybetmezsem. Kendimi kaybetmemeliyim.&lt;br /&gt;Ama nerdeyse tam bunları düşündüğüm anda bişeyler ters gitmeye başlıyor. Et reyonundaki kırmızı etlerin bir anda seğirmiş gibi yerlerinde oynamaya başlamasıyla donakalıyorum. Bu kasılmaları farketmiş olmam pek iyiye işaret olmasa da derince nefes alıp uzaklaşıyorum. &lt;br /&gt;Kartondan mısır gevreği paketlerinin içinden diş tıkırtıları ya da tırnakların ya da kemiklerin kırılma sesleri geliyor. Kavanozlardan ve teneke kutulardan karanlık bi zindandaki su sıçrama seslerine karışmış boğuk uğultular geliyor. Başımı bu işlenmiş et konservelerinden ve italyan salatası poşetindeki kıvrılmış saçlardan uzağa çevirmeliyim. &lt;br /&gt;Dondurulmuş gıdalar kısmında, ikiye katlanıp beyaz bi iple bağlanmış, dibinde kapkara kan gölü görünen plastik tabak üzerine müstehcen bi şekilde jelatinle kaplanmış renksiz butlar görüyorum. &lt;br /&gt;İçi dolu arabayla, buzlu camın önünde dışarıyı seyrettikten sonra gazeteleri karıştırırken, birinin ön sayfasında isimsiz bi ölüm ilanı görüyorum. &lt;br /&gt;Kararlı bi şekilde dosdoğru karşıma bakarak, votka ya da viski mi olduğunu bile görmediğim şişelerden birini çıkarıp kasanın önünde sıramı bekliyorum. &lt;br /&gt;"Alışveriş kartınız var mı?"&lt;br /&gt;Korku dolu bakışlarımı soruyu soranın üzerinde gezdirdikten sonra, "Evet!" diye inliyorum, "Yani, hayır."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6002497834577544838?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6002497834577544838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6002497834577544838&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6002497834577544838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6002497834577544838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/07/kuru-pantolon-ile-balk-tutan-adam.html' title='Kuru pantolon ile balık tutan adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6780975043325132333</id><published>2010-07-23T18:00:00.001+03:00</published><updated>2010-07-23T18:05:20.791+03:00</updated><title type='text'>Yavaş Yavaş Gözden Kaybolanlar Nereye Gider?</title><content type='html'>Bana nereden geldiğimi ve hayatımda şu an sahip olduklarımın önemini ve değerini hatırlamama yardımcı olan bi anıyı paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;90'ların ortalarında Balkan savaşları sırasında, ailemi Kosova'daki bi mülteci kampına yerleştirmişlerdi. İzin verin size bi mülteci kampının neye benzediğini tasavvur etmek için yardımcı olayım. Ne kadar iyimser olmaya çalışsam da kaldığımız yerin suyu akmayan ve tuvaleti olmayan tahta bi kulübe olduğunu ve bu tür ihtiyaçların hepsini dışarıda giderdiğimizi söylemeliyim. Tabi o durumda da yaşadığımız ülkenin birer vatandaşı olmadığımız için kimsenin işi gücü yoktu ve elimize başka türlü geçiremeyeceğimizden de sadece kampa getirilen yiyecek ve içeceğe bakıyorduk. Kampa genelde berbat bi tadı olan çorba ve ekmek hatta bazen sadece ekmek getirebiliyorlardı. &lt;br /&gt;Kamp sanırım maden çıkarılan bi şehrin gecekondu mahallesinin içinde bi yerdeydi. Görüntü, televizyonlarda gördüğümüz afrikanın mahrumiyet bölgelerindekinden biraz daha iyiydi diyebilirim. &lt;br /&gt;Yolların çok az bi bölümü kaplanmıştı. Geri kalanı ise sürekli yağmur yağdığı için çamur ve bataklığa dönüşen toprak yollardı. &lt;br /&gt;Her neyse artık bütün hatırlayabildiğim bu anım. Yedinci ya da sekizinci sınıftaydım ve okuldan eve yürüyordum. Yağmur çok hızlı yağıyor ve yerler kaygan çamur olmuş. Başımı aşağı eğip ayaklarıma baktım. Ayaklarım acıyordu ama nedenini biliyordum. Çünkü ayakkabılarım ayağıma en az iki numara küçük geliyordu. Bu haldeyken de bi yenisini almam olanaksız olduğundan bunlarla yürümeye mecburdum. Sırt çantam da ağırlaşmıştı ve evde yapmam için verilen ödevlerimi düşünüyordum. O zaman işte aslında ne kadar acıktığımı ve haftasonları yiyecek getirmedikleri için aşağı yukarı bir gündür ağzıma lokma koymadığımı anımsıyorum. Ben bunları düşünürken karnım acılar içinde yanıyor. &lt;br /&gt;Zihnimde kızarmış nar gibi bi ekmek hayal ediyorum, katıksız, sadece ekmek. Üstü de hafifçe tütüyor, ciğerlerimi tıka basa varoşun pis havasıyla doldurup ekmeğin kokusunu hissetmeye çalışıyorum. Zihnimde kırılan bu düşümün kırıntılarını dışarı öksürdükten sonra sağıma doğru bakıyorum ve yarı çıplak bi çift çingene çocuğu görüyorum. Yağmur yağarken çamurun ortasında su birikintilerinin içinde şakalaşarak gülüşerek oynuyorlar. &lt;br /&gt;Kim bilir neden, bu görüntü beni de güldürüyor ve açlığımı tamamen unutuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6780975043325132333?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6780975043325132333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6780975043325132333&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6780975043325132333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6780975043325132333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/07/yavas-yavas-gozden-kaybolanlar-nereye.html' title='Yavaş Yavaş Gözden Kaybolanlar Nereye Gider?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2516444793781827805</id><published>2010-07-21T03:10:00.002+03:00</published><updated>2010-07-21T04:37:16.241+03:00</updated><title type='text'>Anlıyorsun Değil mi?</title><content type='html'>Hayatım, merdiven boşluğuna düşen güneş ışığında görünen tozlar gibiydi. Yeri belli olmayan bi takım şeylerin ufalanmış kırıntıları havada öylesine uçuşuyor ve yavaşça karanlık dip kısma çöküyor. &lt;br /&gt;Odamı, lambanın etrafında bozuk bi uyumla dönüp duran bir sinekle paylaşıyordum. Sonra bi defter bulup sineğin hareketlerini boş sayfalara geçirdim. Belki bu çizimler harflere, hecelere ve cümlelere dönüşerek bana bişey anlatabilir diye düşünmüştüm. Böylece sineğin orada olması ve öylece dönüp durması, keşfetmemi bekleyen bi anlam içeriyor olabilirdi.&lt;br /&gt;Uzun uzun izleyip çizmeye devam ettim. Sonunda kendimce hiçbir şeye ulaşamadım. &lt;br /&gt;Bütün yaz boyunca odamda benimle yaşadı, dönüp durdu, alçaldı, yükseldi ama işime yarar bulduğum tek bişey bile söyleyemedi. &lt;br /&gt;Işığın etrafında durmadan döndü, bıkıp usanmadan, yorulmadan, dinlenmeden, yemeden, içmeden. Ben uyuduğum sırada o da uyuyor olabilir miydi? Uykusu üzerine böylesine derinlemesine düşünmek pek işe yarıyor gibi değil. Ya da sevgisi ya da açlığı üzerine. &lt;br /&gt;Akıl yürütmek, bazı konularda kolaylaştırıcı etki oluşturuyor. Mesela matematik. Ama diğer biçoğunu hiç düşünmemek en iyisi doğrusu. Sinek gibi, öylece lambanın etrafında, sadece dönüp durmak. &lt;br /&gt;Bi kulede yuvarlak biçimde bi odanın içindeki piyanoda çalınan müzik olmak isterdim. Penceresinden dışarı baktığımda etrafı çeviren dereli-tepeli, inişli-yokuşlu, ufka doğru uzanan bi çam ormanı görmek isterdim. &lt;br /&gt;Oysa gerçekte, müzik dediğim trafik gürültüsü ve manzara da beş metre ötedeki kapkara duvardan başkası değildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2516444793781827805?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2516444793781827805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2516444793781827805&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2516444793781827805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2516444793781827805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/07/anlyorsun-degil-mi.html' title='Anlıyorsun Değil mi?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7554342352403631277</id><published>2010-07-14T22:29:00.002+03:00</published><updated>2010-07-15T01:04:54.754+03:00</updated><title type='text'>Olumsuz Telafi</title><content type='html'>Kapı kilitli ve güneşlik çekilince dünya da küçülüyor. Refik Halit Karay'ın &lt;i&gt;kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanları&lt;/i&gt;ndan olmadığımı gösterip Behçet Necatigil zorlamasıyla &lt;i&gt;açsam sonra tek panjuru, yıllar yılı kapalı&lt;/i&gt;.&lt;br /&gt;İçim acıyor çünkü artık herkes karşısındakine düşmanca bakıyor. Ama öncelikle birinin yerleri süpürmesi gerek, şu kadının kirli çamaşırlarını toplaması. Pençelerin ortadan kaldırılması gerek çünkü onlar da burada dikiliyorlar, ipi çektiğimde perde kapandıktan sonra alkışlarla tekrar sahneye çağrılmış gibi selam duruyorlar. &lt;br /&gt;Mayıstan beri burada olması inanılmaz. Bu yeraltındaki koridorlar boyunca odalardaki mezarlıkta. Yani şimdi fare tuzakları arasında uyuyorken, giysilerinden yapılmış yatakta, oysa geri gelmemesini ne çok isterdim. Kapıları kilitlemek ve telefonu kapatmak daha kolaydı örtüsü sıyrılmış edepsiz çıplaklığındansa çünkü zor olan şey başka biri için pişman olamamak asla ki bu, insanlara açılmak demekti.&lt;br /&gt;İçeri girebilirsin tabi ki. Kapıyı açıp ayakkabılarını çıkararak. Ama sana o sürgülü kapılardan çıkıp gitmiş olabileceğimi anlatmak bütün gece sürebilir, helikopterle gelip yukarı çekmek için attığı ipi boynuma geçirdiğimi, zamanlamayı hiç gerektiği gibi yapamamışımdır. Böylece kolumdan tutup götürüp kurtarmak için de zahmet etmene gerek kalmadı, olmasını beklediğin de buydu.&lt;br /&gt;Kapı kilitli ve güneşlik de çekili olduğunda pek de yaşıyor görünmüyorduk zaten dışarıdan açılmalarına izin verilmiyor ve bu aydınlık yetersizliğinde sindirilip unutulup gitmemesi için de birinin acilen dilinin arkasından dişlerini göstermesi gerekiyor. Sadece fotoğraflara ve ziyaret saatlerine yaptığımız geri sayımlara bel bağlayamayız öyle değil mi? Bu benim işim değil ama nereden başlayacağımı inan bilmiyorum. Kapının altına dinamit yerleştirip havaya uçurmak istiyorum. Ama anahtarlar da bende, eğer affedeceklerine söz verirlerse, insanlara açılabilirim.&lt;br /&gt;Konuşmaya çekiniyorum. Diş gösteren biriyle konuşmak istemiyorum. Düşkünlüğüme aldırmadan pazarlığa girişiyorum, hakaretlere, çirkin sözlere, suistimale ya da kötü davrananlara tahammül sınırlarımı zorlama izni veriyorum. &lt;br /&gt;Biliyorum. Bazı hastalar, hastalıklarının tedavisi olsa bile iyileştirilemezler. Yine de bunda onların mesuliyeti yoktur. Bu yüzden kimseye böyle şeyleri hak ettiği söylenmemeli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7554342352403631277?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7554342352403631277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7554342352403631277&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7554342352403631277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7554342352403631277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/07/olumsuz-telafi.html' title='Olumsuz Telafi'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4728466038959594768</id><published>2010-07-14T22:19:00.000+03:00</published><updated>2010-07-14T22:19:08.697+03:00</updated><title type='text'>Soğuktan Dönen Adam</title><content type='html'>Blogundaki yazılarından birinde beni de düşünmüş olan &lt;a href="http://baharetkisi.blogspot.com/"&gt;Phoebe&lt;/a&gt;'ye teşekkür ederim. (Umarım yazının soru/cevap kısmındaki yazı renkleri bi olmazsa olmaz değildi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;1. Hangi işleri yarım bırakırsın yada bıraktığın neler var?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;O kadar çok var ki inan toplasam burdan köye yol olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;2. Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;Nedense "geçenlerde bi taksi çevirdim, hala dönüyor" kıvamında yaklaşmaktan alamadım kendimi buna karşı, evet var, haftasonu çarşıda kuzenim kaybolmuştu, ama neyse ki sonunda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;3. En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;Tabi ağır gelen ya da gece uyutmayan cinsten durumlar oluyor ara sıra ama o kadar çok yiyorum ki hangisinin iyi hangisinin kötü etki yaptığını ayrıştırmama olanak yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;4. Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;O kadar unutkanım ki bi sabah kalktığımda cinselliği ve aşkı kökten unutmuş bulabilirim kendimi. Fena da olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;5. Çocukken sevdiğin çizgi filmler? &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://baharetkisi.blogspot.com/"&gt;Phoebe&lt;/a&gt;'ye katılıyorum, harfi harfine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;6. Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden duydun?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;İlk yazımı Nisan/2009'da kaydettiğime göre o sıralar kaydolmuş olmalıyım ama nasıl oldu, neden ve nereden bulaştı hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666;"&gt;&lt;i&gt;7. Çok paran oldu neler yaparsın?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;Aslında gerçekten çok param oldu. O kadar çok şey yaptım ve sonunda bişeylere parayla sahip olmanın ya da satın alma gücüyle tecrübe etmenin sakıncalarını keşfettim. Artık o kadar çok param olmamasını dilerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4728466038959594768?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4728466038959594768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4728466038959594768&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4728466038959594768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4728466038959594768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/07/soguktan-donen-adam.html' title='Soğuktan Dönen Adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-806180631183615823</id><published>2010-06-21T13:01:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T13:01:33.213+03:00</updated><title type='text'>Film Kahramanı</title><content type='html'>Bi evin önünde buldu bu eski daktiloyu. Paslanmış tenekeden bi çöp kutusunun üstünde, ısınmak için güneşin bulutların arasından sıyrılıp ortaya çıkmasını bekleyen yaşlı bi kaplumbağa gibi.&lt;br /&gt;Birinin böyle bir hazineyi sokağa atması anlaşılır şey değil diye düşünerek güneşte bronzlaşmış uzun kollarının arasında eve götürüp masasının üzerine koydu. Çalışmıyordu. Bazı tuşlar da basılı kalmıştı. Kaşlarını çattı, elini belindeki kıvrıma yerleştirip süzdü masasının üzerindeki kovulmuş zaman şahidini. Zamanla onu hayata döndürmeye azmetti. Cılız bi iskelet kadar kalana dek her gün yavaş yavaş parçalarını ayırdı. Eskiyip yıpranmış tüm kemiklerini ve kaslarını yenileriyle değiştirerek tekrar bir araya getirmeye başladı. Merakla, her parçasına ayrı ayrı özenerek, öğrenebileceği en küçük detayı dahi kaçırmadan, tüm huylarını, geçmişini ve aşklarını keşfederek geçirdi gecelerini. &lt;br /&gt;Dünyayı değiştirebilecek yetenekteki bu güzel ve güçlü makinenin, adanmış fedakarlığını hak ettiğine hiç şüphe etmiyordu. &lt;br /&gt;Sonunda tamir edilecek bi şey kalmamıştı. Soğuk metal tuşları hayata döndüren parmaklarıyla okşayarak yazmaya başladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-806180631183615823?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/806180631183615823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=806180631183615823&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/806180631183615823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/806180631183615823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/06/film-kahraman.html' title='Film Kahramanı'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-519593116155886296</id><published>2010-06-19T10:20:00.006+03:00</published><updated>2010-06-19T10:20:00.764+03:00</updated><title type='text'>Cevapsız</title><content type='html'>Tanıdık bi melodi kulağımda yankılanıyor. Duyar duymaz kafeye yöneliyorum. Ruhum, zihnim, kalbim benden önce davranıp koşturmaya başlıyor. &lt;br /&gt;Ağ örgülü elbisesine tutanamayıp düştüğü kulübede paramparça bi aylak adamın anlattığı kadının şarkısı. &lt;br /&gt;Şimdi, tam da kapının önüne geldiğimde, yere yaslanmış panoda onun el yazısını görebiliyorum: &lt;i&gt;ya uyanamazsam!&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Panoya takılıp yazıyı düşürüyorum. İçeri benden önce giren kalbimin ne kadar hızlı attığını, zihnimin ağır kaldığını ve ruhumun kalbimle zihnim arasındaki mesafeye yayılıp hafiflediğini farkediyorum. Masaların içinde kıpkırmızı ilerliyorum. Ruhu hafiflemiş, zihni ağırlaşmış suskunlar ordusu, yeni gelenin hareketliliğine açıyor zevksiz sırıtışlarla renklenmiş gözlerini, bi "merhaba" duyamıyorum. Duyduğum şey sadece, orada bulmaya ümitlendiren kadının şarkısı.&lt;br /&gt;O uyuyor. Ben onu rüyada görüyorum, o rüyasında birini görüyor. Şarkı onlar için yeniden başlıyor. &lt;br /&gt;Kadın, uykusunda hareket edip tertemiz ruhunu hayallerle bulandırarak diğer tarafa dönerken avucunun içinde yazılanı görebiliyorum: &lt;i&gt;ya uyanırsam!&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-519593116155886296?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/519593116155886296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=519593116155886296&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/519593116155886296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/519593116155886296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/06/cevapsz.html' title='Cevapsız'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5626007008127941308</id><published>2010-06-15T02:12:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T02:13:58.761+03:00</updated><title type='text'>Derken Böyle Oldu</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Sevgisinin kepaze edilmesine,&lt;br /&gt;Kanunların bu kadar çabuk yürümesine,&lt;br /&gt;Kötülere kul olmasına iyi insanın&lt;br /&gt;Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken&lt;br /&gt;Kim ister bütün bunlara katlanmak&lt;br /&gt;Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,&lt;br /&gt;Ölümden sonraki herşeyden korkmasa,&lt;br /&gt;O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya&lt;br /&gt;Ürkütmese yüreğini&lt;br /&gt;Bilmediğimiz belalara atılmaktansa&lt;br /&gt;Çektiklerine razı etmese insanı&lt;br /&gt;Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:&lt;br /&gt;Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor&lt;br /&gt;Yürekten gelenin doğal rengini.&lt;br /&gt;Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar&lt;br /&gt;Yollarını değiştirip bu yüzden,&lt;br /&gt;Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.&lt;br /&gt;Ama sus, bak güzel Ophelia geliyor.&lt;br /&gt;Peri kızı dualarında unutma beni,&lt;br /&gt;Ve bütün günahlarımı&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;Neşe ve kahkaha olduktan sonra varsın kırışıklıklar gelsin.. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Shakespeare&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5626007008127941308?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5626007008127941308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5626007008127941308&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5626007008127941308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5626007008127941308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/06/derken-boyle-oldu.html' title='Derken Böyle Oldu'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4029453537422243132</id><published>2010-06-09T07:30:00.005+03:00</published><updated>2010-06-09T07:41:28.557+03:00</updated><title type='text'>Serra Savaşları</title><content type='html'>Babasıyla müthiş bir çıkmazın içine düşmüş biriyle tanıştım. Onu soluksuz bırakan bi kadına tutulmuştu ikisi de. Anlatması bana bile yetmiyordu, sanki o konuşurken ayrı ses kanallarıyla başkaları da anlatıyordu. &lt;br /&gt;Tuz gibi bir kadındı. Anlattıkça dilinin üzerinde eriyordu. Başını döndürüyordu. Ama doyumsuzluğu tattırıyordu ona. Anlatmıyor da sanki 'daha çok tuz, bi avuç daha' diye inliyordu. Artık açlığı dahi hissetmiyordu anlatırken, başka birşey de hissettiği yoktu.&lt;br /&gt;Babası da ızdırap içerisinde yüzüyordu. Ama bu kadın için, hele ki oğluna karşı, duyduğu ızdırap öylesine efsunluydu ki adam oğlundan bile genç görünüyordu. &lt;br /&gt;Anlatılanların eksik bi yanı vardı. Kadının nasıl tavır takındığı ya da hangisiyle ne derece münasebeti olduğu meçhûldü. Etrafında fır dönen, cebi paralı, şehvet düşkünü, sevgi mahrumu bi sürüyle sürükleniyor gibiydi. Yine muhtemelen, varlıklı sayılabilecek, tanınmamış bi şairle gönül ilişkisinin ters gitmesi yüzünden bu haldeydi. Şairi kendi esiri addetmişti. Sonra ise bu adam ve babasının da tesiri altına girmesiyle, üçünün ortasına sıkışmış, belki de kapana kısılmış halde hissediyordu. Etrafına doladığı halenin gözlerini boyadığı bu üç esiri de parmağında oynatıyordu oynatmasına ama içinde yüksek sesler çıkarıp kuduran asıl duygularını açığa çıkartmaya yanaşmıyordu. Bir zamanlar şaire olan şiddetli hevesini öylesine hoyratça kullanmıştı ki kadın artık ona karşı isteksiz ve belki ona bu savurganlığında aşırıya gitmesine izin verdiği için belki de hevesini göğün en mavi katına çıkarırken üzerinde hissettiği basıncı aynı oranda yükseltmediği için dağılan akıbetini ihanet olarak görüyor ve intikam ateşini yakıyordu.&lt;br /&gt;Artık bildiğinden ve görünenden çok fazla bi güce sahip olduğunun farkına varmış olmalıydı ki bu üç adamı ve özellikle de şairi savunmasız bırakacak hileli manevralar yaparak intikam ateşiyle yaktığı sigarasını onlara tattırınca bütün acısını bu üç bedene bulaştırarak canlılıklarını yok edeceğine inandığı günün hatrına yaşıyordu. Böylece, aslında hissetmediği ya da sonradan kaybettiği ve bir türlü engel olamadığı bu isteğinin esaretinden kendini kurtaracaktı.&lt;br /&gt;Hikaye tam böyle olmayabilir. Öylesine şefkatli bi gürültüyle anlatılıyordu ki kendimi bu düşüncelere dalmaktan alıkoyamadım. Anlattıklarım da ara ara onun anlattıklarından kulağıma çalınan kelimelerden yola çıkarak düşüncelerime yön vermemle ortaya çıktı. Ama belki de arada bir duyduğum kelimeleri de kendim uydurmuş olabilirim. Belki bu kadın her zaman rastlayabileceğiniz, paraya dayanan ilişkilerinde pek seçici davranmayan ve bunları bana anlatan adam gibi budalalara rastgeldiğinde masumiyet piyesi yazarak gönlünü eğlendiren, bağlılık korkusu çektiği için de her defasında pişmanlık duyup uzaklaşan cüzdan hovardalarından biri de olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4029453537422243132?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4029453537422243132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4029453537422243132&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4029453537422243132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4029453537422243132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/06/serra-savaslar.html' title='Serra Savaşları'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6357047682752867286</id><published>2010-05-30T08:00:00.014+03:00</published><updated>2010-05-30T08:02:33.348+03:00</updated><title type='text'>Aslı ile Fikri</title><content type='html'>Gözlerimi kapatıp rüyaya dalmış gibi, yer çekiminden kurtulmuş gibi serbestçe boşluğa akma hissi duydum. Oyuncak arabalar ve kibrit çöpünden evler. &lt;br /&gt;Bulutlardan yol yapmışlar. Beyaz, sadece beyaz. Ne iz var ne yön. Arada sırada sallantılar. &lt;br /&gt;Bulutların üzerine yükseldikçe bembeyaz bi ışık çoğalıyor, güneşe çekiyor herşeyi. Ama canlılık vaat etmiyor, içinden baktığım cam neyse o da onun kadar ürpertiyor. Tekrar bi sallantı ve bulutlar aşağı çekiliyor.&lt;br /&gt;Kanattaki boyaların söküldüğü görülebiliyor. Ya orada olsaydım? Çoktan işim bitmiş, bi mısır gibi dış kabuğum soyulup tanelerim saçılmış olurdu. &lt;br /&gt;Düşseydim? Bulutlar bana ne ifade ederdi ya da ne kadar sürerdi? Bulutlarda iz bırakarak düşerdim, tıpkı kumsalda kumların üzerinde olduğu gibi. Bana zarar gelmesini istemeyen bulutun birine asılı kalırdım. Düşsem, bulutlar beni tutardı. &lt;br /&gt;Aşağıdaki gezegende ateş ve patlamalar ne kadar da sessiz. Uçağın kanadı, gökyüzünün mavi alevi ve soyut bi akıntı halindeki beyaz ışıktan oluşan görüntüye gazete ya da dergiden makasla kesilip tutkalla yapıştırılarak eklenmiş gibi duruyor.&lt;br /&gt;Bu ihtişamın gerçek olamayacağını biliyordum. Elimden geldiğince çabuk, alanı terketmeye çalıştım. İşin kötü yanı, ceketimi nerede bıraktığımı hatırlamıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6357047682752867286?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6357047682752867286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6357047682752867286&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6357047682752867286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6357047682752867286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/05/asl-ile-fikri.html' title='Aslı ile Fikri'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2231900989456162964</id><published>2010-05-29T12:00:00.003+03:00</published><updated>2010-05-29T18:22:39.295+03:00</updated><title type='text'>Hayat Kısalıyor</title><content type='html'>Şehrin bu bölümü kötü kalpli, çatık kaşlı ve haince gülen üç çocuk tarafından gizlice bi takım karanlık ve tehlikeli işler yürütmek için kurulmuşa benziyor. &lt;br /&gt;Dağılan çöpler ağaçların üzerine uçmuş ve dallara takılıp kalmışlar. Karton bi mukavvanın üzerine keçeli kalem sürterek çizilmiş acemi bi resme benziyor uzaklaşan ağaç dizileri, kavak, selvi, vişne.&lt;br /&gt;Olduğu yerde hareketsizce uzanan boş alanı, yüksek-gerilim çitleri çevreliyor. Sanki içeride bişeyler dönüyor ya da hazırlıkları yapılıyor ama gizleniyormuş gibi görünüyor. Şehrin bu arsızlık bölgesi, tokat yemeyi bekleyen yüzü gözü kirli paslı bi çocuk gibi ağaçların altında kararsızca duruyor.&lt;br /&gt;Buğday tarlasında terkedilmiş gibi duran ağaçların yanında etrafı şeritlerle çevrilmiş yıkık dökük elektrik direklerinin hemen yukarısına bakınca arazinin aşağı kısmında havanın bozmuş olduğu görünüyor. Hayali uçakların havalanıp bulutlara doğru boylu boyunca yaslandığını gördükçe biraz daha gerginleşiyorum ve avucumun içi terliyor.&lt;br /&gt;İçinde olduğum uçağın camından bakınca yerden yükselen diğerlerini görebiliyorum. Uçaktaki insanlar eski siyah-beyaz filmlerde rastlayabileceğiniz türden bi güvenlik tatbikatı yapıyorlar. &lt;br /&gt;Bulutlar, aşağıda kurulmuş büyük bi mancınıkla fırlatılan kremalı pastalar gibi, uçak geriye doğru gidiyor ve üst panel ışıkları yanıp sönüyor. Kemeri sıkıca bağladığımda yağmurun burada da başladığını farkediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2231900989456162964?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2231900989456162964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2231900989456162964&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2231900989456162964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2231900989456162964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/05/hayat-ksalyor.html' title='Hayat Kısalıyor'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4247236919162414054</id><published>2010-05-28T07:00:00.000+03:00</published><updated>2010-05-28T06:15:49.184+03:00</updated><title type='text'>Yangın Başladığından Beri Birçok Ev Daha Kırmızı Görünüyor</title><content type='html'>Sensiz ilk sabahımda hiç olmadığım gibi serbest ve alışılmadık yalnızlık içinde korku dolu hissettim. Böyle bir sessizliğe tek başıma katlanamayacağımı düşünerek hemen kendi kendime anlamsız şeyler hakkında konuşmaya başladım. İlk kez kahve makinesini yalnızca kendim içmek için çalıştırdım. Kabın içinde içebileceğimden fazla kahve olmasına rağmen hepsini bitirdim çünkü bunun ziyan olmasına çok kızardın. &lt;br /&gt;Büyükçe bi mağazada anne babasını kaybetmiş çocuk gibi gözlerimi kocaman açarak müthiş bi arzuyla evin içinde dolanıp durdum. Boş odalarda ellerim üşüyordu ilk kez. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Yokluğun burayı o kadar soğuttu ki üzerime kat kat elbiseler giyinip ısıtıcıyı sonuna kadar açtım. Odanın duvarları senin yokluğunun dayanılmazlığıyla dik duramayıp üzerime yıkılmaya başlayınca ağlamaklı bi halde kendimi sokağa attım. &lt;br /&gt;Rüzgar gittiğin yöne kuvvetlice esmeye başladı ve ağaçlar iç geçirerek yapraklarını sana doğru savurdular. Mest edici büyünle sarhoş edip soluklaştırarak sönük renklerle çizdiğin yarı uykuda sayıklarken ismini haykırarak uyandırdığın dünyam en kasvetli, en hüzünlü, en kederli yüzüyle yeniden uyanıp canlanmaya başladı. Rüyadan uyanıp rüyanın içinde kaldım belki, kara dumanların arasından kendimi bulup gerçeğe çıkardım.&lt;br /&gt;Yüzümü kanatırım belki tıraş olurken yarın ve kanama bütün gün sürer. Derler ki zifiri karanlık olurmuş gün doğmadan hemen önce, belki öyle değildir, belki hep zifiri kalır karanlık. Daha da kötüsü, en kötüsü sen değilsindir belki. Belki yıllar sonra aklıma geldiğinde, aklıma söyleyecek tek bir iyi sözcük bile gelmez. Belki seni aklımdan çıkarmaya ve unutmaya bi yol bulduğumda istemeye istemeye önüme geçip beni durdurursun. &lt;br /&gt;Kulaç atmaktan yorulan kolumu dinlendirdikten sonra görebileceğim en uzağa bakarım gözlerimle, belki kara gözükmez hiç, belki dinlenmiş kolumu sana uzatırım, sevgiden arınmış elini tutup dibe doğru çekerim, belki eski bi şehirde sallayıp uyuturum yine sevimsizliğini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4247236919162414054?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4247236919162414054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4247236919162414054&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4247236919162414054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4247236919162414054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/05/yangn-basladgndan-beri-bircok-ev-daha.html' title='Yangın Başladığından Beri Birçok Ev Daha Kırmızı Görünüyor'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8740475976047307323</id><published>2010-05-27T07:00:00.004+03:00</published><updated>2010-05-27T07:00:04.977+03:00</updated><title type='text'>Asansörde İp Atlayan Adam</title><content type='html'>Ne dersin? İlgini çeker mi acaba: bankadan çektiğin yüklüce krediyle yeni satın aldığın ama bikaç yıla kadar kuş ya da kedi-köpek  hatta belki de okuldan dönen bi çocuğa çarptıktan sonra satıp bir yenisini alman gerekecek olan arabana atlıyorsun ve süpermarketler yüzünden kepenk kapatmış onlarca dükkanın önünden geçip büyükçe bi arsada ya da ağaçlıktaki beton yığınına park ediyorsun ve sonra muhtemelen köşedeki bakkala kadar yürüyeceğin mesafeden daha fazlasını park yerinden giriş kapısına yürüyüp bi alışveriş arabasının başına geçiyorsun ve içeri girip ihtiyacın olmayan, istemediğin ve ödeme zorluğu çekeceğin bir yığın maddeyle dolduruyorsun içini ve bunu yaparken de yanındakiyle tatsız bi tartışma yaşıyorsun çünkü bütün bu macera artık seni boğar hale geliyor ve alışveriş araban dolu bi halde senin gibi ruhu kararmışların dolup taştığı sıranın ucuna ekleniyorsun sonra da kasadaki (artık nasıl birine rastlayacağın tamamen şansına kalmış) barkodları okutarak hesap çıkarmaya programlanmış kişinin -ki senin tek bi kelime bile etmeni istemeyecektir ama sormaya mecbur olduğu sorulara başını sallayarak cevap verebilirsin mesela müşteri kartının olup olmadığını ya da bozuklukları isteyip istemediğini sorabilir- seninle işi bittiğinde satın aldığın herşeyi taşıyıp arabanın bagajına doldurmalısın ve arabayı çalıştırıp bu mega parkyerinden çıkarak eve doğru solgun, tatsız, umutsuz görünen yerlerden araba almaya dahi parası olmayan insanların arasından geçip sürmeye devam etmelisin ta ki huzur veren yuvana gelip alışveriş torbalarını bagajdan çıkarıp içeri taşıyana kadar ve artık o anda tüketmeye başlayabilirsin hepsini teker teker ya da bütün bütün farketmez ve hepsini yeyip hunharca israf edip sonunu getirdiğinde yapman gereken şey tekrar geri dönmek olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8740475976047307323?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8740475976047307323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8740475976047307323&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8740475976047307323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8740475976047307323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/05/asansorde-ip-atlayan-adam.html' title='Asansörde İp Atlayan Adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5702392879626324393</id><published>2010-04-21T07:00:00.001+03:00</published><updated>2010-04-21T07:00:06.109+03:00</updated><title type='text'>Bir Çift Yumruk</title><content type='html'>Doğru yola girmeyi, daha iyi olmayı önceden de defalarca denedin, ama beceremedin! Ne diye yeni bir denemeye girişiyorsun? Hem zaten sadece sen böyle değilsin ki. Herkes senin gibi. Yaşam böyle. &lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;i&gt;Diriliş - Tolstoy&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5702392879626324393?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5702392879626324393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5702392879626324393&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5702392879626324393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5702392879626324393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/04/bir-cift-yumruk.html' title='Bir Çift Yumruk'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6938627298245329402</id><published>2010-04-15T07:00:00.003+03:00</published><updated>2010-04-16T04:29:31.580+03:00</updated><title type='text'>Memnu Niyet</title><content type='html'>Binadan kaldırımın ağırlaştırıcı kalabalığı arasına girdiğimde parmaklarımın ucuna sürtünen kadifemsi yumuşaklığa yönelen hislerime engel olamadım. Kaldırımda duraklayan umulmadık sokulganlığın peşisıra uzayan ellerimi gözucuyla takip ettim. Bu ani yolculuk, buz kesmiş parmakların yumuşacık dokunuşlarında son buldu. Ortalık bir anda karardı. Kaldırımdan gelip geçenler, buzdan parmakların sahibi hariç, adeta çaydanlıkta kaynayan suyun çıkardığı buhar gibi havaya yayılarak gözden kayboldular. Kımıldamadan olan biteni hayretle izlediğim, ıssızlaşan cadde boyunca binalar, çekmeceleri sökülen dolaplar gibi çıplak kalıyor ve beton duvarları sonbaharda dökülürcesine yaprak yaprak uçuşuyordu. Gökyüzünü kapatan bulutlar kuzeye doğru çekilirken berrak bir hilâlin ışıltısı yeryüzüne dalga dalga yayılıyordu. Yerde asfalt, dev bir yılan gibi kıvrılarak geri çekilip kalınca gövdesinin yerini suya susamış kumsala hücum eden hırçın dalgalar gibi ağzından savrulan kaldırım taşlarına bırakıyordu. Buzlu parmakların sahibi bu manzaraya onca yenik düşmüştü ki küçük bir gezintiye çıkan parmaklarımın ustaca hareketi ancak yere yığılmasına izin vermedi. Bu güçle doğrulmaya çalışırken, bulutlar bir hışımla ayın üzerine yürüdüler, dev yılan başını yerde sürterek çatallı diliyle tüm kaldırım taşlarını teker teker yutup yolun üzerine kıvrıldı ve binalardan kopan beton parçaları da yeşeren ilkbahar yaprakları gibi eski yerlerinde bittiler. Buz parmak kendine gelmişti.Gözlerini açarken, hava aydınlandı ve caddenin kalabalığı topraktan çıkan yoğun sisin renklenip silüetlere dönüşmesiyle tekrar eski halini alıverdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6938627298245329402?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6938627298245329402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6938627298245329402&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6938627298245329402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6938627298245329402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/04/memnu-niyet.html' title='Memnu Niyet'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5772911406980013166</id><published>2010-04-08T07:00:00.009+03:00</published><updated>2010-04-08T07:00:03.584+03:00</updated><title type='text'>Başlangıç</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://showthelove.com/feellove/bigstockphoto_Let_The_Sunshine_In_1856557.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://showthelove.com/feellove/bigstockphoto_Let_The_Sunshine_In_1856557.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #674ea7;"&gt;Şu kayayı görüyor musun? Bir zamanlar kor bi lav parçasıydı ve günün birinde kum haline gelecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Peki ondan sonra ne olacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #674ea7;"&gt;Bilmem, belki toz olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Toz? Ateş gibi bişey dersin sanmıştım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;&lt;span style="color: #0b5394;"&gt;.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #674ea7;"&gt;Güneş yok oluyor, biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Ne! Gökyüzündeki güneş mi? Yok oluyor! Nasıl olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #674ea7;"&gt;Bilmiyorum. Gölge gibi, hatta kara delik olur belki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Kara delik mi? Kim öğretiyor bunları sana?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;&lt;span style="color: #0b5394;"&gt;.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #674ea7;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Saçma! Böyle bişey hiçbir zaman olmayacak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Bana bir bak! Biz en büyüğüz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;Bizim gibi koca adamlar ne demeye güneş gibi küçük bişeyi başına dert etsinler..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5772911406980013166?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5772911406980013166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5772911406980013166&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5772911406980013166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5772911406980013166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/04/baslangc.html' title='Başlangıç'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3380749338565130519</id><published>2010-04-06T07:00:00.017+03:00</published><updated>2010-04-06T07:00:01.312+03:00</updated><title type='text'>Kayıtsız Bi Heyecanla Bakan Adam</title><content type='html'>&lt;object height="40" width="164"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=20706306&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="164" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=20706306&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Yol şimdi de ileriye doğru serpiştirilmiş yuvarlak kayalardan oluşuyordu, ters çevrilmiş tabaklar gibi. Kayadan kayaya atlayarak yol alıyorduk ve bunu panik olabileceğim bi hızda yapıyorduk ama her nasılsa gayet sakindim. Ayaklarımız çıplaktı, kayadan kayaya atladığımızı düşünürsek daha da tehlikeli olması gerekir ama aksine, kayalar kadifemsi bi yumuşaklığa sahipti ve ayaklarım kayayı iyi bi spor ayakkabının yapamayacağı kadar iyi sarmalıyordu. Parmaklarım benim için tutunuyor ve ayak yüzeyimle kaya yüzeyi sadece tabii şeyler arasında olabilecek bi tür anlaşma gereği birbirine bağlanıyorlardı. &lt;br /&gt;Bütün vaktim bana aitken bunları düşünecek kadarını bulamıyordum, yarı havadayken, saniyenin bilmem kaçta biri kadar süreyle bir kayadan diğerine atlama anında, atlayacak olduğum kayanın yerini seçmek, etrafta görünen kayaların dayanıklılıklarını ölçmek, en büyüğünü. &lt;br /&gt;Koşarken, durmaksızın, bunu sonsuza kadar yaparım diye düşünüyordum. &lt;br /&gt;Tam bunu düşünürken, çok sert bir kayanın üzerine atladım ama neyseki çabucak yan tarafta daha uygun bir kayaya sıçrayarak bundan kurtuluverdim. Kendimi, üzerine atlamak için yaptığım bu mükemmel kaya seçimimden dolayı kutlarken, sürekli kayaların üzerinde atlayıp durma fikrini de gözden geçiriyordum. Çünkü muhtemelen bi süre sonra bu kadar eğlenceli olmaktan çıkacaktı. &lt;br /&gt;Yuvarlak kayaların üzerinde sonsuza dek zıplayarak koşturmak istemem ne tuhaf, hem de gerçekten koştururken! &lt;br /&gt;Atlamanın yarısında, gelecekte yapacağım olası bi kariyer ya da ebedi koşuculukla ilgili düşüncelerimin yanı sıra ayağımı bi sonraki kayanın neresine basacağımı hesaplayabiliyor olmam ne garip!&lt;br /&gt;Sonunda kayalar bitti ve kumsal başladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3380749338565130519?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3380749338565130519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3380749338565130519&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3380749338565130519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3380749338565130519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/04/kaytsz-bi-heyecanla-bakan-adam.html' title='Kayıtsız Bi Heyecanla Bakan Adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8062954342172423761</id><published>2010-04-01T22:12:00.002+03:00</published><updated>2010-04-02T09:51:45.749+03:00</updated><title type='text'>Şahika</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/zgvvg.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://farm5.static.flickr.com/4014/4237764065_7e9c634bf7_b.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Burada oturmuş, kalemi parmaklarımın arasında bir aşağı bir yukarı hareket ettiriyorum. Dünyanın dönüşüne bağlı bi döngüye takılı kalmış yaşıyorum, birkaç günü tekrar edip duruyorum. Günbegün aynı şeyleri görüyor, aynı tepkileri veriyorum, aynı düşüncelere sahibim. Günlük elimden gelen, azami, önemsenmeyecek derecede farklılıklar. Toplumsal normların asil çizgisinde sarsıntısızca ilerliyorum her saniye. Sanki, bugünü sağ salim atlatabilirsem, askıda hayallerim yarın dönüp geri gelecek sanıyorum. Kendimi sarsıp, böyle geçen her anımın neye dönüşebileceğini görmemi sağlayabileceğim cevaplarım yok. &lt;br /&gt;İstasyonda beklerken, üzerlerine ışıklar yanıp sönenleri görüyorum, benim gibi, teker teker hepsini, bu soğukluğu, yalnızlığı içlerine sindirmiş büyük çoğunluğu. &lt;br /&gt;Her hareketlerinden belli oluyor, saklayamıyorlar diye düşünürken karşı koltuğa çekingen görünümlü biri oturuyor. Temas kurabilmek için gözlerimi ona çevirip beni farketmesini bekliyorum. Bakışımı yakalayınca sıkılgan bi tavırla kafamı öne eğip yüzümün kızarması için kendimi zorluyorum. Benim sıkılganlığıma gülmeye başladığını gördüğümde gözlerimi devirip ilgisiz bi tavır takınıyorum ve ardından ona dik dik bakıyorum. Yerinden kımıldamıyor. Soluğundaki cansızlıktan, o an bulunduğu ortama ne kadar yabancılaştığı hissedilebiliyor. Sanki herşey donuklaşıyor, silikleşiyor ve o, üzerine yanıp sönen ışıklarla renklendikçe istasyon sahnesinde yakın planda çekime giriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8062954342172423761?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8062954342172423761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8062954342172423761&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8062954342172423761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8062954342172423761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/04/sahika.html' title='Şahika'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4014/4237764065_7e9c634bf7_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2213176885328528058</id><published>2010-03-08T10:05:00.003+02:00</published><updated>2010-03-08T10:46:54.098+02:00</updated><title type='text'>Yılın Birçok Günü Aleladedir</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S5SvuiZdpII/AAAAAAAAAJk/jM2g3jmoNpI/s1600-h/summer.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S5SvuiZdpII/AAAAAAAAAJk/jM2g3jmoNpI/s400/summer.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Peşini bırakma&lt;/i&gt;? &lt;i&gt;Başarabilirsin&lt;/i&gt;? Bunlar teşvik edici değil, intihara meyledici. 'Peşini bırakma' diyen &lt;i&gt;Pickles&lt;/i&gt; birazdan ölecek.&lt;br /&gt;Bunların hepsi yalan. Biz yalancıyız. Düşünsenize. İnsanlar neden bunları satın alıyor? Nasıl hissettiklerini ifade ettiği için değil söylemekten ya da hissetmekten korktukları şeyleri ifade etmek için alıyorlar. Biz de onlara kolay yoldan gitmeleri için hizmet veriyoruz. Biliyor musunuz? Canı cehenneme diyorum! Gelin Amerika'ya karşı dürüst davranalım. En azından bırakalım da kendi adlarına konuşabilsinler. Değil mi?&lt;br /&gt;Demek istediğim... Bakın. Şuna bir bakın. 'Yeni bebeğinizle mutlu bir hayat dilerim.' Şu nasıl: 'Yeni bebeğinizle mutlu bir hayat dilerim. Sanırım bu gece hayatının da bitmesi demek. Kolay gelsin ahbap.'&lt;br /&gt;Peki ya şuna ne demeli? Üzerinde güzel güzel kalpler olan? Sanırım bunun nereye varacağını biliyorum. "Sevgililer Günün kutlu olsun aşkım. Seni seviyorum." Ne kadar da tatlı! Onu seviyormuş! Bu tam da benim bahsettiğim şey. Ne demek ki bu? Aşkmış. Siz biliyor musunuz? Sen? Herhangi biri? Biri bana bu kartı verseydi, onu yerdim.&lt;br /&gt;Bu kartlar, filmler, pop şarkıları bize yalan söyledikleri için suçlular. Tüm bu kalp kırıklıkları ve her şey için. Bundan biz de sorumluyuz. Ben de sorumluyum. Bence burada kötü bir şey yapıyoruz. İnsanlar nasıl hissettiklerini söyleyebilmeli. Gerçekte nasıl hissettiklerini. Yabancı birinin ağızlarına yapıştırdıkları sözleri değil. Onlar için hiçbir anlam ifade etmeyen 'Aşk' gibi sözcükleri değil.&lt;br /&gt;Kusura bakmayın. Özür dilerim. İstifa ediyorum. Bu dünyada ben olmadan da yeteri kadar saçmalık var.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1022603/"&gt;500 Days Of Summer&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasa.google.com/blogger/" target="ext"&gt;&lt;img align="middle" alt="Posted by Picasa" border="0" src="http://photos1.blogger.com/pbp.gif" style="background: none repeat scroll 0% 50% transparent; border: 0px none; padding: 0px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2213176885328528058?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2213176885328528058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2213176885328528058&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2213176885328528058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2213176885328528058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/03/yln-bircok-gunu-aleladedir.html' title='Yılın Birçok Günü Aleladedir'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S5SvuiZdpII/AAAAAAAAAJk/jM2g3jmoNpI/s72-c/summer.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1209187577617019446</id><published>2010-03-06T07:00:00.005+02:00</published><updated>2010-03-06T22:31:07.944+02:00</updated><title type='text'>Bir Kuzgun Neden Yazı Masasına Benzer?</title><content type='html'>&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowScriptAccess="always" width="180" height="23" bgcolor="#996633" FlashVars="filepath=http://www.fileupyours.com/view/268814/Porter%20-%20Appassionata.mp3&amp;colors=body:#C6AEC7;border:#7E354D;button:#7F5A58;player_text:#461B7E;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş arkadaşlarımın, akıllarına her gelen saçma yöntemi deneyerek beni ortadan kaldırmaya kalkıştıkları bi oyun oynamaya başladıklarını anladığımda endişeye kapıldım. Yaklaşan çift katlı bir otobüsün önüne iterek, ağır bi mobilyanın tam başımın üzerine düşeceği şekilde ayarlanmış manivela düzeneği ya da yürüyen merdivenin tepesine ip gerip tuzak kurarak ve benzer bi sürü ahmaklıklar yaparak beni gafil avlamaktan büyük zevk alıyorlardı.&lt;br /&gt;Ürkütücü bi mizah anlayışıyla oynanan bu oyun bikaç hafta devam ederken, benim de ani ölüm tehlikelerinden kaçınmaktaki becerilerimi hayli geliştiriyordu. Görme gücüm keskinleşiyor, reflekslerim hızlanıyordu. Duyularım gün geçtikçe kuvvetleniyordu. Herşey daha yoğun hale geliyordu. Renkler daha canlı, sesler daha yüksek. Hareketin veznine, hayatın düzenine uyanıyordum.&lt;br /&gt;Sonunda, bu abartılı ayrımsak halim, yayılarak, pozitif yüklü güvensizliğin oluşturduğu sürekli akıma bağımlı hale getiren, insiyatifi elden bırakmayan bi zihniyet haline dönüştü.&lt;br /&gt;Bütün bunların üstesinden ancak inzivaya çekilmekle gelinebilirdi, kimseye hissettirmeden küçük bi sahil kasabasına yerleşip, yavaşça, kendi seçimim olan bi ölümü beklemekle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1209187577617019446?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1209187577617019446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1209187577617019446&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1209187577617019446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1209187577617019446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/03/bir-kuzgun-neden-yaz-masasna-benzer.html' title='Bir Kuzgun Neden Yazı Masasına Benzer?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5697918805579253621</id><published>2010-03-03T07:00:00.004+02:00</published><updated>2010-03-03T07:00:03.610+02:00</updated><title type='text'>Bir Büyük Dondurma Külahta</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/EUKc2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://i.imgur.com/G9fSO.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar iç çekilerek bakılan güzelliğini yitirmiş bi ev bu. Eski moda perdeler, altı kurumuş böcek mezarlığı haline gelmiş örümcek ağlarıyla kaplı pencereler, rutubet, küf tutmuş eşyalar, çürükler, çökmeler, tahtakurusu, dökülen duvar kağıdı, çürümüş kanepeler, dayanıksız hale gelmiş merdivenler, tıka basa dolu bi tavan arası, bayıltıcı kokular, sızıntılar, arı yuvaları, gıcırdayan kapılar, çökmüş baca delikleri, kirli lavabolar, kırık döşeme tahtaları, fare pisliği saçılmış yerler, çatlamış duvarlar, etrafa dağılmış alçı parçaları, eğri büğrü masaların üzerine serilmiş asırlık gazete kağıtları, ayağı kırık sandalyeler, bozuk telefonlar ve başıboş bırakılmış, gidecek başka yeri olmayan unutulmuş gölgeler.&lt;br /&gt;Herşeye rağmen, giriş katında, güneşin doğduğu yönün ters tarafında, bi oda var, sobası usulca gece ve gündüz boyunca yanar durur. Odada, belki biraz eskimiş, kılıfı yırtılmış olabilir ama rahat edilebilecek türden bi koltuk var. Tek kişilik bi yatak ve düzenli bi masa da var. Yerler süpürülmüş ve temizce boyanmış küçük penceresi güneşli günlerde hep açık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5697918805579253621?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5697918805579253621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5697918805579253621&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5697918805579253621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5697918805579253621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/03/bir-buyuk-dondurma-kulahta.html' title='Bir Büyük Dondurma Külahta'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2289520512133522936</id><published>2010-03-02T07:00:00.003+02:00</published><updated>2010-03-02T07:00:04.600+02:00</updated><title type='text'>Birbirine Yabancı Eşleri Kavuşturan İhanet</title><content type='html'>Yağmurlu bir gün, mutfak alışverişi için dışarıdayken, sürekli büyüyen meraklı bi kalabalık etrafımda toplanıyor. Uçabildiğime inanmış insanlar dört bir yandan bu yığına akın ediyor. &lt;br /&gt;Anlaşılan müthiş bi hata yapılmış. Yerel yayın yapan bir gazete, hayranlık uyandıracak derecede imrendirici yeteneğe sahip olan bir beyefendiden bahseden yazısını son sayısının ön sayfasında yayınlamıştı. Bu hatayı müthiş yapansa, yazının üstüne benim fotoğrafımı koymuş olmalarıydı.&lt;br /&gt;Gazetedekilerin fotoğrafımı nasıl buldukları hakkında hiçbir fikrim yok ama zaten üzerime gelen tanımadığım insanlarla burun burunayken gazetenin bunu nasıl yaptığı en son düşüneceğim şey olurdu. &lt;br /&gt;Ne kadar karşı koymaya çalışsam da doğaüstü güçlerimi göstermeden geri adım atacak gibi görünmüyorlardı. &lt;br /&gt;Sonunda, kollarımı çırparak, havaya, olabildiğince yükseğe sıçradım. Bi süre devam ettim ama zaman ilerledikçe artık beklediği gösteriyi bulamayan, hayal kırıklığına uğramış yüzlerce insanın, kendini yok yere reklam eden bi şarlatan olduğumu düşünerek bana zarar vermesinden korkuyordum. &lt;br /&gt;Ama sonra, can sıkıntısıyla homurdanarak ayrılanlarla kalabalığın eriyip azaldığını görünce rahatladım. Fırsatını bulunca, kalanların arasından sıyrılıp eve döndüm, keyfim öyle kaçmıştı ki alışverişe devam edemedim.&lt;br /&gt;O gece, evde yalnızken, tekrar uçmayı denedim. Boş yere denediğim ortadaydı, ama bağımlılık haline gelmeye başlamıştı. &lt;br /&gt;Her gece evin üzerine çıkıp kollarımı çırparak küçük atlayışlar yapsam da şeref madalyasını boynuma hiç asamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2289520512133522936?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2289520512133522936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2289520512133522936&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2289520512133522936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2289520512133522936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/03/birbirine-yabanc-esleri-kavusturan.html' title='Birbirine Yabancı Eşleri Kavuşturan İhanet'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4017275503513039771</id><published>2010-02-26T15:12:00.002+02:00</published><updated>2010-02-26T15:33:55.081+02:00</updated><title type='text'>Bugün Biri Bana Bilmediğim Bişey Söyledi</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_ZuBq5nP3eIY/S4fNl7JG5DI/AAAAAAAAAJE/kZGxm1SorH4/s512/blu.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S4fIs4DyBmI/AAAAAAAAAIk/9ajQsEk9e2w/s400/graffiti.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sıcağın kasıp kavurduğu günlerden birinde, her öğle arası gidip vakit geçirdiğim kafe kapalı olduğundan, boş sokaklarda rasgele yürüyordum.&lt;br /&gt;Eski bir terzi dükkanının önündeyken, koyu renk takım giyinmiş bi adam yanıma yaklaştı. Bir takım gizli işler çeviriyormuş ya da bişeylerden gizleniyormuş gibi bi hali vardı. Cadde boyunca onu takip etmemi söyledi ve gitti.&lt;br /&gt;Şehrin bi ucunda küçük bir kahvehaneye geldik. Birer iskemleye oturduk ve bana tuhaf bir derdi olduğundan bahsetmeye başladı. Durmadan herşeye geç kaldığını söylüyordu. Bişey ya da biri &lt;i&gt;bugün&lt;/i&gt;ünü çalmış ve onu &lt;i&gt;yarın&lt;/i&gt;ı yaşamaya zorlamıştı. Bu yüzden de üstlendiği hiçbir işin karşılığını alamıyordu. Hep geç kalıyordu ve ertesi sabah korkunç bir acizlik ve suçluluk duygusuyla uyanıyordu. Terzinin önünde gördüğünde, sadece beni değil, kendi ruh haline hissettiği yakınlığı da gördüğünü söyledi.&lt;br /&gt;Ben de ona yanıldığını düşündüğümü söyledim, çoğunlukla gecikiyor olsam bile, zamanı, elimden geldiğince düzenli işletmeye çalışırım. &lt;i&gt;Bugün&lt;/i&gt;ümü de kimsenin çalmadığını söyleyince, adamın canı gözle görünür biçimde sıkılmıştı. Kalkıp özür dileyerek ayrıldı.&lt;br /&gt;Bu şekilde kalkıp gidince, sanki haksızlık yapmış gibi suçluluk duygusuyla kalakalmış olsam da bunda kötü hissettirecek bişey olmadığını düşünerek kendimi rahatlattım.&lt;br /&gt;O gece, &lt;i&gt;bugün&lt;/i&gt;ümü birinin çaldığı düşüncesi zihnimi sarıp sarmalayarak beni uyutmadı. Ertesi gün, bir önceki günkü randevularımı ihmal ettiğimi farkettim.&lt;br /&gt;Öğle arası, koyu renk takım giyinmiş birinin, bi tanıdığımı sıkı bi tokalaşma ve gülümsemeyle selamladığını gördüm ve başardığına memnun olduğunu söylediği sözlerine kulak misafiri oldum.&lt;br /&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasa.google.com/blogger/" target="ext"&gt;&lt;img align="middle" alt="Posted by Picasa" border="0" src="http://photos1.blogger.com/pbp.gif" style="background: none repeat scroll 0% 50% transparent; border: 0px none; padding: 0px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4017275503513039771?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4017275503513039771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4017275503513039771&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4017275503513039771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4017275503513039771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/bugun-biri-bana-bilmedigim-bisey.html' title='Bugün Biri Bana Bilmediğim Bişey Söyledi'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S4fIs4DyBmI/AAAAAAAAAIk/9ajQsEk9e2w/s72-c/graffiti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1650712083161787217</id><published>2010-02-18T14:14:00.001+02:00</published><updated>2010-02-18T14:44:06.781+02:00</updated><title type='text'>Ceza ile Alay Arasında Görünen Satürn Halkası</title><content type='html'>Karanlıktan tedirgin, ölü sessizliğinin korkusuyla tepedeki telefon kulübesine doğru koşan birinin telaşı. &lt;br /&gt;Birinden bunun hakkında akıl danışmaya gittim. Tepedeki sürülmüş tarla ve sürekli çalıp duran kırmızı telefon kulübesini anlatmaya, herşeyi tarif edip konuşmaya hazırdım, öyle sanıyordum. O kadar yorgundum ki. Bitkindim.&lt;br /&gt;Girişteki görevlinin gösterdiği oda rahatlatıcı ve sessizdi. Raflarda kitaplar, duvarda tablolar vardı ve oda, köşelerinden saran aydınlatmayla ışıl ışıldı. İçeri girerken derince nefes alıp herşeyin âlâ olduğunu düşündüm. Sonra, konuştukça konuştum. Anlattım, açıkladım, tarif ettim herşeyi. Anlayışlı olduğu görünen adam akıllıca başını sallıyor ve sık sık hımlıyordu. &lt;br /&gt;Bi an, bu adamın, konuştuğum şeyler hakkında hiçbir fikri olmadığı kanısına kapıldığımda kendimi berbat hissettim. &lt;br /&gt;Ama neyse ki kendimi hemen toparlayabildim. Adam, konuklarının böyle düşünmesine alışkın görünüyordu. Yani benim öyle düşündüğümü biliyordu. Ama hala da dinliyordu. Görmüş geçirmiş biri, ne zaman onu arasam tereddüt etmeden telefona cevap veriyor. Bu iyi bişey. Değil mi? Cidden?&lt;br /&gt;Artık kaç sefer, kaç saat böyle geçti bilmiyorum. Duymak istediğim her neyse onu duymayı bekliyorum. Duymayı beklediğim şeyi duymak istiyorum. &lt;br /&gt;Susuzluktan ölmek üzere olan biri için bi şelale, bataryası biten biri için elektrik gibi diliyorum onu. O, sürülmüş tarlaya tercih edilebilecek bişey ya da kulübedeki telefonu açmaya mecbur olmamaya. İşte böyle bişey. Ama hala o kadar yorgunum ki.&lt;br /&gt;Yeniden, vıcık vıcık çamurlu tarlanın içinden, tepeye, yukarı doğru koşuyorum. Telefon hala çalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1650712083161787217?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1650712083161787217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1650712083161787217&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1650712083161787217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1650712083161787217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/ceza-ile-alay-arasnda-gorunen-saturn.html' title='Ceza ile Alay Arasında Görünen Satürn Halkası'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3743119570525272798</id><published>2010-02-12T05:30:00.002+02:00</published><updated>2010-02-12T05:42:00.732+02:00</updated><title type='text'>Üç Kurnaz Dört Aptal</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_huB9HwJjRhQ/Stwq7Eko1pI/AAAAAAAADzA/G0p1oAOG2N8/s320/hitler_billboard.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 237px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_huB9HwJjRhQ/Stwq7Eko1pI/AAAAAAAADzA/G0p1oAOG2N8/s320/hitler_billboard.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel güvenlik, şahsi koruma olarak çalıştığım günlerde cazip bir teklif beni bazı olağanüstü doğa olaylarıyla bilinen bir bölgeye sürükledi. Beni işe alan beyefendi, ona telefonla ulaşan isimsiz kişilerce yapılan korkunç şiddetlerin karanlık tehditlerinden gözü korkmuş, bütün bunların dehşetiyle yaşayan biriydi.&lt;br /&gt;Yaptığım kabataslak araştırmalar, bütün o telefonla ilgili bahsettikleri tamamen müşterimin hayal gücü tarafından üretilmiş uydurmalar olduğunu apaçık gösteriyordu. Her ne kadar buna inansam da adamın korkusu gerçekti. Bu da beni içten içe şüphelendiriyordu. Görünenlere rağmen, müşterimin korkularında gerçeklik payı olabilirdi.&lt;br /&gt;Bir gece, müşterimin boğuk haykırışlarını duyar duymaz kendimi hızla yatak odasına attım. Odada, vahşi bi çoşkuyla sert ve hızlı soluk sesleri çıkararak adımını bir ayağından diğerine geçirip hareket eden, cehennemden başka bir yere ait olmayan pis bir yaratık duruyordu. Uğursuz ifrit, elindeki palayı adama doğrulturken ona bu denli korkuyla tesir etmenin tadını çıkarıyor ve bana dönüp sanki bu oyunda önemsiz bi rol alıyormuşum gibi defolup gitmem gerektiğini anlatırcasına bakıyordu. Adam inliyor, birşeyler yapmam için bana yalvarıyordu. &lt;br /&gt;Canavarın elindeki palayı gördüğümde, aklıma duvarda süs için asılı duran el yapımı pala takımı gelmişti. İnce ahşaptan yapılmış bir pala aldım. Çocukça alaycı sesler çıkararak canavarı üzerime çektim, tam yaklaştığı anda el çabukluğuyla palasını benim elimdekiyle değiştirdim.&lt;br /&gt;Sadece biraz sonra, canavar müşterimi parçalara ayırdığında, bi hata yaptığımın farkına vardım. &lt;br /&gt;Kariyerim sona ermişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3743119570525272798?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3743119570525272798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3743119570525272798&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3743119570525272798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3743119570525272798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/uc-kurnaz-dort-aptal.html' title='Üç Kurnaz Dört Aptal'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_huB9HwJjRhQ/Stwq7Eko1pI/AAAAAAAADzA/G0p1oAOG2N8/s72-c/hitler_billboard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7434864877136039304</id><published>2010-02-07T07:00:00.002+02:00</published><updated>2010-02-07T07:25:43.619+02:00</updated><title type='text'>Masumiyet Gidince Geride İntihar Notu Kalır</title><content type='html'>&lt;object width="210" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19982131&amp;style=metal&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="210" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19982131&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya da ben ne isteyebilirim ondan, bundan, şundan, pek bi elinde cips-kola yarım ağız çiğneyerek etrafa uyuşuk bakışlar dağıtan tipteysen eğer, kulak ver.&lt;br /&gt;Teknolojinin nimeti bu ya, makinenin bulanıklaştırdığı o bedeninin dışında kalan kısmı sahnenin, netleşiyor.&lt;br /&gt;Gördüğün herşey bulanık, öyle mi? Değiller! Sadece, gördüğün renkleri tanımıyorsun, sıraya koyamıyor, şekillendiremiyorsun. Bunu bir dene, en fazla 50 santim uzağında olduğuna inandığım ekrandan biraz daha uzaklaş, tanıdığını düşündüğün harfler, kelimeler ne kadar anlamlı gelecek sana.&lt;br /&gt;Öğreniyorsun. Sıraya koymayı, şekillendirmeyi, tanımayı öğretiyor sana bilgiye olan uzaklığın. Uzakta kalıp direnmeyi istiyorsun. Gözbebeklerindir büyütüp seni yaklaştıran aslında.&lt;br /&gt;Büyüyorsun. Büyüdükçe, görebildiklerine büyüyor düşkünlüklerin. Işığını açtıkça açıyorsun. Gözün kayıyor ışığa, kamaşıyor.&lt;br /&gt;Işık doluyor içine. Işık saçıyorsun adeta. Gözlerin yanıyor ama bu parıltı öyle ki ateşini sönük kılıyor. Ateşli mücadelen gözlerinden fikrine akmakta zorlanıyor..&lt;br /&gt;Aklın başına geliyor. Işığın ömrü buraya kadar mı? Nefretinin uysallaştırdığı narin bedenin dile geliyor adeta. Işığın cezasını veriyorsun. Belki, tanrın, hakkına hükmediyor.&lt;br /&gt;Tanrın senin cezanı veriyor. &lt;br /&gt;Işığın hevesi,&lt;br /&gt;Senin ışığa hevesin, &lt;br /&gt;Gözlerinin feri, &lt;br /&gt;Sönüşün, &lt;br /&gt;Işığın seni terkedişi. Son sayfan, okunacak olsa, geri kalan sayfaların için heba edilen ormanlara okunası bi dua tanrına.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7434864877136039304?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7434864877136039304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7434864877136039304&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7434864877136039304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7434864877136039304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/masumiyet-gidince-geride-intihar-notu.html' title='Masumiyet Gidince Geride İntihar Notu Kalır'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1769529963610884330</id><published>2010-02-02T00:00:00.001+02:00</published><updated>2010-02-02T04:18:47.408+02:00</updated><title type='text'>Bazı Günler Üzerlerinde Ünlem İşareti Taşımalı</title><content type='html'>Şehir hayatı artık çekilmez boyutlara ulaşıyor ve kendimi buradan uzaklaştırmaya çabalıyorum. Bunu yapmak sandığım gibi kolay olmuyor ama şehrin dışındaki yamaçlara doğru kırsal hayata kaçırıyorum kendimi. Kırsalda yaşayan insanlar benim bu kurtuluşa kaçışıma katkıda bulunmaya yanaşmıyor. Bela getirdiğime inanıyorlar. Arkamı dönüp tekrar şehre bakıyorum. Herşey bi acayip görünüyor ve perspektif de kâr etmiyor. Başıma neler geleceğinden bihaber, tepeyi aşıp ağaçlığa doğru tırmanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="304" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19900817&amp;style=grass&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="304" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19900817&amp;style=grass&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1769529963610884330?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1769529963610884330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1769529963610884330&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1769529963610884330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1769529963610884330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/baz-gunler-uzerlerinde-unlem-isareti.html' title='Bazı Günler Üzerlerinde Ünlem İşareti Taşımalı'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-9039626662449486314</id><published>2010-02-01T06:00:00.008+02:00</published><updated>2010-02-01T06:43:25.577+02:00</updated><title type='text'>Hayal Kırıklığına Uğramış Bir Devrimci</title><content type='html'>&lt;i&gt;Elim sende&lt;/i&gt; oynar gibi mimleyip kaçan &lt;a href="http://girlofra.blogspot.com"&gt;girlof_ra&lt;/a&gt;'ya okurken eğlendiğim yazısında beni de düşünüp yer verdiği için teşekkür ederim. Başkalarının, özellikle de ilgi duyulan başkalarının hakkında bişeyler duymak, okumak, öğrenmek bazen yemekten, gezmekten hatta &lt;s&gt;seks&lt;/s&gt;ten bile daha ilgi çekici ve eğlendirici olabiliyor. Tabi bunun sebebi, bilginin, diğerlerini kendi içinde barındırıyor olması da olabilir. Yine de yararlı bi yanı var: birbirini anlamadığından şikayet edip duranlar için yol gösterici olabilir. Ya da daha kötüsü: kafalar iyice karışır ve anlaşılma imkanı tamamen ortadan kalkar. Aslında bunlarla uğraşmak faydasız. İnsanlar değişir, herşey değişiyor öyle ya tek değişmeyen şey değişimin kendisi imiş deniyor. Ama ben de Tolstoy'u anlamıyorum diyordum ki tüm meseleyi açıklığa kavuşturan çok değer verdiğim bi düşünür ile tanışma şansım oldu. Kendisi son zamanlarda bi albüm çıkarmıştı. Evet. &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=LLW9DQ1EMkI"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Şarkısında&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; da şu an beni oldukça yoran bu konuya değinmiş. Bunu hallettiğimize göre artık kendim hakkındaki yedi çok mühim bahisten dem vurabilirim:&lt;br /&gt;&lt;font face="Calibri"&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;1&lt;/font&gt; Az bulunan şeylere meylederim. Bi süredir azalan şu kadına da sanırım sırf bu özelliğim yüzünden çok meyletmeye başladım. &lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;2&lt;/font&gt; Gerçekle ilgisiz duygular algılarım. Yani normal olan şeyler bana rüyamsı gelir. Çok kullandığım bi kelimeyi bi başkasından duyduğumda ya da yazılışını gördüğümde birden bire o kadar tuhaf gelir ki irkilirim. &lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;3&lt;/font&gt; Sıradan bi hayat anlayışım var. Aslında sıradışı olmak istiyorum. Çizginin ötesinde yani, sonra diğerleri de ayak izime basa basa ötelensinler.  &lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;4&lt;/font&gt; Çoğunlukla yarı-uyku modundayımdır. Bilincim fazla açık değildir yani. Tam da bilinçle ilintili bişey mi karar verebilmiş değilim aslında. Şu sıralar popüler bi konu olan "farkındalık" durumumun çok çok zayıf bi konumda takılı kaldığını söyleyebilirim. Bununla beraber, örneğin, sıcak bi ortamdan birdenbire çok soğuk bi ortama geçiş yaptığımda ya da loş bi ortamdan çok aydınlık bi ortama, işte böyle keskin geçiş durumlarında kısa süreli tam ayılma yaşıyorum. Tam da böyle bi ayılma zamanında, etrafıma baktığımda, hiç de sıradan bi sahne ve sıradan oyuncularla çevrili olmadığımı 'fark' ettim. Bi üstteki maddede belirttiğim özelliğim de sanırım tam bu yüzden vuku buldu. &lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;5&lt;/font&gt; En çok kullandığım kelimeyi düşündüm de bi an, &lt;b&gt;ben&lt;/b&gt;. Yazının konusuyla da gayet ahenkli oldu hani. Her cümlenin içinde, fiil ya da fiilimsi hatta bonus olarak fiilimtırak, sonuna birinci tekil şahıs eki ekleyebileceğim her ne varsa ekliyorum. Bunu bilinçdışı bi şekilde yaptığımı belirtmeme gerek yok sanırım. Evet evet üstteki maddede yarı-uyuyan, bilinci kapalı biri olduğum belirtilmiş nasılsa.&lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;6&lt;/font&gt; Kaç oldu? Bununla beraber iki tane daha var.. Çok çabuk sıkılırım. Az bulunan şeylere meyleden birinden de pek ilgi göstermesi beklenemez sanırım. &lt;br /&gt;&lt;font size=8 color="orange"&gt;7&lt;/font&gt; Tepkisellik ve ters psikolojinin etkisindeyim. Bunların yanında, akranlarımın (soylular, asiller vs) etkisinde kalmayı çok istiyorum. Sürü zihniyetinden bahsediyorum. Sırf anlaşmaz ve uyumsuz olmamak için saçma ve can sıkıcı şeyleri benimseyip, çoğunluğa uyup, karşılıklı anlayışı sağlamak da istiyorum.&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-9039626662449486314?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/9039626662449486314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=9039626662449486314&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/9039626662449486314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/9039626662449486314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/02/hayal-krklgna-ugrams-bir-devrimci.html' title='Hayal Kırıklığına Uğramış Bir Devrimci'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2480841018092964938</id><published>2010-01-21T15:40:00.004+02:00</published><updated>2010-01-21T15:49:26.188+02:00</updated><title type='text'>Pasaport Yoksa Romanya da Yok</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_SDGxy1W0hQk/S1Jbjkv8oqI/AAAAAAAAAIs/V54qKeqnMgQ/s400/AY%C5%9EEG%C3%9CL-%C3%96D%C3%9CL.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 120px; height: 116px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SDGxy1W0hQk/S1Jbjkv8oqI/AAAAAAAAAIs/V54qKeqnMgQ/s400/AY%C5%9EEG%C3%9CL-%C3%96D%C3%9CL.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://yasaminicinde.blogspot.com/"&gt;Ayşegül&lt;/a&gt;'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Hey sen! Buraya gel. Görünüşe göre şansa ihtiyacın var.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#0000A0&gt;Daha çok yeni bir çantaya ihtiyacım var. &lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;&lt;i&gt;(Yüzüğü göstererek)&lt;/i&gt; Bu nedir?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#0000A0&gt;Bir güneş.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Güneş nedir?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#0000A0&gt;Dünyanın ve diğer sekiz gezegenin çevresinde döndüğü bir gaz topudur.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Güneş yaşamın ışığıdır, seninkinin, benimkinin, onunkinin. Işığın diğer bir anlamı..?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#0000A0&gt;Enerji?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Işığın diğer bir anlamı da şanstır.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#0000A0&gt;Ah, evet, yüzük şans getirecek.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;                                                &lt;div align="right"&gt;&lt;font size="1"&gt;&lt;i&gt; Temmuz'da&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2480841018092964938?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2480841018092964938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2480841018092964938&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2480841018092964938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2480841018092964938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/01/pasaport-yoksa-romanya-da-yok.html' title='Pasaport Yoksa Romanya da Yok'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SDGxy1W0hQk/S1Jbjkv8oqI/AAAAAAAAAIs/V54qKeqnMgQ/s72-c/AY%C5%9EEG%C3%9CL-%C3%96D%C3%9CL.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8565496605532977360</id><published>2010-01-18T14:50:00.000+02:00</published><updated>2010-01-18T14:51:20.192+02:00</updated><title type='text'>Daha Bi Süper Kahraman Uyanıyorum Her Sabah</title><content type='html'>İki tarafından &lt;i&gt;kokular, renkler ve seslerin&lt;/i&gt; meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde gerilmiş, bu yığınların içinden tapılası bir işveyle hissiz katılığı bembeyaz karanlığa boğan sis furyasının ciğerlerime egemen olmasını bekliyorum saatlerdir. Sisin getireceği cevapları bekliyorum. İnsanlar sorunlardan neden kaçarlar? Neden bu sorunları bulanık sularda taşırlar? &lt;br /&gt;Çocukluğumdan beri sorunlardan kaçış yerimde, bugün, dayanıklılığına alışık olduğum gölgem hakikatsizlikle titriyor halde uzanıyor. Önceleri silüetime ne denli uygun olduğunu şimdiki titremesi anlatıyor bana. Kaçak yaşamışım onunla bu kaçış yerimde. Yakmak isteyen bakışlarını Freud gözlüklerinin üzerinden fırlatarak; 'insan acıdan kaçar, hazza yönelir' diyor. Eksenlerimiz çakışmıyor, iliklerime farklı derecelerde etki eden bir korku dalgası yayılıyor. &lt;br /&gt;Yuvarlak gözlüklerinden fersah fersah öteye itiyorum ufkumu. Camından yansıyan suretimde olası bir hatamı görmek, yanlışımı kabul etmeye mahkum eder beni korkusu bu. &lt;br /&gt;Sanıyorum ki bunu kabul etmek demek, birbirinden ağır fikirlerin arka arkaya yüklenmesi demek sırtımda. Yeğinlikten paslanmış gücüm ve hafiflikten donuklaşmış çevikliğimle tepelerde mağaralar, odalar ve kovuklar içerisinden kopup gelen kaygı ve korku salgınına büyüyor gözlerim. &lt;br /&gt;O mu beni kaybediverdi yoksa kaybettiğim kaçış yolu bulanık suların içinde mi bitiverdi emin değilim ama gölgem titredikçe yok oluverdi kaçış yolumda.&lt;br /&gt;Anladım ki artık kaçış yok bu vadiye. Kaçtığım gibi dönerken, beyaz yapraklı ağaç tünelinde rastladım şu kadına da, gözükmeyen uzun zamandır. Yalnızca herkesten biriymiş gibi, farketmeyince orada.. bağırıp çağırarak karışmamasını, yalnız bırakmasını söylüyordum, ondaki bu tahammülü sınırsız sandığım bağlılığı kendime hak görüyordum. Tanrı gibiydim ona, vazgeçilmez cennetiydim, kaçınılmaz ateşiydim. &lt;br /&gt;Bir tünelin içindeyim, ağaçların dalları tam üstümde birbirine tutunmuş geldiğim yöne doğru ve beyaz yaprakları titreten rüzgarın hafifliğiyle, nereye döndüğümü unutarak yürüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8565496605532977360?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8565496605532977360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8565496605532977360&amp;isPopup=true' title='40 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8565496605532977360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8565496605532977360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/01/daha-bi-super-kahraman-uyanyorum-her.html' title='Daha Bi Süper Kahraman Uyanıyorum Her Sabah'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>40</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-7263887976106275793</id><published>2010-01-15T19:44:00.001+02:00</published><updated>2010-01-15T19:44:38.697+02:00</updated><title type='text'>Gördüklerim Saçma Ama Eğlenip Eğlendiriyorlar?</title><content type='html'>&lt;object width="341" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=18915572&amp;style=wood&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="341" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=18915572&amp;style=wood&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl yalnız kaldık taşrada bu kadınla. Ev &lt;i&gt;ufacıktı&lt;/i&gt;, o zaman birlikte yatıyorduk. Uzun süredir kar yağıyordu kentte ve biz o &lt;i&gt;koca&lt;/i&gt; evde, birlikte uyuduğumuz uykuda onca yalnızdık. &lt;br /&gt;Bir gün yüksek bir evin balkonunda tek kolumla asılı kaldım. Vücudum caddeye sarkıyordu. Kalabalık ve zevksizdi cadde. Gözlerimi aşağıya devirmekten korkuyordum. Diğer elimle balkonun içine geçmek için gösterdiğim her çaba, caddenin usandıran yavanlığına düşmem için bir tehlike oluyor. Ne içeri girebiliyorum ne de caddeye düşüyorum. Bu bir düş mü? Boşluğa sallanırken bunun bir düş olduğunu düşünüyor muyum? Bunun bir düş olup olmadığını düşündüğümü hatırlıyorum. Oysa bu düşten uyanıp uyanmadığımı hatırlamıyorum. Bilmiyorum. Beraber olduğum kadınla birlikte yatıyoruz. Sabaha karşı kapıyı çalarak uyandırıyorlar bizi. Binanın karşısındaki devlet dairesinin hademesi gelmiş. Ağlayarak kendisi ile gelmemizi istiyor bizden.&lt;br /&gt;Henüz yüksek karlar arasından geçmemiş kimse.&lt;br /&gt;Onlar önden gidiyorlar.&lt;br /&gt;Ben arkadan.&lt;br /&gt;Kar onların dizlerine geliyor.&lt;br /&gt;Ben yüzüyorum.&lt;br /&gt;Nereye götürüyor bizi?&lt;br /&gt;Eve döndüğümüzde kadın yine üzgün ve ben yine bir şey anlamıyorum. Kadın benim camdan düştüğüme ağlıyor ve ben onun sesini duyarak düşünüyorum.&lt;br /&gt;Uyandığımda kendimi kadının koynunda mı bulacağım?&lt;br /&gt;Yoksa bambaşka bir boşlukta mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-7263887976106275793?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/7263887976106275793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=7263887976106275793&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7263887976106275793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/7263887976106275793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/01/gorduklerim-sacma-ama-eglenip.html' title='Gördüklerim Saçma Ama Eğlenip Eğlendiriyorlar?'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5579195325033862251</id><published>2010-01-07T07:17:00.002+02:00</published><updated>2010-01-07T07:23:14.955+02:00</updated><title type='text'>Sihirbaz</title><content type='html'>Tanrıdan tek isteğim gökteki ayı durdurmasıdır bu gece, dursun ki donsun gece. Şafak açmasın gözlerini. En iyi ve en güzel, görülmemiştir hani, dokunmasın gün ışığı yüzüne. Gözlerim kapalı, terk edilmiş okyanuslar aşırayım sandalımı iki kürekle. Çığlık çığlığa dalgalar uslansın, ufkuma doğ ki gözlerim kapansın karanlığın dikine. Haykırırken göğsümden şimşeklerle, sarsarken göğü yeri, göz kapaklarıma çarpıp büyüsün adının aksi. Benim ol ya da olma, hareketsiz kal aldatılmış uykularımın dilinde. Cüce rüyalarımın pamuktan bulutu, aklının en derinlerinde ve en gizlerinde tutuşan açgözlülüğünü yak gözlerime. Okyanus aşımlık zaman harcadığım, haince kur pusunu nefsime. Zayıf düşür gecemin yavanlığını, sakla beni, al koynuna günahımı. Hades'in ırmağında boğulsun nefesim, itilsin kor ateşinde yanar ruhum en parlak yıldızların aktığı dalgalı saçlarının gölgesine. &lt;br /&gt;Rüzgarsız yaprak gibi sessiz duruyorsun, niye? Alevden oklar savuran nefesinin serinliği nerede? &lt;br /&gt;Terkettin beni oracıkta. Kuru dudaklarla, yalın ayaklarla bırakıp gittin. Silinsin kara sihrin hafızamdan. Ne ben bir daha ayak basayım yeryüzüne ne de ay asılsın gökyüzüne. Oynanmasın bu oyun bu gece de her gece de. O kadar içten ki o kadar sahte, tek canlı görmeyeyim bitirdiğim ovalarda, bittiğim yamaçlarda, durmaksızın koşturayım gün ışığının peşinde. Hıncım ekmek olsun, kinim katığı. Kalp atışım ezgi olsun nefes alış türküme. &lt;br /&gt;Tanrıdan tek isteğim döndürsün dünyayı devrinde, dönsün ki bir sen daha doğma geceye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5579195325033862251?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5579195325033862251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5579195325033862251&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5579195325033862251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5579195325033862251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/01/sihirbaz.html' title='Sihirbaz'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3634619564112203929</id><published>2010-01-04T23:04:00.000+02:00</published><updated>2010-01-04T23:04:09.702+02:00</updated><title type='text'>Desem ki...</title><content type='html'>&lt;div style='text-align:center;margin:0px auto 10px;'&gt;&lt;a href='http://4.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S0JXyKtnSCI/AAAAAAAAAGY/PuftOjbiUjM/s1600-h/snapshot2239.JPG'&gt;&lt;img src='http://4.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S0JXyKtnSCI/AAAAAAAAAGY/PuftOjbiUjM/s320/snapshot2239.JPG' border='0' alt='' /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://biggeee.blogspot.com"&gt;Pınar&lt;/a&gt;'a incelik gösterip beni mimlediği için teşekkür ediyorum. Masaüstünün ne kadar derli toplu olduğunu görüp yüzüm kızardı ve kendi masaüstümdeki bi yığın gereksiz kısayol vb. dosyayı kilim altına süpürdükten sonra görüntü aldım ya itiraf ediyorum :))&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3634619564112203929?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3634619564112203929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3634619564112203929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2010/01/desem-ki.html' title='Desem ki...'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/S0JXyKtnSCI/AAAAAAAAAGY/PuftOjbiUjM/s72-c/snapshot2239.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-9089228506033796350</id><published>2009-12-22T06:06:00.044+02:00</published><updated>2009-12-22T08:07:38.565+02:00</updated><title type='text'>Çünkü Artık Birer Yetişkiniz ve Bunun Ne Anlama Geldiğini Kararlaştırma Vaktimiz Geldi</title><content type='html'>İçi oyulmuş bir dağın neresi düzlük neresi bataklık belli olmayacak sisli karaltılığında, alevden bir ışık halkası esrarlı halde dalgalanmaya ve mağarada eğri büğrü bir canlılık yaratmaya başladığında kılıçları şakıyan, klaksonları inleyen binlerce çizmelinin ayak sesleri kesik ve kuvvetli bir vahşi tını oluşturuyordu. &lt;br /&gt;Kaynayan sular ağır ağır yatıştığında, kuzguni saçları gaipten gelen kızgın soluklarla karışmış, hiddet ve cinnet akıntısında kayıp gözleri acı ve diri bir ateşle parlamış olarak ortaya çıktı. Yüzünü tanıyorum, o gözleri tanıyorum. Dehşetle titresem de dönemiyorum, bakışımı başka yöne çeviremiyor, bu istem dışı seyre engel olamıyorum. İşte burada, benim için gelmiş olmalı. Onun bu kinle beslenen tutkusunun ilahi intikamı cehennemdeki lethe ırmağının sularından yudum yudum içirecekti bana. &lt;br /&gt;Çığlıklar havayı yarıyor, tüfeklerin sürgüsü tıkırtıyla kapanıyor, kurşunlar uçuşuyor ve yine de onun etrafı öylesine sakin. Onca tüfek ateşi sağanağının ortasında sükunetle kendi halinde dingin ve güçlü. Sadece alevden ışık halkası büyük bir açlık ve hırçınlıkla yanıp sönerek parlıyor. &lt;br /&gt;Çizmelilerden birinin düştüğünü görünce kaçıyorum. Gitmem gerekirken kalamam, kalıp sonuna kadar gerilmiş kollarından saçılan bu ilahi fırtınanın çizmelileri korkuya boğup acımasızca mahvettiğini seyredemem. Bu anına daha önce tanıklık etmiştim, korkunun ruhunu hırsla salyalar akıtarak kudurttuğunu, onu besleyip nasıl da çığırından çıkardığını görmüştüm. &lt;br /&gt;Saniyeler içerisinde hepsi cansız halde, onun hükmüne vasiyet edilmişler, cinnetinin acımasız idrakine adanmışlar, uğursuz bir başyapıtın fırça darbeleri gibi dokunmuşlardı.Onu henüz tanımayan tertemiz dünyaya adımlarını atarken, yabani ayak izlerini ardı sıra bırakıyordu. Bense özgürlüğümün bedeli olarak hala kaçıyorum. Paha biçilemezliği -çünkü en büyük düşmanım- yüksekçe bir cambaz ipinde ağ olmaksızın yürür gibi risk taşımasındandır. Ateş gibi korkulu bir hizmetkar ve aynı zamanda korku salan bir hükümdarın serbestlikten yoksunlaştırıcı dayatılmış özgürlüğünü istemek ne onur kırıcı, vücudunu saat yönünün tersine döndürerek her dönüşte dünyanın açısal hızından çalıp kendi ekseni etrafında dönüş hızını nano birim azaltarak geceyi uzatıp şafağı uzaklaştırarak beraber geçirilen zamana zaman katmak özgürlüğü tamamen sana aitken..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-9089228506033796350?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/9089228506033796350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=9089228506033796350&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/9089228506033796350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/9089228506033796350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/12/cunku-artk-birer-yetiskiniz-ve-bunun-ne.html' title='Çünkü Artık Birer Yetişkiniz ve Bunun Ne Anlama Geldiğini Kararlaştırma Vaktimiz Geldi'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5370076085598329429</id><published>2009-12-17T06:14:00.001+02:00</published><updated>2009-12-17T06:22:36.171+02:00</updated><title type='text'>Bu Temasla Bulaşan Alemden Göçmeye Çok Kalmadı</title><content type='html'>Kendime geldiğimde, heyecanla konuştuğumu hatırladığım, tepkilerinin ve sesinin tanıdık geldiği bir masalın içindeydim. Sadece ayna karşısında görünebiliyordum. Herşeyin dokunulabilir olduğunu anlamak için yakınlaşıyor, daha yakından bakıyordum. Saatler, günler ve tüm eylem zamanlarında, gökkuşağında maviyi tuttuğum gibi, sözlerini üstün tutmayı öğrendim, ellerini tanıdım, çizgilerine ulaştım, hafızama kazıdım. Ahenkli hikayeler anlattım sana. Sonra o cesaret, hareketlerinin boğduğu bir su birikintisinde seyreldi. Oysa ellerin hala aynıydı ve gölgen de öyle. Sessizliğin planını bozdu ve sözünden dönmeye zorladı. Bugün hala gün gibi aklımda olduğunu sansam da sözlerimdeki şüphe ve sesindeki kin ve hile güçlendikçe hafızam yanılgıya uğramaya ve zayıflamaya yüz tutuyor. Masaldaki yerimdeyim yine. Sesindeki farklılık, haykırışlarım şiddetlendikçe, koyulaşan rüzgarından seçilemez hale geldi geliyor. Geçip biten zamanla, artık paylaşılmayan hikayelerle, bırakıp gittiğin huzurla, bomboş ellerimle, ezbere çizdiğim gölgen donuklaşıyor. &lt;br /&gt;Kendime geldiğimde masalsı şehirdeydim. Bir gün, neşeli tonlarla, içimden doğan bi heyecana kapılıp, görüntülü aramalar ve fotoğraflı mesajlarla tasvir etmek istediğim o şehirde. Sokakların bizi anımsamadığını sanmam ama değilse bile uçar yine aynı pencereye konarım. Şaşırdığını görmüyorum ve belki bu yüzden sana anlatsam mı bilmiyorum, her hikaye büyüsünü kaybettiğinde biter. Değerini yitirir ve güçsüz bi kanıt olarak kalır. Korkaklar gibi, yalnızlar gibi, benciller, yalancılar gibi, şimdi ise sözünü sonsuza dek tutamayanlar gibi tabiatını değiştiriyorsun. &lt;br /&gt;Bana sorarsan, dersin ki, sözlerim gelip geçicidir, dilimden alçakça bir elveda da çıkmamıştır halbuki. Yokluğunda gülüşümü tanımak, gittiğinde huzura ulaşmak, tekrar benim ol çağrısını yalanlamak, kendimi bu masalsı şehirde bulmak için bakışlarını, elinin hareketleri ve duruşunu unutmak tek çarem kalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5370076085598329429?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5370076085598329429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5370076085598329429&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5370076085598329429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5370076085598329429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/12/bu-temasla-bulasan-alemden-gocmeye-cok.html' title='Bu Temasla Bulaşan Alemden Göçmeye Çok Kalmadı'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6727735203820224541</id><published>2009-12-12T00:38:00.001+02:00</published><updated>2009-12-12T00:40:05.758+02:00</updated><title type='text'>Sanat Taklidindeki Hayat</title><content type='html'>&lt;font color=#804000&gt;İnsanlar bizi hala hatırlayacaklar mı dersin?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Ne zaman? Öldüğümüzde mi?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Yani..&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Bence insanlar senin dünyayı nasıl değiştirdiğinden bahsederler.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Senin hakkında neler söyleyecekler? Belki gazetedeki ilanda yazılacaklar, gazete ilanları sevimli oluyor böyle durumlar için.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Öyle sevimli bi ilan olacağını sanmam.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Hadi ama.. Yetenekli, güzel olduğunu biliyorlar.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;ve bunların yanında nasıl da ahmak olduğumu.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Dünyayı ateşe verdiği unutulamaz..&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;ve korkunç ailesinin pençesinden nasıl da kurtulduğu..&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Herkesle ve herşeyle dostluk kurabildiği..&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#800000&gt;Gittiği her yerde gürültü ve kargaşa yaratan biri. Bi türlü tutturamadığı bitip başlayan ilişkilerinden geri kalan sadece iyi dilekler olan...&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=#804000&gt;Sevimli oldu, değil mi?&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6727735203820224541?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6727735203820224541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6727735203820224541&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6727735203820224541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6727735203820224541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/12/sanat-taklidindeki-hayat.html' title='Sanat Taklidindeki Hayat'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-393151831837341466</id><published>2009-12-11T00:47:00.002+02:00</published><updated>2009-12-11T02:38:09.614+02:00</updated><title type='text'>100 Basit Adımda İmkansız Sıçrayış</title><content type='html'>Günlerim uzamaya başlıyor güverteye çıkalı. Barış bahsinin geçmediği bitmeyen bir savaşın ortasında, geceye dua etmek, karanlığı dilenmek ışığın tanrısından. Burada, hem güvertede, hem suyun içinde gibiyim, kara gitgide yaklaşırken, gemi hızını almışken ve akıntının ahengine kapılmışken. Kendimi suya atıyorum sandalın ipini çekerek, sürekli aydınlığın kızgınlığına karşı damağımdaki tüketici kuruluğun sertliğinden kaçarcasına su serpiyorum, besliyorum yağda kızartılmış kavgaların açlığını. Dibinde ay ışığından parlayan ateş parçası o taş, kurutuyor, dilim, damağım, dudağım suya arzulanıyor. Güverteye geri yüzüyorum, telafi çabalarım nafile, gemiye kabul olunmuyor günahlarım, boğuluyorum. Ancak mucize. Nefes alamıyor, zayıflıyorum. En sevdiğim kokular burnumu yakıyor, en tatlı yemekler midemi. Ancak mucizeye muhtacım. Vakit ilerliyor. Işık sağdan ve soldan yükseliyor. Görebildiğim herkes, biz, hepimiz, her birimizin içine, bakmak ve görmek size, gemiye bodoslama çarpan dalgalar gibi kırılıp dağılmak bana, yıldızlar gibi seyrek ve dağılan her parçamın işaretçisi birer tik gibi gökyüzünde. Su, saran kollarını şiddetle boca ediyor taşın etrafına. Keskin soğuktan buz kalıplarının başladığı yerde bitiyor hayatı, damla damla çürüyor bu huzursuz boşluğa. Bu hatıra denizinde mendiliyle el sallıyor feda olduklarım, sona götüren dalga. Katılaşmış vücudum kristallendirip yükseltiyor üzerinde ölüp sessizce kaybolacağım buz dağını..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-393151831837341466?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/393151831837341466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=393151831837341466&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/393151831837341466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/393151831837341466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/12/100-basit-admda-imkansz-scrays.html' title='100 Basit Adımda İmkansız Sıçrayış'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1971520275181115442</id><published>2009-12-10T01:11:00.003+02:00</published><updated>2009-12-10T02:14:37.299+02:00</updated><title type='text'>Yarın Tekrar Başlasa</title><content type='html'>&lt;embed src= "http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" width="300" height="52" allowScriptAccess="always" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash" flashvars= "valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.ihopeyourearsbleed.com/wp-content/uploads/2008/07/04-when-your-minds-made-up.mp3" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne küstahlık, ne kibir, ne saçmalık bu! İhtiyatlı olmanın tam aksi ancak böyle olurdu! Kafiyeyle uydurmaktan değil de umarım şahid olanlar bu muazzam coşku gösterilerinden gücenmesinler ve bütün bu sahneye konanlar gelişigüzel ya da yüzeysellikten kaynaklanıyor sanmasınlar. Bu sessiz ruh hali ve inatla yalnız ve dingin bir biçimde kendi adımlarıyla yol alma durumu pek değerli fırsatları ve ikazların yararlarını riske sokuyor. Ne utanç! Zaaf arayan, tek taraflı çıkar için ve istismar bağımlısı insanlar girip çıkıyor nazlı nazlı gökte yükselip alçalan güneşin altına. Karanlıktan korkuyorsunuz değil mi? İçinizdeki karanlıktan bahsediyorum gafiller! Nereden başladığınızı bile bilmiyorsunuz oysa. Şu zavallı kadıncağızdan ne istediniz sanki! Ayak uydurmak zorunda bıraktınız oyunlarınıza. Kiminiz, hanginiz bugüne kadar diğer birinin kulak arkasına burktuğu saçını çekerek kendi başınızda kıl çıkardınız sanki? Hangi biriniz zor durumdayken, hayatın sona erdiğini, sonrasının olmadığını, olamayacağını, bittiğini düşündüğünüzde tövbe etmediniz? Herşeye yeniden başlayacağınızı haykırdınız öyle değil mi? Vicdanınızı finanse eden, aç bıraktığınızda doyuran o umursamazlığınız kaybolmuştu o anlarda öyle ya. Yeniden biti kanlanan kayıtsızlığınız oldu, hassasiyetiniz değil. Başlangıcınızı bilmiyorsunuz, sizin zaafınız. Takıntılısınız ve aklınız sadece ergenliğinden tek bir şey için işliyor, o da olması gerekenden o kadar yoksun ki. Nereden peydah oluyor bu sinsiliğiniz, ne kadar seçici yavanlaşıcısınız. Bugün bu kadının başına gelenlerden siz sorumlusunuz ey ahali! Başka da sözüm yok. Söze alışkın değil bünyesi başıboşluğunuzun. Ne kadar çok doğrunuz var öyle! Ne çok prensip sahibisiniz. Şablonlarla yaşıyorsunuz. Bir gün akşam olmasın ki kendinizi bulabilmiş olun bunca usandıran alışkanlık dağınıklığınızın arasında. Bağışlayın bu küçümseyici yaklaşımları. Aynı toprağın insanıyız öyle değil mi? Aynı dil ile konuşuyoruz hı? Aranıza kattınız birini daha. Şimdi dışlamazsınız herhalde. O kadar boş konuşturuyorsunuz ki bu küstahlık, bu kibir, bu saçmalık ile belki dışlarsınız bile.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1971520275181115442?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1971520275181115442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1971520275181115442&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1971520275181115442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1971520275181115442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/12/yarn-tekrar-baslasa.html' title='Yarın Tekrar Başlasa'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-1157653127344791885</id><published>2009-11-26T16:12:00.005+02:00</published><updated>2009-11-26T16:43:34.420+02:00</updated><title type='text'>Parmak Uçlarında Gelir Bütün Sonlar</title><content type='html'>&lt;embed src= "http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" width="300" height="52" allowScriptAccess="always" wmode="transparent"  type="application/x-shockwave-flash" flashvars= "valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://friendfeed-media.s3.amazonaws.com/bfd6ed2f6069d4df92bd8861bb6d70cb3b15ffd9&amp;amp;amp;titles=mehmet erdem - olur ya(1).mp3" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnce görünüşümün dış etkilere dayanıksız olduğu sanılan yapısının ötesinde erişilmez heyecanların kaynağı gibi, şaşılacak denli sıhhatli olduğum bi günün akşamı. Dışarıda karanlığın sokak köpeklerini bile yuttuğu anlar kıvılcım gibi saçılırken ben yorgun argın kendimi eve atmıştım ki hemen arkamdan kapı çalındı. Birden bire oldu, panik dumanı tütmeye başlamıştı. Bu kısacık arada işlerin nasıl olup da o kadar sapa sardığını Tanrı bilir. Bu yok sanası aralık boyu süren temasta, kapıdaki, çoğu defa dönüp gidecek oluyordu. Bu gitmek isteyişi, alelade bir kaçış, adeta kapı açıldığında karşılaşacağı zorluğun kaygısı gibiydi. Sanki bu an onun için, yaşanmaktan değil de hayal edilmekten hoşnut olunabilecek bir an gibiydi. O kadar içinde kaybolur olmuştu ki son zamanlarda, bu hayali gerçekle ayırdedemiyordu. Hayalinde kapıyı istediği şekle sokabiliyordu nasıl olsa, zilin sesini beğenmediğinde ise hiç çalmamış oluveriyordu. Kapı şeffafmışçasına, içerisini gayet aydınlık olarak görebiliyordu. İstediğinde açtırıyordu kapıyı, şimdi nasıl olur da kapısının arkasındakine hükmedemediğine anlam veremiyordu. Kapıya egemendi sanki ve zihnindeki güçle benim zihnime de egemen olmak arzusundaydı. Bütün hayallerinde bu an ona büyük hazlar vermişti tabii. Bütün o çatapatlı merasimlerle renk dolu kapıların açıldığı gösteriler, o hiç büyümeyen, hep on yedi yaşın lirizmini taşıyan yönüne seslenip durduğu için bulutlarda gibiydi çok uzun bir süre. Hatta aşırı deyilebilecek ölçüde çok uzun süre. Sadece duygulara ve hislere dokunabilen bu bütün yaratım denemeleri, bir türlü gün ışığına çıkamayan, bir türlü soluk alma imkanı bulamayan, ruhun o en hareketli köşesinde uzun süren bir hastalık gibi, sıkıntı değilse bile ağır bir karanlık gibi çökmeye başlamıştı. Islah olmak için yola koyulmuştu. Ona direnemeyecek zayıflıkta bulduğu ilk kapıyı çalmıştı işte. İnce görünüşümün dış etkilere dayanıksız olduğunu sanmış olmalıydı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-1157653127344791885?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/1157653127344791885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=1157653127344791885&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1157653127344791885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/1157653127344791885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/11/parmak-uclarnda-gelir-butun-sonlar.html' title='Parmak Uçlarında Gelir Bütün Sonlar'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6973917021858607718</id><published>2009-11-22T19:59:00.000+02:00</published><updated>2009-11-22T19:59:00.392+02:00</updated><title type='text'>Herşeyi Üzerine Alınan Adam</title><content type='html'>akşam erken yatmıştım. ne var ki uyandığımda neredeyse öğle oluyordu. şu beni sürekli takip eden kadın da hala ölmemiş. balkona çıkmış, nasıl nereden tırmanmayı başardıysa. aklım almıyor bu kadının hareketlerini. perişan oluyorsun diyorum, aldırmıyor bile azarlarıma. bugünlerde erken çöküyor ya karanlık, akşam demeye dilim varmıyor gerçi, saat altıyı geçince sanıyorum ki gece yarısı olmuş. köyün birindeyim zaten, dışarıda hiç bitmeyen bi kalabalık ve onların çıkardığı uğultu. sağır oldum sanıyorum bazen bu uğultuya duyarsızlık kazanınca kulaklarım. sonra bi canavar düdüğü yetiyor titreşimleri saptamama. oldukça bilimsel günlerdeyim kendi adıma. bikaç makale okuyunca kendimi bilim adına önemli işlere girişmiş hissediyorum mesela. mesela şarkı sözü yazmaya vaktim kalmıyor bunlarla uğraşmaktan. bu bahsettiğim kadının eksik mükemmelliğine bilimsel yollardan yaklaşma çabalarım da boşuna. akşam erkenden uyuyakalmışım. kucağımda "batarya zayıf" uyarılarıyla uyandığımda "günlerden ne?" sıkıntısı almış buluyorum rüyanın etkisindeki beni. ne önemi var halbuki diye kızıyorum da kendime. gayet dünyadan elini çekmiş, bırak yarını düşünmeyi, uyandıktan sonra kalkıp kahvaltı yapmayla bile yormuyorum aklımı. üç cümle konuşmadan -arkamda dolanan kadınla girdiğim tek taraflı diyaloglar hariç- günlerim geçiyor. kalabalıkta da değil yalnızlığım, bi başıma. bana ulaşmaya, konuşmaya çalışan da yok hani. bu kadın bile yapmıyor bunu, sadece bakıyor. pencerenin kenarına uzanıp perdeyi kıpırdatmadan bakıyorum -şu kadın çekiştirip beni doğrultmasa bi de- sokakta o kadar yoğun bi insan yığını var ki, insan olduklarından şüpheliyim, sanki bi tablonun flulaştırılmış arka plandaki kalabalığı onlar. içlerinden tek tük seçebildiklerim, işte onlar. onlar canım. konuşmuyorum gerçi. tanımıyorlar beni, baktığımı görmüyorlar bile. öylece uzanıp seyretmek sizi, arkamda dikilip beni doğrultmakta direnen kadına umursamamak ne hoş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6973917021858607718?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6973917021858607718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6973917021858607718&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6973917021858607718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6973917021858607718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/11/herseyi-uzerine-alnan-adam.html' title='Herşeyi Üzerine Alınan Adam'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5609495437338311515</id><published>2009-11-16T13:33:00.000+02:00</published><updated>2009-11-16T13:41:29.133+02:00</updated><title type='text'>Haksız Tahrik İndirimi</title><content type='html'>Uuu, kafamda neler kuruyorum neler. Yaşama böyle bağlanmak bana ne yarıyor ama. Oluşturabildiğin kadar oluşturarak kafanda bu düşleri yani. Örümceğin, duvarın tam köşesine kurduğu ağı gibi. Her gördüğün insanla hemen yeni bir düşün peşine. Takip edip, gözlerinle, beraber yaşamaya başlamak. Gelişigüzel değil, her anın tadını çıkarırarak. Neler gelir düşleyenin aklına neler. Düş kurarak başkalarının yaşamına bağlanmak zorundayım diyorum kendime, keyifsizliğinle, ilgisizliğinle hayran bırak kendine.. acılarını, dertlerini duyumsamak, öykülerinin sona ermesinin gerçekten önemli olmayacak kadar boş ve aptalca olduğu yargısına varmak için. Öyküleri, o hayatları, sanki bir gün sona ermeyecek mi, Tanrım! bunu bilerek yaşamak ne heyecan verici. Öyleyse canlı kalacak olan ne? Günlerinin sayılı olduğunu bilince en çok. İşte! bugün olanlar, şu bir can sıkıcı, şu bir sinir bozucu değil mi? Şimdi felaket tadı veren şey, birkaç yıl sonra kimbilir nasıl bir tat kazanacak, tadına doyulmaz bir anı, bugünkünden çok başka nedenle dökülen gözyaşından alınacak. Sürekli beni takip eden bu kadına anlatamıyorum bütün bunları. Neler çekti benden, anlatsam inanmazsınız. Saatlerce günlerce izler durur beni. Başımı çevirsem görecekmişim gibi sürekli ensemde. Öyle dikkatle bana bakıyor ki kendine bakmaya vakti kalmıyor. Perişan oluyorsun diyorum, kıpkırımızı kesiliyorum üstüne yürüyüp bağırıp haykırmaktan. Sesi soluğu çıkmıyor yine de. Öyle duruyor. Saçları beyazlıyor, görüyorum, daha bu yaşında. Konuşmuyor, güya benim için endişeleniyor, evi toplayıp çekidüzen veriyor, bana hazırladığı köşeye geçip kurulayım istiyor, öylece üzerime düşüyor, sessizce bakıyor bana. Bundan hoşlanmamı bekliyor. Rahat bırakmayınca kaçar oldum ondan. Sigarama karışıyor, bardağı kapıyor elimden, içme diyor. Kaçıyorum. Vaktimi onun ulaşamayacağı yerlerde geçirmeye özen gösteriyorum artık. Daha perişan, dönüp dolanıyor. Orada burada izime rastlamaya çalışıyor. Yenik düşüyor zayıflığına. Tam tutacak gibi oluyor kolumdan, ceketimi havalandırarak dönüp uzaklaşacak oluyorum, rüzgarın zorba kuvveti kadının son direncini alıp uçuruyor. Düşüyor kadın arkaüstü. Öldürdüm onu! Akıyor kanı sokaklardan. Öylece arkamdan bakakalıyor. Karanlık oluyor birden, kediler çekingen sesler çıkarıyor. Havada tek bir bulut dahi yoktu o anda. Yıldızlar daha ışıltılı parlıyor, zifiri karanlığın içinde kıpkızıl akıyor kanı sokaklardan. Yanına koşuyorum. Bakıyor bana, yüzüme. Bakakalıyoruz öylece. Olmamalıydı diyecek oluyorum. Ben mi öldürmüştüm onu? Katil. Bir katil bakmamalı onun gözlerine. Gözleri tamamen açık. Sanki beni görüyormuş gibi. Kapatıyorum gözlerini. Dokunacak gibi oldum son kez eline. Soğuk görünüyor, boğazından yükselen buharın aksine. Kan vardı suratında, ellerinde. Sokak hep kan oluyor. O insan değildi ki. Onun ne annesi vardır ne de babası. Kimse duymadı. Ne silah sesi vardı ne de çığlık. Bağıramadı ki. Eminim onun sesi de yoktur. Daha önce birisini hiç öldürmemiştim. Ben olmasam kim bilir tamamen akıp giderdi sokaklardan. Polisler gelir bir siyah naylona bağlayıp atarlardı bir buzdolabına. Hem kim uğraşırdı onunla şimdi? Öldürdüm onu. Hiç acımadan, gözümü hiç kırpmadan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5609495437338311515?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5609495437338311515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5609495437338311515&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5609495437338311515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5609495437338311515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/11/haksz-tahrik-indirimi.html' title='Haksız Tahrik İndirimi'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6369484292935346708</id><published>2009-11-05T00:16:00.000+02:00</published><updated>2009-11-05T01:08:54.595+02:00</updated><title type='text'>Sütlü Kahve Evrenin Üzerine Dökülürse</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Evren ne renktir?&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökteki herşey incelenmek için bi yere yayılmış olsa, elde edilen karışım ne renk olurdu? Bu kendi kendine garip soru, komşu galaksilerde görülen yıldızların aidiyet bölgelerini saptama çalışmaları sırasında John Hopkins Üniversitesi astronomlarınca ortaya atılmış. Cevabı ise bej renginin bağıl algılanan bi tonu (evet oldukça garip bi tanım ama bi rengi tasvir etmek için bi takım nesnelere atıfta bulunmak genelde yanıltır diye düşünüyorum) olarak belirlenmiş. Astronomlar, bunu belirlemek için, &lt;a href="http://msowww.anu.edu.au/2dFGRS/"&gt;2df&lt;/a&gt; analizindeki 200,000 galaksinin -yani şimdiye kadar analiz edilebilen en büyük galaksiler örneğinin- yaydığı ışığın ortalamasını almışlar. Oluşan kozmik tayftan, elektronmanyetik tayfın tüm bölümlerinde bir miktar ışımaya sahip olmasıyla tek bir birleşik renk algılanmış olup bu renk, kızıl yıldızların daha yaygınlaşmasıyla son 10 milyar yıldır daha az mavimsi hal almış. Bu renge daha iyi bi isim verebilmek için bir de &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cosmic_latte"&gt;yarışma&lt;/a&gt; açılmış ve kazanan isim çok ilgimi çekti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6369484292935346708?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6369484292935346708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6369484292935346708&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6369484292935346708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6369484292935346708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/11/sutlu-kahve-evrenin-uzerine-dokulurse.html' title='Sütlü Kahve Evrenin Üzerine Dökülürse'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-722783538424092206</id><published>2009-10-13T15:17:00.003+03:00</published><updated>2009-10-13T15:28:58.024+03:00</updated><title type='text'>Tartüf</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;Hangi anlaşılmaz mekanizma duygu ve düşüncelerle organlar arasında bir ilinti kurabiliyor? Bazen acı bir düşünce kan dolaşımını nasıl değiştirebiliyor ve bu dolaşım bozukluğu da düşünceyi etkileyebiliyor? Varlığından kuşku duyulmayan bu bilinmez akışkan bir an içinde tüm yaşam kanallarına nasıl girip duyguları, belleği, üzüntü ve neşeyi oluşturabiliyor? Unutulmak istenen bir dehşet anını anımsatabiliyor, bir hayvanı, düşünen veya sevilen biri yapabiliyor?&lt;br /&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;font color="Gray" face="Times New Roman" size="1"&gt;&lt;i&gt;alıntı&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-722783538424092206?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/722783538424092206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=722783538424092206&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/722783538424092206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/722783538424092206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/10/tartuf.html' title='Tartüf'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-375584366410411715</id><published>2009-09-28T15:09:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:15:54.070+03:00</updated><title type='text'>Suç</title><content type='html'>Tek bir suç vardır, sadece bir tane. Ve o da hırsızlıktır. Diğer her suç hırsızlığın bir çeşididir... Bir adam öldürdüğünüzde, bir hayat çalarsınız. Karısının o adamdaki hakkını elinden alırsınız, çocuğunun babasındaki hakkını gasp edersiniz. Bir yalan söylediğinizde, karşınızdakinin doğruyu duyma hakkını çalarsınız. Hile yaptığınızda, adil olma hakkını çalarsınız.. Yegane suç hırsızlıktır ve bütün diğerleri hırsızlığın çeşitleridirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-375584366410411715?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/375584366410411715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=375584366410411715&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/375584366410411715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/375584366410411715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/09/suc.html' title='Suç'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-585706843853855344</id><published>2009-06-11T11:03:00.012+03:00</published><updated>2009-06-11T18:54:59.926+03:00</updated><title type='text'>İntihar</title><content type='html'>&lt;object width="300" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=8263449&amp;style=grass&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=8263449&amp;style=grass&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blogs.psychologytoday.com/files/u25/the_Bridge.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://blogs.psychologytoday.com/files/u25/the_Bridge.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;Golden Gate Köprüsü - San Francisco, California&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="4"&gt;Kevin Hines&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;19 yaşında, manik depresif psikozun dayanılmaz boyutlara ulaşmasıyla hayatına son vermeye karar verir. 2000 yılında, okulda ilk derse girer ve otobüse atladığı gibi yolda ağlaya ağlaya köprüye varır. Kendine bir yer belirler ve yaklaşık 40 dakika orada kalır. Kimse dönüp neyin var diye sormaz hatta bi turist gelip fotoğrafını çekmesini rica etmesi durumunun hiçkimsenin umrunda olmadığının kanıtıdır ona göre. Fotoğrafı çeker ve atlar. Birden yaptığının yanlış olduğunu anlar ve tanrıya onu kurtarması için dua etmeye başlar. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos.everywheremag.com/24147_14_l.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 0 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 195px; height: 145px;" src="http://photos.everywheremag.com/24147_14_l.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://s3.amazonaws.com/mmc-digi-beta-production/assets/4234/suicide_article.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 0 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 195px; height: 145px;" src="http://s3.amazonaws.com/mmc-digi-beta-production/assets/4234/suicide_article.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 15 metreden suya ayakları üzerinde atlayabilmiş neyseki. Ölümcül deneyiminin ardından zor bir fiziksel rehabilitasyona katlanmak zorunda kalsa da bunun manik depresif psikoz nöbetlerinden daha zor olmadığını söylüyor. Halen manik iniş-çıkışlarını düzenleyen terapi ve ilaç kombinasyonuyla sıkı bir programa tabi yaşıyor. Şimdilerde zihinsel hasta gruplarına katılıyor ve intihar yardım hattının ucunda..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-585706843853855344?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/585706843853855344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=585706843853855344&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/585706843853855344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/585706843853855344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/06/intihar.html' title='İntihar'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3612045968912024944</id><published>2009-06-10T15:46:00.003+03:00</published><updated>2009-06-10T18:38:04.253+03:00</updated><title type='text'>Kanser Hakkında Yanıldıklarımız</title><content type='html'>&lt;font size="5" color="maroon"&gt;10- Tek Kanser Türü Var&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://rlv.zcache.com/blood_cancer_hope_love_cure_ribbon_button-p145234363562761776t5sj_400.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:10px 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://rlv.zcache.com/blood_cancer_hope_love_cure_ribbon_button-p145234363562761776t5sj_400.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Bütün kanserler aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzden fazla kanser çeşidi vardır ve hepsine uygulanan teknik farklıdır, söz konusu kanser hakkında ne kadar bilgi sahibi olunduğu ve hastanın spesifik ihtiyaçlarının neler olduğuna göre değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;9- Kanser Tedavisi&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://images.habervitrini.com/haber_resim/hasta_doktor_ameliyat.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:10px 0 0 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/hasta_doktor_ameliyat.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Tedavisi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, genel olarak kanser tedavi edilemez olarak görülse de, hastanın kendi durumu göz önüne alındığında tedavi edilebilir olabileceği gibi bi hastaya hastalığının tedavi edilemez olduğunu söylemek ne derece hastalıklı bi telkin olur şahsen ölçemiyorum bile. Yani, işin teknik kısmı oldukça karmaşık olmakla birlikte, kanserin isminden ve zihinde uyandırdığı tarifinden çok hastanın kendi durumu ele aldığında gayet tabi tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;8- Cep Telefonu&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.naturalfx.com.au/Images/Xray%20Holding%20Mobile.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 240px;" src="http://www.naturalfx.com.au/Images/Xray%20Holding%20Mobile.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Cep telefonu kanser yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin bi cavabı olmayan bi durum. Cep telefonları gün geçtikçe daha gelişiyor ve öncekilere göre daha az kanserojen yayıyor/içeriyorlar. Yine de tam anlamıyla bi tespit yapmak şimdilik pek mümkün görünmüyor. En kapsamlı araştırmayı yapan Kanser Toplumu Örgütü (DCS) beyinde oluşan kanser ile cep telefonları arasında bi bağ bulamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;7- Kanserli Yumru&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.allthingsbeautiful.com/all_things_beautiful/images/metastasizing_cancer.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:10px 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 180px;" src="http://www.allthingsbeautiful.com/all_things_beautiful/images/metastasizing_cancer.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Kanser taraması esnasında bulunan her şişlik ya da kütle kanserlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her olağandışı durum bi kanser tespiti sayılamaz. Bu kendini vücudun içine geri emecek basit bi kist ya da ameliyatla alınması gereken bi parça olabilir. Bazı tümörler iyi huyludur, zaten kanser taramasının önemi de bunun ne tür olduğunu tespit edilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;6- Tatlandırıcılar&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.menshealth.com.tr/_Images/image/Beslenme/Makaleler/ipucu_beslenme_tatlandirici.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 195px;" src="http://www.menshealth.com.tr/_Images/image/Beslenme/Makaleler/ipucu_beslenme_tatlandirici.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Tatlandırıcılar kansere sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yanılgının nedeni 1969'da fareler üzerindeki tatlandırıcı etkileri çalışmalarıdır. Ancak daha sonra, farelere haftalarca günde 800 kutu diet soda değerinde tatlandırıcı verildiği açıklanmıştı. Normal değerlerde alınan tatlandırıcıların herhangi bi kanser etkisi göstermediği görülmüştür. Kansere neden olan pek çok faktör var tabi ama çok aşırı doz kullanmadıkça bunun kansere sebep olacak kadar tehlikeli olmadığı bilinmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;5- Olumlu Bakmak&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/11/Glass-of-water.jpg/250px-Glass-of-water.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 220px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/11/Glass-of-water.jpg/250px-Glass-of-water.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Kanseri yenmek için pozitif düşünce gerekir, tedavi değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki olumlu yaklaşım, yaşama arzusu, inanç gibi şeyler hastalığın yükünü hafifletir. Ama kanser, irade gücüyle yenilebilecek tür bir hastalıktan daha fazlasıdır. Yine de, sağlık çalışanları daima güler yüzlü ve yapıcı olurlar ve bunu hastaya yansıtmakta beceri sahibidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;4- Ameliyat Tehlikesi&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.haberbiz.com/haberler/haberfotograflari/12439.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 225px;" src="http://www.haberbiz.com/haberler/haberfotograflari/12439.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Ameliyat kanserin vücuda yayılmasına sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözde bilinç uzun zaman önce peydah olmuş olmalı, öyle ki, kanser ancak çok ileri seviyelerde teşhis edilebilir ve ameliyat sonrası kanser hücrelerinin tamamı yok edilebilmiş mi emin olunamazdı. Ama günümüzde ve tıbbi gelişmeler ışığında, artık kullanılan teknoloji sayesinde daha berrak bir tablo çizilebilir ve ameliyat için ne gerekiyorsa yapılabilir olduğundan bu tür bi tehlike söz konusu dahi edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;3- Göğüs Kanseri&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/115194.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 178px; height: 221px;" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/115194.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Göğüs kanseri sadece kadınlarda olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarda meydana gelme olasılığı erkeklere oranlara 100 kat daha yüksek olmasına rağmen erkeklerin de göğüs kanserine çok da uzak olmadığı kanser topluluğun yaptığı açıklamaya göre yılda 2000'in üzerinde erkek hastaya göğüs kanseri teşhisi konulmasından anlaşılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;2- Sürekli Artış&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fearbeneath.com/wp-content/uploads/2008/07/graph-rising.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 180px;" src="http://www.fearbeneath.com/wp-content/uploads/2008/07/graph-rising.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Kanser vakaları artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden olduğundan daha fazla olduğu doğru ama bu daha geniş kesimi tehdit ettiği ya da daha yoğun olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, artan nüfusla kanser riskinin daha düşük oranda olduğu söylenebilir. Belki de artık bu konunun bi tabu olmaktan çıkmasıyla insanlar çevrelerinde kanserle ilgili daha çok haber duyduklarından vakaların da eskiye oranla arttığını düşünüyor olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5" color="maroon"&gt;1- Gizlenen İlaçlar&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/hap-kullanan-hap-adam.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:10px 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/hap-kullanan-hap-adam.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yanılgı:&lt;/b&gt; Bilim adamları çoktan buldu ama tedaviyi saklıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalık komplo teorileri kaynıyor tabi ama bu da pek çoğu gibi asparagas görünüyor. Hipokrat yemini insanların hayatını kurtarmak için ediliyor ki kanseri tedavinin de başka amacı olmaz zaten. Ya da hangi ecza şirketi kansere çareyi ilk bulan olmak için herşeyini vermezdi ki. Bi &lt;a href="http://www.webmd.com/cancer/news/20090323/miracle-dog-beats-aggressive-cancer"&gt;haber&lt;/a&gt;de dört farklı köpek üzerinde denenen bi ilacın dört kanser olayını da temizlediğini duymuştum, ama kesin yargıya varmak için henüz herşeyin tamamlanmadığı söyleniyordu. Bazı eksikliklerin de giderilmesiyle insan üzerinde aynı olumlu sonucu verip vermediğini umarım en kısa zaman içinde görmüş olacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3612045968912024944?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3612045968912024944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3612045968912024944&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3612045968912024944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3612045968912024944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/06/kanser-hakknda-yanldklarmz.html' title='Kanser Hakkında Yanıldıklarımız'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4410387173746898940</id><published>2009-06-09T21:56:00.005+03:00</published><updated>2009-06-10T04:37:08.115+03:00</updated><title type='text'>Yeknesak Bi Düş, Sürreal Bi Diyalog</title><content type='html'>&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Koşar halde bağırarak banyodan çıkar. Saçları turuncu renktedir.&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Sen, sen beni sabote ettin! Bak! Şu saçlarıma yaptığına bi bak! Bak!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#cc9900"&gt;Ne güzel bir renk.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Bu korkunç! Banyodaki sihirli iksirlerimin hepsini mahvetmişsin!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#cc9900"&gt;Hiçbir şey mahvolmuş değil, sadece eşyalarını düzenledim o kadar.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Yanlış! Yanlış! Sana kendini buna bu kadar kaptırmamanı özellikle söylemiştim!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Ağlamaklı halde&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Artık itici bi hale döndüm.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Sandalyeye çöker&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Bu halde yaşayamam.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Başı ellerinin arasında hıçkırarak ağlamaya başlar.&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#cc9900"&gt;Hadi ama, o kadar da fena değil hani.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Saçının rengini önce mor sonra siyaha çevirir.&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#cc9900"&gt;Şimdi bi bak, tonu eskisinden daha da güzel durdu.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600" size="1"&gt;&lt;i&gt;Teselli edilemez durumda&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#FF6600"&gt;Vazgeçiyorum. Eğer güzel görünemeyeceksem yaşamanın ne anlamı var.&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4410387173746898940?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4410387173746898940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4410387173746898940&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4410387173746898940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4410387173746898940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/06/yeknesak-bi-dus-surreal-bi-diyalog.html' title='Yeknesak Bi Düş, Sürreal Bi Diyalog'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-5697543503631321475</id><published>2009-05-29T10:40:00.005+03:00</published><updated>2009-05-29T10:52:47.856+03:00</updated><title type='text'>Yine de geldim dünyaya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/Sh-TofqedwI/AAAAAAAAAEs/UHNBYiSbIjE/s1600-h/190d1196381112-funny-signs-good_luc.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:20px 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 360px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/Sh-TofqedwI/AAAAAAAAAEs/UHNBYiSbIjE/s320/190d1196381112-funny-signs-good_luc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341150006988404482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Bekle! Hey, bekle!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Of! Ne var?!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Arabaya bin.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Hayır!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Yürümeyi bırak hadi. Hey, cidden canıma kıymaya kalktım, sonra vazgeçtim.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Of hayır! Bitti artık.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Bitmedi.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Evet bitti. Başka biri var.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Kim?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Senden önceki. Hem bu seni hiç ilgilendirmez!&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#151B54"&gt;&lt;i&gt;(Alaycı)&lt;/i&gt;&lt;/font&gt; &lt;font color="#4E387E"&gt;Ne?! Yine mi!?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Evet.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Nasıl.. Yazdığın mektup neyin nesiydi?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Of. Bırak artık. Bitti dedim. Unut gitsin.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#4E387E"&gt;Seni tanımak istiyorum.&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#8467D7"&gt;Bu da ne demek? Beni tanımak. Tanımak. Kimse bi başkasını tanıyamaz, asla!&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-5697543503631321475?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/5697543503631321475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=5697543503631321475&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5697543503631321475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/5697543503631321475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/05/yine-de-geldim-dunyaya.html' title='Yine de geldim dünyaya'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/Sh-TofqedwI/AAAAAAAAAEs/UHNBYiSbIjE/s72-c/190d1196381112-funny-signs-good_luc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-8690960124815289608</id><published>2009-05-28T08:40:00.006+03:00</published><updated>2009-05-28T09:41:24.793+03:00</updated><title type='text'>Zahidem</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center; margin-left: auto; visibility:visible; margin-right: auto; width:400px;"&gt; &lt;object width="400" height="145"&gt; &lt;param name="movie" value="http://www.profileplaylist.net/mc/mp3player_new.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowscriptaccess" value="never"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="config=http%3A%2F%2Fwww.indimusic.us%2Fext%2Fpc%2Fconfig_regular_noautostart.xml&amp;amp;mywidth=400&amp;amp;myheight=145&amp;amp;playlist_url=http%3A%2F%2Fwww.indimusic.us%2Floadplaylist.php%3Fplaylist%3D64341464%26t%3D1243489804&amp;amp;wid=os"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed style="width:400px; visibility:visible; height:145px;" allowScriptAccess="never" src="http://www.profileplaylist.net/mc/mp3player_new.swf" flashvars="config=http%3A%2F%2Fwww.indimusic.us%2Fext%2Fpc%2Fconfig_regular_noautostart.xml&amp;amp;mywidth=400&amp;amp;myheight=145&amp;amp;playlist_url=http://www.indimusic.us/loadplaylist.php?playlist=64341464&amp;t=1243489804&amp;amp;wid=os" width="400" height="145" name="mp3player" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash" border="0"/&gt; &lt;/object&gt; &lt;br/&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında &lt;font size="4"&gt;&lt;b&gt;“Zahidem”&lt;/font&gt;&lt;/b&gt; adıyla ün yapan türkünün şairi &lt;i&gt;Aşık Arap Mustafa&lt;/i&gt;, 1901 yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. Babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “&lt;i&gt;Koca Oyunu&lt;/i&gt;” adı verilen oyunda “&lt;i&gt;Arap&lt;/i&gt;” rölünü üstlenirdi. Bu nedenle Mustafa’ya da “&lt;i&gt;Arap&lt;/i&gt;” lakabı takılmıştır. Kimsesiz kalan Arap Mustafa 10 yaşına gelince Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Hacı Bürozadeler’den Mehmet’e çiftçilik yaptı. Zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa, Ağasının yeni yetişen kızı Zahide’ye gönlünü kaptırdı. Fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrını bir türlü açıklayamadı. 20’sinde askere giden Mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği Zahide’de kalmıştı. Köydeki dostlarına mektuplar göndererek Zahide’den haber almaya çalışan Arap Mustafa, Zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğününün de bir hafta sonra olacağını duyunca üzüntüsünü bu mısralara dökmüştür. Türküyü &lt;font size="5" color="crimson"&gt;Neşet Ertaş&lt;/font&gt; plağa okuyup tanıtmıştır. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://lh6.ggpht.com/_MBYFaz7S27g/Sh4jZXdqMAI/AAAAAAAAAGM/qkV5fqvd14c/neset%20ertas.jpg"&gt;&lt;img style="float:center; margin:0 0 0px 0px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 394px; height: 400px;" src="http://lh6.ggpht.com/_MBYFaz7S27g/Sh4jZXdqMAI/AAAAAAAAAGM/qkV5fqvd14c/neset%20ertas.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;font size="1"&gt;Ki küçüklüğümde doya doya dinlediğim babamın plaklarının arasından hala kulaklarımda yankılanan onunkidir. Bu gece pek bi içerledim, tatlı mı yesem tuzlu mu yesem, bitiremediğim kitabı okumaya devam mı etsem, gazetenin verdiği ekteki puzzle parçalarını mı kesip yapıştırsam napsam diye düşünürken listenin ta derinlerinden bu türkü çıkageldi bi anda. Hikayesi neymiş diye merak sardı bikaç defa üstüste dinleyince de. Daha orijinal bişey bekliyordum açıkçası, ama, üstadın sesi şu anlatılan hikayeyi bile öyle aykırı hale getirmiş ki, hayal kırıklığına uğradım diyemeyeceğim.&lt;/font&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-8690960124815289608?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/8690960124815289608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=8690960124815289608&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8690960124815289608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/8690960124815289608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/05/halk-arasnda-zahidem-adyla-un-yapan.html' title='Zahidem'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/_MBYFaz7S27g/Sh4jZXdqMAI/AAAAAAAAAGM/qkV5fqvd14c/s72-c/neset%20ertas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6780217099223416303</id><published>2009-05-21T01:10:00.011+03:00</published><updated>2009-05-21T19:04:20.195+03:00</updated><title type='text'>Beyaz Zambak</title><content type='html'>Akşam Pelin'in "kurban olurum" dediği &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=aBXeXBpTVOk"&gt;video&lt;/a&gt;yu izledim. Operanın müzikal ve teatral yapısı beni oldum olası büyüler ki &lt;a href="http://www.thephantomoftheopera.com/"&gt;The Phantom of The Opera&lt;/a&gt; (daha çok ilk versiyonu) en sevdiğim filmler arasındadır. Belle'deki "fleur de lys" sözünü çok hoş buldum ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;beyaz zambak&lt;/span&gt; ile ilgili bi'şeyler bakınmaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://lh5.ggpht.com/_ZuBq5nP3eIY/ShV6y5tE0OI/AAAAAAAAAEM/tF2FJaBQduY/s400/gfgfrgrrrks2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 0 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 170px;" src="http://lh5.ggpht.com/_ZuBq5nP3eIY/ShV6y5tE0OI/AAAAAAAAAEM/tF2FJaBQduY/s400/gfgfrgrrrks2.jpg" border="1" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="font-size:10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=beyaz+zambak"&gt;ekşisözlük&lt;/a&gt;'te &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;lavinia&lt;/span&gt; der ki: &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic; color:red; "&gt;ciceklerin tanrisi.&lt;br /&gt;kokusuna hayran oldugum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uludagsozluk.com/k/beyaz-zambak/"&gt;uludağsözlük&lt;/a&gt;'te &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;habis&lt;/span&gt; der ki:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic; color:red;"&gt;incilde cennetin simgesi olarak geçer. Bir de kolonyası vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta Grigory Petrov'un "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" romanının yanında bir de&lt;span style="font-style:italic;"&gt; Susan Isaacs&lt;/span&gt; adlı yazarın &lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;a href="http://kitap.antoloji.com/beyaz-zambak-kitabi/"&gt;Beyaz Zambak&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; adında romanı varmış. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.beyazzambak.com/"&gt;"Beyaz Zambak Belgesi"&lt;/a&gt; varmış bir de. Hizmet sektöründe temizlik, hijyen ve sağlıkla ilgili konularda özen gösterilmesini teşvik edici bi program.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Zambak ile ilgili o kadar çok şey varmış ki içinde kayboldum diyebilirim. &lt;br /&gt;Milyonlarca şiirin arasında bi tane de astokriş rastladı &lt;a href="http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=37905&amp;siir=1118820"&gt;Ünal Kar&lt;/a&gt;'ın kaleminden:&lt;br /&gt;&lt;font color="#800000"&gt;&lt;blockquote&gt;Buğulu gözünde gözüm gizlenir&lt;br /&gt;Ellerim duada kalbim hislenir&lt;br /&gt;Yüzünde tebessüm beni seslenir&lt;br /&gt;Aşkların büyüğü sensin zambağım&lt;br /&gt;Zamanın kokusu sende zambağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziyafet ruhuma gönül telinden&lt;br /&gt;Aldığım mutluluk tatlı dilinden&lt;br /&gt;Maddeydim arındım sevgi deminden&lt;br /&gt;Bırakmam ben seni tuttum elinden&lt;br /&gt;Aşkların büyüğü sensin zambağım&lt;br /&gt;Kokunda âlemi buldum zambağım&lt;/blockquote&gt; &lt;/font&gt;&lt;br /&gt;95 TL değerinde bi &lt;a href="http://www.myhouseshop.net/duvar-aksesuarlari-desenleri-duvarlik-Beyaz-Zambak-Tablo-i.html"&gt;tablo&lt;/a&gt; bile var beyaz zambak için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, rüyada beyaz zambaklar görmek huzur ve mutluluğa erişileceği anlamında imiş. Kişinin huzur ve mutluluğa kavuşacağına işaret edermiş. Beyaz zambak aynı zamanda evlilik ve yuvada mutluluğun da habercisiymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da, beyaz zambak selülit tedavisinde kullanılırmış ve yay burcunu ifade edermiş, güzel şekli ve kokusuyla büyülermiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6780217099223416303?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6780217099223416303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6780217099223416303&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6780217099223416303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6780217099223416303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/05/beyaz-zambak.html' title='Beyaz Zambak'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_ZuBq5nP3eIY/ShV6y5tE0OI/AAAAAAAAAEM/tF2FJaBQduY/s72-c/gfgfrgrrrks2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-3184942388836556826</id><published>2009-05-15T23:33:00.005+03:00</published><updated>2009-05-15T23:52:23.619+03:00</updated><title type='text'>Pac-Man</title><content type='html'>&lt;embed src="http://blip.tv/play/g4Q9+vQjjflk" type="application/x-shockwave-flash" width="380" height="245" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" text-align="center"&gt;&lt;/embed&gt; &lt;br /&gt;Pac-Man 8-bit halinden daha eğlenceli olmuş :D Fransa'da bi süpermarketi viraneye çevirmişler, golf sahasına geçip golf topundan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;güç topu&lt;/span&gt; yapmaya çalışmanın sonucu çok ağırdı ama fransızların espri anlayışını sorgulayamayız tabi :P E bi de her eğlenceli şey karakolda bitmek zorunda dimi :))&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-3184942388836556826?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/3184942388836556826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=3184942388836556826&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3184942388836556826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/3184942388836556826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/05/pac-man.html' title='Pac-Man'/><author><name>şahin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16420176354315476362</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_ZuBq5nP3eIY/SgKZJlp23JI/AAAAAAAAAB8/t1vE77UekTI/S220/Kopyası+Mug-Mr.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-2008076642451107935</id><published>2009-04-15T04:37:00.003+03:00</published><updated>2009-04-20T10:13:46.650+03:00</updated><title type='text'>Başbelası "çakıl"</title><content type='html'>&lt;div style='text-align:center;margin:0px auto 10px;'&gt;&lt;a href='http://1.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/SeU6WX_sKYI/AAAAAAAAABY/IMjtDi4v3o0/s1600-h/_MG_3964.JPG'&gt;&lt;img src='http://1.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/SeU6WX_sKYI/AAAAAAAAABY/IMjtDi4v3o0/s320/_MG_3964.JPG' border='0' alt='' /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapsak yaranamadığımız kedimiz çakıl, sabahları bizi uyandırmaktan bıkmaz, miyavlamalarıyla peşimizden ayrılmaz ki bi kedi ortalama 100 ses çıkartırmış ama bizimkinin en az 200 tane olduğuna adım gibi eminim =)&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-2008076642451107935?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/2008076642451107935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=2008076642451107935&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2008076642451107935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/2008076642451107935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/04/basbelas-cakl.html' title='Başbelası &quot;çakıl&quot;'/><author><name>şahin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://4.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/Set6CvQ04sI/AAAAAAAAAEg/NP7GTfo7XWs/S220/vladstudio_catchthewind_1280x1024.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/SeU6WX_sKYI/AAAAAAAAABY/IMjtDi4v3o0/s72-c/_MG_3964.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-4318885992346734959</id><published>2009-04-12T03:32:00.000+03:00</published><updated>2009-04-12T06:06:13.289+03:00</updated><title type='text'>ɐɯɹɐʞ</title><content type='html'>&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/1435079/it_all_comes_back_to_you.swf" width="400" height="345" wmode="transparent" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani kısaca, &lt;font size= 4px face= courier&gt;Budizm&lt;/font&gt;'in içinde yer alan "&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;karma&lt;/span&gt;" yasaları bi şekilde işliyor, diyebiliriz. Budistlerin (ve Hinduların) bu inancı bizimkiyle (islami inanç ile) ne kadar örtüşür (ya da Harun Yahya bu konuda nasıl bir telkinde bulunmuştur) bilemiyorum. Sonuçta Budistlere göre sürekli "&lt;font size= 4px face= times new roman color="#990000"&gt;reenkarnasyon&lt;/font&gt;" halinde döngü içinde (burda bi anlam bozukluğu var, gözünüzden kaçabilir diye haber vermek istedim) olan bi hayat var. Sonunda da "Nirvana"ya ulaşabiliyorsun hatta. Ama yaşarken yaptıkların önemli. Kendi iraden var ve davranışlarını seçebiliyorsun. Eğer olumsuz davranışlarda bulunuyorsan üç vakte kadar sonucuna da katlanıyorsun. Determinizmden uzak bi inanış bu. Mesela &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"karma başıma bunu getirdi o yüzden başka türlü davranma seçeneğim yoktu"&lt;/span&gt; diyemiyorsun. Çünkü her durumda kendi iraden var ve ceremesini bikaç saniye sonra ya da bi sonraki hayatında ya da ondan sonrakinde çekebilirsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin rastladığı bu tip durumlar vardır. Biri gelip size &lt;b&gt;&lt;font size= 4px&gt;dişinin ağrıdığından&lt;/font&gt;&lt;/b&gt; bahseder ve o an sizin dişinizle ilgili bi sorununuz olmadığı için boş gözlerle bu ağrının anlamsızlığını tanımlamaya çalışırsınız. Karşı taraf bundan hoşnutsuz kalır, "&lt;i&gt;&lt;font color="maroon"&gt;aşkolsun&lt;/font&gt;&lt;/i&gt;" falan der hatta. Sonra ne mi olur? Tabi ki "karma" boş durmaz. İşlediğini göstermek için aynı yolu seçer ve kendinizi bi çeşit &lt;font face= times new roman&gt;"diş ağrısı"&lt;/font&gt; haleti içinde buluverirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-4318885992346734959?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/4318885992346734959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=4318885992346734959&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4318885992346734959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/4318885992346734959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/04/blog-post.html' title='ɐɯɹɐʞ'/><author><name>şahin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://4.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/Set6CvQ04sI/AAAAAAAAAEg/NP7GTfo7XWs/S220/vladstudio_catchthewind_1280x1024.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5648694841819626691.post-6544878431123170642</id><published>2009-04-09T20:07:00.000+03:00</published><updated>2009-04-10T02:54:17.902+03:00</updated><title type='text'>Herşey karışık zaten, çay da karışık olmalı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://sp2.fotolog.com/photo/50/29/18/bailameelaguasan/1215096186992_f.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 500px; height: 327px;" src="http://sp2.fotolog.com/photo/50/29/18/bailameelaguasan/1215096186992_f.jpg" alt="" border="5" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyla &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;dans&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;et.&lt;br /&gt;Gizli bahçede türlü kokular ve henüz &lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;evcilleşmemiş&lt;/span&gt; bir sevda&lt;br /&gt;O &lt;span style="color: rgb(102, 51, 0);"&gt;kokundan&lt;/span&gt; heyecanlara sardır dört bir yanını hayatımın&lt;br /&gt;Çıldırtırcasına.&lt;br /&gt;Boynuma &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;yular&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;olsun çektikçe daha da sıkacaksa kucağında&lt;br /&gt;Istırabım olsun.&lt;br /&gt;Sönerse közüm, alevlendir.&lt;br /&gt;Islak bez gibi kuruturcasına sıksın beni&lt;br /&gt;Son ana dek ipi gevşetme bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu &lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;leke&lt;/span&gt;den kurtar beni&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);"&gt;Aptal&lt;/span&gt; de&lt;br /&gt;Feda et hislerini&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Affet &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Söylediklerini çıkar at aklından&lt;br /&gt;Arama bile beni&lt;br /&gt;Korkmuyorum&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Defol&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ama &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;bırakma&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;ellerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan başlayalım&lt;br /&gt;Benim için bir &lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;sigara&lt;/span&gt; yak&lt;br /&gt;Dumanı çek içine&lt;br /&gt;Dozunda olsun ve bozma&lt;br /&gt;Üfle şimdi dumanını.&lt;br /&gt;Saatte iki yüz kilometre hız yapalım otobanda.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Yalancı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;hayaller.&lt;br /&gt;Düşmanlarının icabına bakmamla &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;aldat&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;kendini.&lt;br /&gt;Kulaklarının anahtarını ver bana&lt;br /&gt;Gözlerimi aç&lt;br /&gt;Sıcaklığını sakla&lt;br /&gt;Dayanabildiğin kadar&lt;br /&gt;Eminim pişman olmayacağına.&lt;br /&gt;Pazalığa var mısın? Ver &lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;put&lt;/span&gt;larını.&lt;br /&gt;Ben de benimkileri.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Hilekar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;parmaklar.&lt;br /&gt;Ağzından bal damlasın&lt;br /&gt;Tatlı olmayı bırakana dek.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 0);"&gt;Tuz &lt;/span&gt;önce herşeyden mahrum eder sonra geri verir.&lt;br /&gt;Kafeye gel benimle&lt;br /&gt;Sıcak aydınlık&lt;br /&gt;Ve &lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);"&gt;şekersiz&lt;/span&gt;. &lt;span style="color: rgb(102, 51, 102); font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Cansız&lt;/span&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5648694841819626691-6544878431123170642?l=serbestelektron.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serbestelektron.blogspot.com/feeds/6544878431123170642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5648694841819626691&amp;postID=6544878431123170642&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6544878431123170642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5648694841819626691/posts/default/6544878431123170642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serbestelektron.blogspot.com/2009/04/hersey-karsk-zaten-cay-da-karsk-olmal.html' title='Herşey karışık zaten, çay da karışık olmalı'/><author><name>şahin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://4.bp.blogspot.com/_MBYFaz7S27g/Set6CvQ04sI/AAAAAAAAAEg/NP7GTfo7XWs/S220/vladstudio_catchthewind_1280x1024.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry></feed>
