Kapı kilitli ve güneşlik çekilince dünya da küçülüyor. Refik Halit Karay'ın kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlarından olmadığımı gösterip Behçet Necatigil zorlamasıyla açsam sonra tek panjuru, yıllar yılı kapalı.
İçim acıyor çünkü artık herkes karşısındakine düşmanca bakıyor. Ama öncelikle birinin yerleri süpürmesi gerek, şu kadının kirli çamaşırlarını toplaması. Pençelerin ortadan kaldırılması gerek çünkü onlar da burada dikiliyorlar, ipi çektiğimde perde kapandıktan sonra alkışlarla tekrar sahneye çağrılmış gibi selam duruyorlar.
Mayıstan beri burada olması inanılmaz. Bu yeraltındaki koridorlar boyunca odalardaki mezarlıkta. Yani şimdi fare tuzakları arasında uyuyorken, giysilerinden yapılmış yatakta, oysa geri gelmemesini ne çok isterdim. Kapıları kilitlemek ve telefonu kapatmak daha kolaydı örtüsü sıyrılmış edepsiz çıplaklığındansa çünkü zor olan şey başka biri için pişman olamamak asla ki bu, insanlara açılmak demekti.
İçeri girebilirsin tabi ki. Kapıyı açıp ayakkabılarını çıkararak. Ama sana o sürgülü kapılardan çıkıp gitmiş olabileceğimi anlatmak bütün gece sürebilir, helikopterle gelip yukarı çekmek için attığı ipi boynuma geçirdiğimi, zamanlamayı hiç gerektiği gibi yapamamışımdır. Böylece kolumdan tutup götürüp kurtarmak için de zahmet etmene gerek kalmadı, olmasını beklediğin de buydu.
Kapı kilitli ve güneşlik de çekili olduğunda pek de yaşıyor görünmüyorduk zaten dışarıdan açılmalarına izin verilmiyor ve bu aydınlık yetersizliğinde sindirilip unutulup gitmemesi için de birinin acilen dilinin arkasından dişlerini göstermesi gerekiyor. Sadece fotoğraflara ve ziyaret saatlerine yaptığımız geri sayımlara bel bağlayamayız öyle değil mi? Bu benim işim değil ama nereden başlayacağımı inan bilmiyorum. Kapının altına dinamit yerleştirip havaya uçurmak istiyorum. Ama anahtarlar da bende, eğer affedeceklerine söz verirlerse, insanlara açılabilirim.
Konuşmaya çekiniyorum. Diş gösteren biriyle konuşmak istemiyorum. Düşkünlüğüme aldırmadan pazarlığa girişiyorum, hakaretlere, çirkin sözlere, suistimale ya da kötü davrananlara tahammül sınırlarımı zorlama izni veriyorum.
Biliyorum. Bazı hastalar, hastalıklarının tedavisi olsa bile iyileştirilemezler. Yine de bunda onların mesuliyeti yoktur. Bu yüzden kimseye böyle şeyleri hak ettiği söylenmemeli.
7/14/2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İsimsiz yanılsamalar
Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...
-
İki tarafından kokular, renkler ve seslerin meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde...
-
Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya...
-
Sevgili Ayşegül 'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim.. Hey sen! Bura...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder