7/28/2013

gece mesaisi

İçtiğim bu bardakla beraber, kahve, gözlerimin kenarından şakaklarıma doğru uzanan çizgilere Malkoçoğlu'nun atını kamçılaması gibi vahşi bir tür şiddet uyguluyor. Sinir sistemim harap olurken çıkardığı kıvılcımlar beynime kadar sıçrıyor. Sonra dengem sarsılıyor, çalkalanan içi boş bir kuyuya yudum yudum boca ediliyorum. Zihnin zifirinde parlayan büyük fikirler ordusu taburlar halinde harekete geçmeye hazırlanıyor. Savaş, ağzımda köpürüyor. Ansızın, hatıralar kopup geliyor her taraftan, bayrak sallayarak tabağa dökülüyorlar. Simgelemler, retorik ifadeler, analojiler, somut ve farazi kimliklemelerden oluşan süvari birliği dört nala koşturup yetişiyor bu curcunaya. Mantığın topçu birliği de topları taşıyan tahta tekerlekli arabalarını işkenceci gıcırtısıyla ağır ağır kaynayan kazana yaklaştırıyor. Hayal gücü, keskin nişancılarını özenle yerleştirmekten geri kalmıyor. Başka bahaneye gerek duymadan, sıcak kahve kokusuyla başlayan sıcak bir yaz gecesi daha yanmış barut kokusuyla son buluyor.

2 yorum:

  1. Sıcak bir kahve kokusuyla başlamaz mı zaten çoğu şey? Mesela bir mola, bir aşk, bir sigara..

    YanıtlaSil
  2. böyle şeyler söyleyebilenlere en köpüklüsünden, en tatlısından, en dumanı üstünde tüteninden koyu bi kahve yapılır, höpürdeterek içmesi keyifle seyredilir. alkış.

    YanıtlaSil

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...