2/01/2010

Hayal Kırıklığına Uğramış Bir Devrimci

Elim sende oynar gibi mimleyip kaçan girlof_ra'ya okurken eğlendiğim yazısında beni de düşünüp yer verdiği için teşekkür ederim. Başkalarının, özellikle de ilgi duyulan başkalarının hakkında bişeyler duymak, okumak, öğrenmek bazen yemekten, gezmekten hatta seksten bile daha ilgi çekici ve eğlendirici olabiliyor. Tabi bunun sebebi, bilginin, diğerlerini kendi içinde barındırıyor olması da olabilir. Yine de yararlı bi yanı var: birbirini anlamadığından şikayet edip duranlar için yol gösterici olabilir. Ya da daha kötüsü: kafalar iyice karışır ve anlaşılma imkanı tamamen ortadan kalkar. Aslında bunlarla uğraşmak faydasız. İnsanlar değişir, herşey değişiyor öyle ya tek değişmeyen şey değişimin kendisi imiş deniyor. Ama ben de Tolstoy'u anlamıyorum diyordum ki tüm meseleyi açıklığa kavuşturan çok değer verdiğim bi düşünür ile tanışma şansım oldu. Kendisi son zamanlarda bi albüm çıkarmıştı. Evet. Şarkısında da şu an beni oldukça yoran bu konuya değinmiş. Bunu hallettiğimize göre artık kendim hakkındaki yedi çok mühim bahisten dem vurabilirim:

1 Az bulunan şeylere meylederim. Bi süredir azalan şu kadına da sanırım sırf bu özelliğim yüzünden çok meyletmeye başladım.
2 Gerçekle ilgisiz duygular algılarım. Yani normal olan şeyler bana rüyamsı gelir. Çok kullandığım bi kelimeyi bi başkasından duyduğumda ya da yazılışını gördüğümde birden bire o kadar tuhaf gelir ki irkilirim.
3 Sıradan bi hayat anlayışım var. Aslında sıradışı olmak istiyorum. Çizginin ötesinde yani, sonra diğerleri de ayak izime basa basa ötelensinler.
4 Çoğunlukla yarı-uyku modundayımdır. Bilincim fazla açık değildir yani. Tam da bilinçle ilintili bişey mi karar verebilmiş değilim aslında. Şu sıralar popüler bi konu olan "farkındalık" durumumun çok çok zayıf bi konumda takılı kaldığını söyleyebilirim. Bununla beraber, örneğin, sıcak bi ortamdan birdenbire çok soğuk bi ortama geçiş yaptığımda ya da loş bi ortamdan çok aydınlık bi ortama, işte böyle keskin geçiş durumlarında kısa süreli tam ayılma yaşıyorum. Tam da böyle bi ayılma zamanında, etrafıma baktığımda, hiç de sıradan bi sahne ve sıradan oyuncularla çevrili olmadığımı 'fark' ettim. Bi üstteki maddede belirttiğim özelliğim de sanırım tam bu yüzden vuku buldu.
5 En çok kullandığım kelimeyi düşündüm de bi an, ben. Yazının konusuyla da gayet ahenkli oldu hani. Her cümlenin içinde, fiil ya da fiilimsi hatta bonus olarak fiilimtırak, sonuna birinci tekil şahıs eki ekleyebileceğim her ne varsa ekliyorum. Bunu bilinçdışı bi şekilde yaptığımı belirtmeme gerek yok sanırım. Evet evet üstteki maddede yarı-uyuyan, bilinci kapalı biri olduğum belirtilmiş nasılsa.
6 Kaç oldu? Bununla beraber iki tane daha var.. Çok çabuk sıkılırım. Az bulunan şeylere meyleden birinden de pek ilgi göstermesi beklenemez sanırım.
7 Tepkisellik ve ters psikolojinin etkisindeyim. Bunların yanında, akranlarımın (soylular, asiller vs) etkisinde kalmayı çok istiyorum. Sürü zihniyetinden bahsediyorum. Sırf anlaşmaz ve uyumsuz olmamak için saçma ve can sıkıcı şeyleri benimseyip, çoğunluğa uyup, karşılıklı anlayışı sağlamak da istiyorum.

2 yorum:

  1. sokaktaki adam!
    :)uzun zamandır soba başında kestane pişiren mayışık-uyuşuk-depresif-edilgen zihnim nefes nefese kalıyor okurken seni kondisyonsuzluktan :D
    teşekkür ederim!

    YanıtlaSil
  2. hahah bu kalabalık cümleden sonra köşe başında gaste kağıdından bi bardak kestaneyi hakettin hakkaten :)

    YanıtlaSil

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...