Güneş, ışığını bulutların üzerinde uçuştururken, denizden habersizce taşıp üstüne yerleşen nemli kaldırım tozundan pas tutmuş gövdesi sırf daha az soyunuk görünmek için giyindiği paçavraların arasından yer yer dışarı fırlayan evsiz bir adama yaklaştım.
En az bu adamın yanına yaklaştığımdaki kadar sıcaktı bütün öğleden sonra, Güney Amerikalı yazarların derlemeleri arasında kayboluyordum. Sonra, telefonun sesi kısıktı. Bahçesinde parti veren biri çağırıyordu. Fiji yakınlarında bi adada uzun bi süredir yapayalnızmışım gibi mumla aradığım birilerinin orada bulunabilirliğine ya da Şili kısmında inanılmaz kötü çevrilmiş bi bölümü bi türlü anlayamamanın uydurduğu acıyı dindirebilirliğine inanarak akşam partiye şöyle bi uğruyordum. Hiç alkol kullanmayan biri olmama rağmen, barbekünün kokusu ve gevezelik yapan erkek ve kadınların havada karışan seslerinin yanında masa üstüne donatılmış çeşitli içki şişelerinin görüntüsüyle karşılaşınca çocuklar gibi neşeyle doluyordum. Zihni yatıştırıcı kuş cıvıltıları duyuluyorken sağda solda çene çalan insanların arasına rahatça kaynaşıyordum. Bikaç büyükçe şarap bardağını boşalttıktan sonra filozofça bi sıkıntı içinde başıboş adımlarla lavaboyu bulmaya çabalıyordum. Lavaboda yüzümü ıslattıktan sonra bi parça kağıt mendil koparıp biriken suyun üzerine bırakınca eriyip kaybolmasını izlemek hayattaki küçük mutluluklarımdan biriydi. Partiye geri döndüğümde eski bi kabusumu anımsadım, uzun zamandır kimsenin izlemediğine emin olduğum berbat bi korku filminde gördüğüm kuklalara benzeyen oyuncak görünümlü yaratıklar bu kısa yokluğumda dışarıdakilerle yer değiştiriyordu . Aslında herkes her zamanki gibiydi ama uğursuzluk yayıyorlardı. Her halukarda bişeylerin ters gittiği açıktı. Beni henüz farketmediklerini anlayınca koşarak içeri kaçıyordum. Başımı lavabonun soğuk duvarına yaslayıp beklemeye koyuluyordum. Sonunda akıl melekelerim devreye giriyordu. Bütün bunların berbat bi hayalden ibaret olduğu ve geri dönüp bahçeye çıktığımda enfes partiye kaldığım yerden devam edeceğim kanaatine varıyordum. Yine de büyük bi endişe içinde bahçeye dönüyordum. Uğursuz yaratıklar, salyaları akan üç başlı ve beş gözlü Kerberoslara dönüşüyordu. Çitleri kırıp bağırarak kaçmaya çabalarken kenardaki latin çiçeğine dolanıyordum ve çiçeğin sarılı olduğu kafes kırılıyor, parçaları giysilerime takılıyordu.
Hastanede gözlerimi açtığımda, hayatımı özellikle yaşanılmaz kılan böyle bi komplonun nereden kaynaklandığını düşünmeye başlıyordum.
Derin düşüncelerin dalgınlığıyla yürürken, binanın bitişiğinden inen merdivenin dibine kurulmuş saçı sakalı karışık, üstü başı perişan bi berduşun sözlerine kulak şahidi oldum. İstemdışı duraklamış ve bi anda bu evsiz adama dikkat kesilmiştim.
Başını çevirip esrarlı sözlerinden bi nefes daha uzatır ümidiyle yarı çıplak ayağını dayadığı pamuktan merdivenin yanına yaklaştım.
Karnına doğru ikiye katladığı kolunu açarak elindeki koyu yeşil şişeyi, zümrüt taşlarla işlenmiş bi mücevher taşıyor gibi özenerek, girginlikle avucuma sıkıştırdı. Hiç alkol kullanmayan biri olmama rağmen bunu ona söyleyemedim. Bütün gücümle bağırıp koşarak kaçardım, sokak duvarlarına, evlerin kapılarına, arabaların camlarına yazarak uzaklaşırdım o an ondan, söylediklerini hatırlayabilseydim eğer. Sonra şişeyi kaldırdım. Ağzımın içi kristalleşirken o da benim heyecanıma eşlik ederek emanetini usulca geri aldı ve hiç konuşmadı.
Artık hava kararıyordu. Kendimden geçmiş bi halde kaldırımda evsiz adamın yanında başımı sokağın soğuk duvarına yaslayıp beklemeye koyuluyordum. Güneş, ışığını alıp batıya kaçırıyordu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İsimsiz yanılsamalar
Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...
-
İki tarafından kokular, renkler ve seslerin meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde...
-
Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya...
-
Sevgili Ayşegül 'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim.. Hey sen! Bura...
Bir solukta okumak...
YanıtlaSilOkurken nefes almayı unutmak...
Gerilimli...
Sürükleyici...
U-uuuuuu!
biraz da senin teşvikinle yazmıştım. beğendiğine sevindim. teşekkür ederim :)
YanıtlaSil