9/02/2010

Kaşık

Bi süredir uyumaya çalışıyorum. Sesler, yaptığım herşeyi hatırlatıyorlar. Kafamın içinde duyabileceğim en yüksek sesteler.
Sonra duvar tarafına dönüyorum. Nefes alışlarımı olabildiğince yavaşlatıyorum. Gözümü kapatıyorum. Açıyorum. Tekrar kapatıyorum. Yüzler görüyorum. Bilirsiniz, tüm o yaptıklarımı andıran yüzler.
Artık uyumayı başaramayacağıma eminim. Sürekli uykusuzluk çekenleri şimdi daha iyi anlıyorum. Sesler bi türlü yakanı bırakmıyor, anıların içinden anlar kopuk kopuk geliyor, sırasını tanımlamana fırsat vermeden yer değiştiriyorlar, sonra da gecenin karanlığında peşlerine düşüyorsun.
Işığı açıyorum. Yatağın kenarına ilişiyorum biraz da olsa nefes alışımı kolaylaştırır diye. Işığı tekrar kapatıp uyumaya çalışıyorum, gece uzun olacağa benziyor.
Hikayede, boşlukta kaybolan kızım ben. Şu sürekli ortadan kaybolan, sonsuza doğru düşerek yok olan, derinlere, uzağa, her an daha uzağa çekilen kız. Tıpkı, ağzını kocaman yayıp sessizce gülümseyen Cheshire kedisi gibi, zamanı geldiğinde ben de gideceğim. Ama gülümseyişimdeki o yapay sıcaklık, o soytarı, sahte kıvrım, hikayenin perişan halde hüzne kapılmış insanlarında ve kötü adamlarında olduğu gibi alaycı bi kalıntı olarak arkamda kalacak.
Bi yerde bi partide, bi sokak köşesinde çekilmiş fotoğrafta gördüğünüz o adam benim. Fotoğrafa tekrar baktığınızda, doğrusunu isterseniz kalıcı değilim, sizi temin ederim ki o fotoğrafa ikinci kez baktığınızda artık orada olmayacağım. Sovyetler Birliğine ihanet etmiş bi vatan haini gibi kayıtlardan silinmiş olacağım.
Bazı sabahlar her zamanki müthiş, bildik bi felaketin kapıda olduğu düşüncesiyle sarmalanmış bi başka güne uyanmış olma hissini duymamayı diliyorum. Bi başka günün gülümsemeleri, lütfenleri, teşekkür ederimleri, şunu yap, bunu getirleri, sırıt ve katlanmaya devam etmeleri, iyiyimleri, efkar dağıtmaları. Bi yeni günün aynı insanları, sudan sorunları, anlamsız gevezelikleri, herkes konuşuyor ama hiçbiri dinlemiyorları, kimse bakmıyor kimse görmüyorları. Bi başka günün geleceğe dair hayalleri, yardıma muhtaç ve takılıp kalmışlıkları.
Bütün bunların kaybolup gitmesini diliyorum, özgürce seyahat edebilmeyi , ne istersem yapmayı, kendimi düşünmeyi. Her gün ufak tefek şeylerden türeyen ani korkulara cesaretle karşı çıkmayı.
Bunların eksikliğinde geçen her günde, kendimi daha ve biraz daha görünmez hissediyorum.

2 yorum:

  1. tamamen bakıp durduğun boş beyaz tavanın etkisi bunlar; gözünü kapayıp sabah da yeni uyanmış gibi yaparak açınca geçiyor.

    YanıtlaSil
  2. heheh iyi fikir ama bazıları istese de zorlasa da pek eğlenceli olamıyor işte uzun zamandır köşedeki örümcek ağına bile dokunmuyorum yani nerden baksan tek eğlencem o :)

    YanıtlaSil

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...