2/26/2011

An Kara

Tutuşmuş çalılarından yansıyan kararsız ışığın ahenginde zilli melodilerini kısacık saçına bağ yapmış ağıdını uğuldayan bi Azeri kadını ziyaret. Ada, dört kanatlı vilayet. Sakin kış gündüzlerinden güneşsiz aydınlığın kafir sabahlarına feryat. Kimine kanat, kimine kanaat.
Bir pembelik doluyor kızgın saatlerine o sabah top sesleriyle uyandığı. "İçim.." diyor "Çoktandır içimde kemirgenlerin en azılısı." kendi dilinde. "İçim ağaçlık, içim sisli.". Ama görüyor da sisi yarıp gelen ateşin dumanını. Düşman, tanıdık. Sınır, karışık. Sinirlerini yatıştırıyor bir molası, duruyor kulak delen yanık yaygara. Uzun bacaklı, geniş kanatlı kuşlar vızıldıyor uzakta. Benekli aydınlığın diş gıcırdatan ayazına düşen o kara ışık, mizah yoksunu katliam parçalarla.
Körük kuzeyden yelliyor, kızışıyor vuruşmalar. Tok yankılarla içine inen kurşuni keskin kılıçlar. Karaçay'ın havada vurulup düşen kardan topladığı suyla cilveleşiyor feryadın karnı aç çocuklarının yüzünde çatlayan kuru dudaklar.
Çeyrek kör, yarı sağır, tastamam dilsiz. Susuyor on dokuzunda bahtından huzuru çıkarıp umudu işlemede, saç bağında zillerin fısıldayan tınısı çınlıyor yüreğinde ve çevirmiyor dikmiş gözlerini öteye, çeviriyor dört bir yanını adasının, evinin işgalde.

2 yorum:

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...