Yani çok zor ait olduğum bu azgın dünyayı anlaman. Öyleyse unutmalı mı dersin? Belki günün birinde -ne çok insan yaşıyor şu dünyada öyle değil mi?- kalabalığı yarıp ilerlemeye çalışan birini, beni görürsün kaldırımda, görmen gerek, görürsen uzat elini ve kaldır havaya, bulutların arasına, yanına.
İsmini fısıldayan rüzgarın sesi, aslının verdiği cesareti ikiye katlıyorsa pencere saksısını düşürmek pahasına kapatırken gözlerimi, uzaktaki balıkçı teknesinden, tepedeki ev görülebilirdi. Hatta ışıkları açıksa bir de teknenin, evin hareketleri izlenebilirdi.
Eğer gerçekten isteseydi, canını sıkmaya her zaman hazırdım. Ayaklarım yerden kesiliyor ve yine uzaktayım. Uzaktaki teknelerden tek seçtiğime gereğinden fazla değer verseydi, kaybettiği kendini yağmur altında ararken dinlediği şarkı kadar kuru kalırdı görebildikleri.
Uzaktaki hatanı düzeltmek istersen arkada bıraktıklarına dönüp iki kere bakmaya ne dersin? Kitaplar bende, sen uzakta kalabilirsin, kaçıp kendini kurtarabilirsin.
Evet hala görülebiliyor tekneden ama ışıkları açacak kimse kalmadı, senin gibi, bi çığ düştü tepeden ve buz gibi soğuğu doldurdu. Gecenin soğuğunda, hafif ve kırılgan toprak mezarına çökerken sen büyük bi dalganın tepesinde gökyüzüne yelken açtın. Şimdi ben, büyük, büyükçe bi yönde küçülüyorum. Veda etmekten hoşlanmıyor musun?
Yani o zaman bu silahı kendi şakağıma dayasam, uzaktaki hayatı veren tanrı bana düşman mı olur, kırgın bi adamın gönlünü almak varken?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İsimsiz yanılsamalar
Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...
-
İki tarafından kokular, renkler ve seslerin meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde...
-
Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya...
-
Sevgili Ayşegül 'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim.. Hey sen! Bura...
çoğumuzun vardır biraz "yokluk"u.."insan böyle zamanlarda ne dese ne yazsa bilemiyo.." düğüm düğüm olduğumu hatırlıyorum sadece, sanki hiç çözülemeyecekmiş gibi. boğum boğum yutkunamamıştım; sanki sürekli "hayır" diye mırıl mırıl reddersem "gerçek" değişecekmiş gibi geldi bi süre.
YanıtlaSilzor zamanlardı, atlatılmıyo da hala zor zaten.. sadece acziyetime alıştım diyebilirim. yaşadıkça o klişeye hak verdim; "hayat devam ediyo". umarım bu güzellğiyle iç burkan yazı bir kurgu hikayedir, değilse de üstünden çokça zaman geçmiş bi yaşanmışlık olmasını diliyorum.
henüz yeniyse; öncelikle bil ki eskimez zaten; ama zamanla "yokluk" daha az acıtır, o zamanların senin için kısa sürmesini temenni ediyorum..
çok güzel bir yazı..
YanıtlaSilBir kez daha okudum. Enfes..
YanıtlaSil@Funda umarım kötü şeyler anımsatmıyordur, yazıyı güzel bulmana sevindim:)
YanıtlaSil@Göksu herşey yepyeni, her görüldüğünde hayranlıkla ve şaşkınlıkla bakakalmamak için hislerini kaybetmiş kör ve sağırlar olmak lazım ama hayatta vazgeçilemeyecek, yeri doldurulamayacak bişeylere izin verilmemeli bence. yokluğun yaktığı karanlığın zamanla sönüp gitmesi gerektiğine katılıyorum ama bu zaman da ancak ciğerlerce hava üfleyerek geçiyor, yoksa öylece duruveriyor saat kadranı.