Şey.. Otuz kadardık. Biz çocukları fidan dikmemiz için toplamışlardı. Bu eğitimimizin bi parçasıydı herhalde. Sorumlulukla tanışacaktık, bir başımıza bitki yetiştirecektik. Otuz çocuk, otuz fidan.
Sonra bi terslik oldu. Bütün fidanlar kurudu.
Bilemiyorum.. Bişeyler eksik ya da yanlış yapılmış olabilir. Bize söylenen neyse onu uyguladık. Belki de toprakta sorun vardı.
Durumu şikayet ettiler. Aslında şikayet de denilmez hani. Fidanların olası kuruma sebebiyle ilgili bilgi istediler. Ortada otuz çocuk vardı, otuz kurumuş fidanı olan çocuk. Hepsi dizlerini kırmış kuru dal parçalarına bakıyorlar, iç karartıcı bi manzara.
Ama bi yavru köpeğimizin olması planlanmış bişey değildi. Küçük kızlardan biri okulun önünde duran arabanın altında bulmuş, araba hareket edince ezilir diye korkup almış, içeri getirmiş.
Tuhaf anlar yaşatmıştı gelişi. Bi köpeğin sınıfta durmasına izin verilmezdi. Ama işte oradaydı. Yavru, sınıfın içinde, koridorda, merdivenlerde geziniyordu işte. Bunu bize anlatamazdılar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İsimsiz yanılsamalar
Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...
-
İki tarafından kokular, renkler ve seslerin meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde...
-
Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya...
-
Sevgili Ayşegül 'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim.. Hey sen! Bura...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder