Başlangıçta hiç farklı görünmeyecek, her çift gibi gülüp eğlenecek, saçma hikayelerinizi, anılarınızı dinleyeceksiniz birbirinizden, eskisinden de çok kahkahalara boğulacaksınız. İliklerinize kadar sarhoş olduğunuz bir gece başını omzuna biraz daha uzunca yaslayacak, masum dokunuşların ardından sanki ilk defa oluyormuş gibi öpecek, seni sabaha kadar uyutmayacak bu öpücük. Her şeyin heyecan verici, eğlenceli olması için ne gerekiyorsa yapacak, öyle olmak zorunda, heyecan verici, ışıltılı olması gerek çünkü hüznün karanlığını çok iyi biliyor.
Kullandığı kelimelere azami dikkat edecek, "anne ve baba" demeyecek asla, biri söylerse hemen başını öteye çevirecek. Bir gün telefonun çaldığında arayan babansa, yersiz, tuhaf bir suçluluk duygusu içini kemirecek. Babanla aranda kurduğun manevi mutluluk sırrını ağzından kaçırdığın için ayıp etmiş hissedeceksin.
Birileri ailesini sorduğunda, çekinmeden, sesi titremeden, defalarca kustuğu gibi ezberindeki sözleri sıralayacak. Banyoda aynanın karşısında bu sözlerin provasını yaparken gözünde canlandıracaksın onu. Acaba içinde biriktirdiği üzüntüsü boğazında yumruk olup kelimelerin dışarı çıkmasına izin vermeyeceği bir gün gelir mi diye geçireceksin içinden, bu kadar sakıngan biriyle birlikte olabilecek misin?
Seninle eften püften anılarını paylaşacak, küçükken yanında yatmayınca babasına bir kurbağa masalı uydurduğunu, dinozordan korkan baba ve kız kurbağanın suya atladığını, sonra gece olunca baba kurbağanın kızının yanında yatıp onu sevdiğini, "Babamın gözleri sulanmıştı. Gece 4 yaşındaki kızı sırf yanında yatıp onu sevmesi için bu masalı uydurunca dayanamamıştı." Bunu duyunca onun alnını öpeceksin ve o da sarılman için ellerini tutacak. Hiçbir zaman birinin ona sarılmasını istediğini böyle açıkça göstermemişti, bu anın ne kadar muazzam olduğunu tahmin bile edemezsin. İşte bu, yıllardır uğraş verip sağlamlaştırdığı zırhını yavaşça çıkarmaya başladığı, sana güvenmeye başladığı andır.
Sıkıntıları tartışmaktan kaçınacak, sen yürümesini isterken o sadece parmak uçlarıyla ilerleyecek. Böylesine atılgan, alevli fikirlerle dolu birinin yakınlaştıkça nasıl da sessizliğe gömülebildiğini anlamayacaksın. Savaşacağına emin olduğun halde o kaçak davranacak. Çok fazla yakınlaşıyorsun, ilişkinin ciddiyeti gerçeğin sıcaklığına kavuşuyor derken o kaçıyor, koşu ayakkabısını hazırda bekletiyor olacak.
Babasız bir kadın denizinde dalga yaratmak istemez çünkü anlatabileceğinden uzun kalmıştır suyun altında. Basit değildir, çantada keklik değildir, gerçi üstüne gidip neden birini incitebilecek bir şey, herhangi bir şey yapmaktan korktuğunu sorabilirsin, nasıl oluyor da kağıt üstünde cesur görünmesine rağmen gerçeğiyle yüzleşince konuşmaya korktuğunu sorabilirsin. Konuyu değiştirip alay ederek o da senin üstüne gelecektir. Belki de sana karşı hiçbir zaman dürüst olmayacağını düşüneceksin.
İşin aslı, bu çelişkinin ellerini karıncalandırmasına şaşırmamalısın. Hareketsizce durup kendisiyle sevdiği biri arasında bağ kurmasına sebep olabilecek şeyler söylemekten kendini alıkoyması saçma değil çünkü insanlar terk edip gidebiliyorlar. Çünkü öğrendiği en korkunç şey bu oldu onun hayatında. Eğer hala ona her şeyden çok ihtiyacı olduğu tek adam çekip gidebiliyorsa, herhangi bir başka adam da kalmaya değer görmeyebilir onu.
Ama tüm bunlar öyle kolayca ortaya dökülebilecek şeyler değil, terk edilme sorunu olan, koruma kalkanıyla etrafına mesafe koyan biri olarak anılmak istemez. Bir boşluğu doldurmaya çalışan, babasız kadın olmak istemez. Acınmak istemez. Onu her zaman anlayamayacağını anlamalısın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İsimsiz yanılsamalar
Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...
-
İki tarafından kokular, renkler ve seslerin meydana getirdiği katılaşmış birer ruh yığınının sıkıştırıp daralttığı ılık bir vadinin üstünde...
-
Nasıl ve neden geldiğini hatırlamıyorsan bu hayli kalabalık kadrosu olan piyesin içine, neredeyim, hangi roldeyim, ne istenir benden ya...
-
Sevgili Ayşegül 'ün ödülüne çok sevdiğim bi filmden beni etkileyen küçük bi konuşmaya yer vererek teşekkür etmek istedim.. Hey sen! Bura...
Sen dostum, neler anlatıyorsun böyle? Yalnız düzeltmek isterim, babasız kadın değil, kaç yaşında olursa olsun, hala babasız kız çocuğu. O kadınları hiç büyütemediler.
YanıtlaSilHaklısın arkadaşım ama bu eksikliği gideremediğim için utancımdan öyle söylüyorum.
YanıtlaSilYetişkin bir bireyin, hangi cinse sahip olursa olsun, varlığının oluşturan ya da tamamlamasına yardımcı olan ya da yalnızca dünya üzerine gelmesini sağlayan herhangi başka bir bireye bağımlılığı olamaz. Bunun sonu "Şeytan da hep kadınların içine giriyor,aciz yaratıklar"a kadar gider.
YanıtlaSilelbette. yalnız, henüz yetişkin olmadığı zamanlarda en bağımlı olduğu kişiyi kaybedince, yetişkinlikte bile eksik şeyler kalıyor içinde. bu eksik yanını bilerek yaklaşmalı o yüzden, zayıf ya da güçlü olduğu yanlarını buna paralel olarak değerlendirmeli.
SilCümleye yetişkin birey diye başlarken.. Yetişkin biri kimdir sahiden ? Ben yaşlı adamların küçük çocuklar olabildiğini gördüm o eksikliğin olduğu evlerde. Aslında biliyor musun, cümlelerle gerçek olduğuna inandığımız bir sürü şey yazabiliriz, hani yetişkinlik birey bağımlılık falan diyoruz ya.. Ama öyle yaşanmıyor o işte.
SilBu sevgi duyduğun her nesne için geçerlidir. Bağlılık garanticiliği devam ettiren bir kavramdır. Sistemlerin sona erdiği noktada kalacak tek şeyin insanoğlu farkına varacaktır: Hiçlik.
YanıtlaSilsonuçtaki hiçliğe ulaşınca her şey kolay olacaktır elbet amma ve lakin asıl cendere oraya ulaştıran yolda kasıp kavrulması.
SilNeyi kabul edip neyi reddedeceğin sana kalmış.Bu felsefe bir harika dostum.
SilÖzellikle sondan ikinci parağraf -birkaç defa okudum istemsizce- ve genel olarak yazınız çok güzel olmuş.
YanıtlaSil