12/19/2013

dünya tutulması

Gölgeye dönüştüğü için ölü ya da uyuyor sandığım biri "Herkesin bir plana ihtiyacı var." demişti. "Düşün," dedi, "yenilmiş bütün çiğ etleri düşün." ve ısıran dişleri, tadı alan dili, o tada duyulan açlığı düşünmemi istedi. "Şimdi o et yok olsun" diye ekledi. "Sonra dişleri ve dili, sonra tadı ve açlığı ortadan kaldır." Bu dünya için tasarladığı plan her şeyi olduğu gibi gölgeye dönüştürmekti. Dinliyordum bu ölü veya uykuda olduğunu sandığım adamı ama söylediklerini  hayalinde ya da en karmaşık rüyasında, hatta bitmek bilmeyen ölüm anında bile yerine getirip getirmeyeceğini umursamıyordum. Çünkü böyle hayaller yeterince ilerisi düşünülmeden kurulmuş olanlardı. Onunki gibi bir hayal daha ilerisini öngörmeliydi, dişlerden, dilden, tattan, açlıktan, etten de ötesini, etin kemiğinden, kemiğin tozlarından ve o tozları uçurup dağıtabilecek bir rüzgardan da ötesini. 
Gecenin karanlığından da önce gelen bir karanlığı canlandırdım kafamda ve garip bir şekilde gündüzün ışığından bağımsız parlayan ışığı. Bunların olduğu gün, son kez ufak ürpertiler hissedip ezici bir korkunun altında ezilecektik. Yalnız, o günden sonraki gün olmayacaktı. Böyle bir dünya daha gelmeyecfekti arkasından, çünkü benim de bir planım vardı, böyle bir dünyanın, bunun gibi bir günün tekrarı olmayan bir planım. 
Buna karşılık olarak alaycı bir ruh bana ölüm şekillerini sıralamak isteyecektir. Ağır ağır gelen ölümlerden, müthiş acı verenlerinden bahsedecektir. "Ani bir ölüm olabilir." diyecektir, acısız ve birdenbire geleceğini söyleyecektir ya da acının zamana yayılarak azaldığı uzun soluklu bir ölümü anlatacaktır. Ölüm şekillerini bitirince "başka?" diye sorsam da "hepsi bu kadar" diyecek ve susacaktır. Başka bir tek söz duyamayacağım, bu son söylediği: "hepsi bu" yankılanıp kalacaktır kulağımda. 
Planımı şekillendirmeye bu sözü duyunca başlamış olmalıyım.
Çünkü burada bu dünyadan hiç kaçış yok. Uykuda bile bastırıyor. Onun varlığıyla sınırsız bir rüyavari halüsinasyonun içindesin ve zamanın geçmediği bir cehennemde. Bu rüyadan kaçış yok hiç çünkü baştan beri senin rüyan değildi, yapman istenilenin dışında bir şey yapma şansın yok, kendine ihanet eden sözlerin tamamen onun sonsuz zulmüne ait. 
Gölgedeki adamın sesini duyar gibi oldum. Başını kaldırmış aya bakarken köşeyi dönüp dar sokakta onunla şeffaf ayın altında karşılaşmamı bekliyordu. Dönüp bana planımın yanlış yorumlandığını fısıldadı. Planım korkunç bir hataymış çünkü yapacak hiç ama hiçbir şey yokmuş, gidecek bir yer yokmuş. "Planın yanlış." deyip durdu, oysa yanlış olan bu dünyaydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...