10/31/2023

İsimsiz dertler

 "Buradasın"

En başta, ümitsizce kaybolmuş hissediyordun. Bu yabancılığı üstünden atmak için hayatını güvenli bir dairenin içine alacak biçimde dünyanın haritasını çizmeye koyuldun.

Önündeki boş haritayı bir kaşif gibi doldurmalıydın. 
Hayata dair tatmadığın her şey seni ıstırapla kıvrandırıyordu.  
Bilemeyeceklerine, deneyimleyemeyeceklerine dair sorular birikmeye başladı.


"Bir adım atmalısın" 

Sırf o adım için kapatman gereken nice kapıları düşündün:
yapmadığın ya da yapamayacağın, riskli olduğunu sandığın ve belki de öyle olmayan şeyler, varmak için bilet bile almadığın hedefler, biraz uzakta parlasa da yalnızca gözünde tüttürdüğün ışıklar, son anda vazgeçtiklerinle dolu alternatif bir geçmiş, zihninin boş odalarında istiflediğin kurdelesi çözülmemiş hayaller... tam buradasın ve burada olmak için vazgeçtiğin her şey.

Cevapsız sandığın bir yığın soru.


"Soluk mavi nokta" 

Evrenin küçücük bir noktasını biliyor olmamız ne tuhaf. Oysa bir ömür, bir hayat, bir dünya, devasa kavramlar. Yine de ayakta durabilmek için bir sürü varsayıma güvenmek zorundayız. Üstelik bunu sadece bir anda, bir bedende ve bir yerde hapsolmuş halde yapmalıyız. O yüzden bahanelere sığınıyoruz, içinde yaşadığımız halde gözümüzden kaçırdığımız her şeye dair.


En baştaki yabancının ta kendisi olsak da evimizde gibi hissederiz. Canavarların yardımıyla. Çizgi çizgi doldurduğumuz haritanın köşelerinden uzanan uçsuz sisli cehennemin koruyucuları. O tarafa bakmaya bile cesaret edemeyiz ama beynimizde varlığını hisseder rahatlarız. Kendi bilindik dünyamızda bir süre ne yaptığımızın bile farkında olmadan keyifle yaşarız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İsimsiz yanılsamalar

Hilesini bilseniz bile sizi kolayca kandırabilecek bir optik yanılsama vardır: İnsanlara ne kadar uzaktan bakarsanız, o kadar kusursuz görün...